31.

1.7K 224 50
                                    

Ben ve Neriman hafif soğuk sayılabilecek bir havada bahçede yan yana oturmuş Sabire ablanın anlattığı hikayenin devamını dinliyorduk.

Daha yeni yeni konuşmaya başlıyordu Sabire abla.

"Günler geçtikçe Paşanın yüzündeki hüzün ve çaresizlik daha da derinleşti. Gelen her bir habere sanki oğlanla ilgiliymiş gibi umutla bakıyordu.
Neredeyse tam yedi ay olmuştu.
Bir akşam Paşanın konağına bir misafir geldi. Paşa o misafire hiç dikkat etmiyordu aklı başka yerdeydi çünkü. Ah ben onun aklının nerede olduğunu çok iyi biliyordum. Neyse bu misafir hiç beklemediğimiz bir şekilde bize oğlan ile ilgili haber getirmişti. Meğer bizimki her şeyden habersiz fakir bir köyde yaşamaya başlamış. Haberi aldığı anda Paşanın yüzünü görmeliydiniz!
Hemen o gün yol için hazırlıklara başladı ve daha sabah olmadan konaktan ayrıldı. Aradan bir hayli vakit geçti, ne kadar oldu? Dur bir düşüneyim... rahat bir üç hafta olmuştur. Paşa o kadar müddet ne yapıyor diye düşünürken konağın kapısı çalınmıştı"

O sırada bizim evin kapısı da çalındı. Başımızı çevirip hep birden o tarafa baktığımızda Kemal'in geldiğini gördük.

"Senin Paşan gelmiş" dedi Neriman Sabire ablayla gülerek.

Bende onlarla beraber gülerken Kemal gelip yanımıza daha doğrusu benim dibime oturdu ve bir elimi kendi eline aldı. Kaşlarını çatıp elimi tutarken "Soğumuş ellerin, üşüdüysen içeri geçelim Matteo"

"Olmaz" dedim yalvaran sesimle. Artık şu hikayeyi bitirmek istiyordum.
"Sabire abla hikayesini bitirsin sonra geçeriz" dedim.

"Ne hikayesi?"

"Ben sonra sana anlatacağım" Diye yanıtladım Kemal'in bu sorusunu.

"Öhm, konağın kapısı çalındı demiştim. Koşa koşa kapıyı açmaya gittim. Diğer hizmetçilerde merakla kapıya bakıyordu.
Gelenler ne zamandır yollarını gözlediğimiz Paşamızdı üstelik bu sefer yanında oğlanını da getirmişti. Bizim aşçı Nurten abla onu görünce ne kadar sevindi anlatamam ama asıl sevinç Paşamızın gözlerindeydi. Bizim bir şey diyeceğimiz yoktu tabi oğlan annesiyle biraz hasret giderdikten sonra Paşanın onu çağırmasıyla ikisi beraber yukarı çıktılar. Korkmadım değil, yine tartışırlar da oğlan tekrar alıp başını gider diye fakat öyle olmadı. O gece oğlan Paşanın odasından çıkmamıştı. Sabah olunca Paşamız yemeğini odasına istedi halayıklar ve hizmetçi kızlar birbirine girdiler 'ben götüreceğim' diye gerçi öncelerden de böyle Paşanın hususi işlerini görmek için birbirlerini yerlerdi ama ben meydanı onlara bırakır mıyım? Aldım tepsiyi çıktım yukarı. İçeri girdim birde ne göreyim oğlan Paşamızın kıyafetlerini giymiş balkonda karşılıklı Paşa ile beraber oturuyordu.
Yemekleri hazırlarken çaktırmadan oğlanı incelerken bazı izler gözüme çarptı. Yani anladım onların dün akşam ne yaptığını-"

"Sabire Hatun" dedi Kemal uyarıcı bir ses tonuyla.

Kaşlarımı çatıp başımı kaldırdım. Aynısını benimle yaparken sorun yoktu ama.

"Aman canım sanki bize ne? O günden sonra da ikisi daha da yakınlaştı. Oğlan artık her gün Paşanın odasında kalıyordu. Bir dediği ikiletilmiyordu Paşa tarafından. Ama nasıl mutluydular. Ahh Allahım ebediyen mutlu etsin ben o konaktan ayrıldığımda bile hep aynı kaldılar içimden bir ses hâlâ öyle olduklarını söylüyor"

"Oh kötü sonla bitecek diye ödüm kopuyordu valla" dedi Neriman.

"Benimde" dedim ayaklanırken.

"Ah Matteo ben sana söylemeyi unuttum Keriman gitmiş biliyor musun? Hem de İlyas'la beraber"

"Ne? Nereye? Benim haberim yok"

"Bende daha bugün Hamza'dan öğrendim
Büyükada'ya İlyas'ın validesinin yanına gitmişler"

KABADAYI BxBHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin