İyice koltuklarına yerleşen iki kadın kahvelerini höpürdeterek içtiler.Nezihe kendini iyice pudralamış allığını, rujunu eksik etmemişti, şakağınada bir çiçek takmıştı. Yanında oturan Selime'nin de ondan pek bir farkı yoktu.
Gülnihal Hanım evde değillerdi o yüzden misafirlerle ben ve Neriman ilgileniyorduk.
"Ay nasıl özlemişim seni Neriman. Her gün görsem yine özlerim. Keşke kardeşim olsaydın" dedi Selime. Bunu iki türlü söylediğinin farkındaydım. Neriman'ı kendi kardeşine Ustura Kemal'i de kendisine alacaktı aklınca.
Onun bu hareketleri Nezihe'nin de hoşuna gitmemişti.
"Ee? Ağabeyiniz ne yapıyorlar?"
O bunları söylerken kapı çalmıştı. Sabire abla da bakmaya gitti hemen.Neriman gülümseyerek arkasına yaslandı.
"İyiler, hem de çok iyiler ne de olsa yakında nişanlanmayı düşünürler""Ne! Kiminle?" dedi iki kadın birden.
"Aman Allahım kulaklarım neler duyuyor nişan mı düşünüyorlar Kemal bey? Ah bu kadınlarda ne zaman gelsem buradalar, hayır dertleri neyse artık?" Saçlarını tepesinde kabartmış, önünde gayet süslü bir prostela ile koşa koşa içeri geçti Anika.
Selime kahkahayla "Al sana bir ortak daha. Aman kakanoz koş geç kaldın"
"Bir susunda dinleyelim Nerimancığımı. Kimdir bu Ustura Kemal'in gönlünü çalan kişi?"
Ben derin bir nefes vererek gözlerimi devirdim Neriman da kolumu dürterek "Çok güzel biri" dedi.
Selime böbürlenir gibi omuzlarını sallayarak diğer kadınlara döndü "Duydunuz mu? Güzel kadınmış demek ki benden bahsediyor"
"Hah hah hay, aç tavuk kendini arpa ambarında sanır" dedi Nezihe.
"Allah ömrünüze bereket versin güzel kadın diye benim için değil senin için söylüyor yosmam. Kemal beye kendimi beğendireceğim diye suratını paskala çevirmişsin. Hiç senin gibi güzel dururken Ustura beni beğenir mi?"
"Ay, ay... Ama ay, gülecek halim yok. Selime bir kere aynanın önüne gidip suratına baksana. Süslenmeye uğraştıkça şebeleye dönmüşsün. O kaşındaki kazan kulpu rastıklar nedir?"
Bu tartışma epey canımı sıkıyor olsa da bu kadınların halleri komiğime gitmiyor değildi. Aralıksız öyle bir konuşuyorlardı ki insana düşünme payı bile bırakmıyorlardı. Fakat ikisinin hatta üçünün de fikri yanlıştı.
"Doğrusunu isterseniz ikinizde birbirinizden maskara olmuşsunuz" dedi Anika. Önündeki tepsiden bir tane lokum alıp ağzına atarak.
"Sensin maskara! El gün kepazesi! Saçlarını Nemrut Dağı gibi ne kabartmışsın?"
"Şimdi moda böyle. Hem öyle nafile telaş etmeyin Neriman güzel kadın diye ne sana, ne de sana söyledi Nezihe"
"Oh iki gözüm kokoroz, senin için söyledi değil mi?"
Tamam artık sinirlendiğimi hissedebiliyordum.
"Kadın olduğunu size kim söyledi?" dedim dayanamayarak.Üçü de anında suspus olup bana döndü.
"Ne dedin, ne dedin?"
"Doğru" dedi Neriman. Kadınlara üstten bir bakış atarak.
"Ağabeyim çok güzel bir oğlanla bugün nişanlanacak. O güzel oğlanda-"
"Yoksa!" dedi Selime eliyle beni göstererek "O sen misin?"
"Ta kendisi" dedim gülümseyerek. Bu kadınların biraz önceki konuşmaları beni rahatsız etmemiş değildi fakat fırsat vermiyorlardi ki iki kelime de bir başkası etsin.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KABADAYI BxB
Historical FictionAnnesinin ölümünden sonra hiçkimsesi ve kalacak bir yeri olmayan Matteo kendisine evini açan temiz kalpli Gülnihal Hanım'ın teklifini kabul eder bu sayede de hem onların evinde kalır hemde ev işlerini görür. Fakat Gülnihal Hanım aynı zamanda İstanbu...