12.

3.7K 299 34
                                    


Adamın açtığı kapıdan yol vermesi ile içeri geçti genç oğlan.
Bir taraftanda geldigi evi inceliyordu.

Demek Delibaş Şahin'in evi burasıydı.
Arkasından giren adamla beraber ellerini önünde birleştirdi Karayel.

Gerçekten bu adamın neden ondan böyle bir şey istediğini anlayabilmiş değildi. Ounla en son karşılaşmasında da ona borcunu ödemekten bahsetmişti. Şahin ilk başta kaşlarını çatıp reddetti fakat oğlan ısrar edip üzerine bir de tehdit edince ki bu tehdit Şahin'i iyice delirtti, sonra acıktığını hissederek oğlandan kendisi için yemek yapmasını istemişti.

Evet tuhaftı fakat adam bundan başka bir şey istemediği için oğlan mecbur kaldı. Elide fena değildi, külhanedeki dostları için yemeği çoğunlukla hep o yapardı.

"Mutfağın nerede?" Diye sordu çocuk ona bakmadan.
Şahin mutfağı eliyle işaret ederken birden ayağına dokunan tüylü bir şeyle geri sıçradı Karayel neredeyse yanındaki adamın üzerine tırmanıyordu.

Eğilip yere baktığı zaman gördüğü sapsarı yavru kediyle yüzünde istemsizce bir gülümseme yerleşti. O bayılırdı kedilere.
El kadar olan yavru kediyi kucağına alarak sanki dünyanın en sevimli şeyiymiş gibi bakıyordu.

Minik kedide onu sevmiş olacakki ince sesiyle miyavlayıp patisini ona doğru uzattı.

"Kedileri seviyorsun anlaşılan?" dedi Şahin. Yavru kediyle oynayan oğlanla dudağının sağ tarafı hafifçe kıvrılmıştı.

"Evet, hem de çok... Onun adı ne?" dedi Karayel.

"Aslan"
Adamın söylediği kelimeyle kaşlarını kaldırıp baktı adama çocuk sonra tekrar kediye dönüp başını yana eğdi. Bu mini mini dünyalar tatlısı hayvana verecek başka bir isim bulamamış mıydı yani?

Aslan da tıpkı onun gibi başını yana eğdi.

"Aslan demek" dedi oğlan kendini gülmemek için zor tutarken.

"Beğenemedin galiba" dedi Şahin şakacı bir tavırla kaşlarını çatıp.

"Yok, çok beğendim. Tam da isminin hakkını veriyor"

Daha sonra kediyi yere indirip mutfağa geçti çok fazla oyalanmak istemiyordu yoksa külhana geç dönmek zorunda kalacaktı ve bu da pek iyi olmazdı.



Karayel yemek ile uğraşırken bir yandan da acele ediyordu. Şahin ise şuan mutfağında yemek yapan oğlanı izlerken düşüncelere dalmıştı. Bu çocuk diğer külhanbeylerine hiçte benzemiyordu bir kere bıyığı bile yoktu bıyığı da bırak çok sessiz sakin bir şey gibiydi.

Külhanbeyleri, kimsesiz çocuklardan oluşur bu çocuklar hamamların külhan denilen hamamı ısıtmak için kullanılan yerde kalırlardı zaten isimlerinde buradan alırlar. İşleri güçleri haraç kesmek, serserilik yapmak ve tulumbacılar ya da kabadayılar ile kavga etmekti.
Yersiz yurtsuz bu çocuklar aynı zamanda birbirlerinede çok sadık ve bağlı olurlardı genellikle.

O bunları düşünürken ne kadar zaman geçmişti bilmiyordu. Gerçi onun oradaki varlığı oğlanın umurunda bile değildi, nihayet yemeği hazırlamıştı.

Ellerini yıkayıp kuruttuktan sonra "Kaşıkla yedirmemede gerek yoktur herhalde. Yemeğin gördüğün gibi burada ben gidiyorum"

"Nereye? Kalıp sende yemeyecek misin?"

"Hayır gitmem gerek"

"O kadar yaptın neden yemek istemiyorsun, yoksa içine farklı bir şey daha mı koydun?" dedi Şahin bahane arayarak.

Bıkkın bir nefes verip gözlerini devirdi genç çocuk.
"Deminden beri beni oradan izliyorsun zaten her hareketimi görmüş olmalısın?"

"Olsun, yinede hiç güven vermedin"

"Geç kalmak istemiyorum hamamdakiler merak eder" Eh çünkü diğerlerine göre yaşça genç sayılırdı oğlan her ne kadar onsekiz yaşında olsada hamamın en küçüklerindendi.

"Onlara bir dostunda kaldığını söylersin" dedi Şahin sırıtarak.

Onu baştan aşağı süzdü Karayel. Dost?

"Külhan çocuklarının birbirlerinden başka dostu olmaz"

Adamın yanında geçerken Aslan da onu takip ediyordu gitmeden önce son bir kez okşadı küçük kedinin başını Karayel ve sahibine hiç bakmadan evden ayrıldı.



~

Ustura Kemal Odasından çıkarken karşı taraftaki odanın kapısıda eş zamanlı olarak açılmıştı ve kapının açılması ile beraber o taraftan bu yöne hafif bir yasemin kokusu gelmeye başladı.

Matteo başını kaldırdı gördüğü adamla hemen indirdi. Dünden beri bir kelime bile etmemişlerdi.
Oğlanın izlerken sanki bugün daha da güzelleşmiş gibi geldi adama. Dudakları her zamankinden daha pembe ve ıslaktı uzun kirpiklerin sardığı mavi gözler ise her ne kadar ona bakmasada daha parlaktı. Belkide adama böyle geliyordu.

Ustura Kemal kendini düzelterek konuştu "İyi oldu seni gördüğüm, bende seninle konuşacaktım"

Ne hakkında olduğunu az çok biliyordu oğlan bu yüzden de aşırı gerilmişti. Ustura Kemal'in arkasından o da girdi odaya ve kapıyı onun isteği üzerine kapattı.

Adam derin bir nefes vererek oğlana yaklaştığında onun korktuğunu hissedebiliyordu o yüzden daha fazla yaklaşmadı.
"Şu İlyas denen adamla yakın mısınız?" Diye sordu Kemal hiç lafı gevelemeden o adamın adını geçmesi bile kaşlarının çatılmasına, sinirlerinin bozulmasına sebep oluyordu.

"Hayır... Biz sadece Kerimanlara giderken bir kaç defa konuşmuştuk hepsi bu. Bunun için mi kızdınız bana" dedi oğlan adamın kara gözlerine bakarken.

"Ben sana neden kızayım Matteo? Sana istesem dahi kızamam ben"
Gülümseyerek biraz daha yaklaştı oğlana Kemal.

"O adamın davetini kabul edecek misin?"

Matteo hemen başını kaldırıp konuştu.
"Hayır, ben gitmek istemiyorum"

Oğlanın bu sözleri sevindirmişti karşısındaki adamı, hemde çok.

"Ne güzel. Zaten gerekte yoktu. Benim bir tanıdığım var, Muammer Bey kendisi de Darülfünun da alaturka bölümünde müzik öğretmenliği yapar, mesnevi konusunda da çok başarılı adamdır, bir kaç defa kendisini dinlemiştim eğer sende istersen uygun bir vakitte buraya gelmesini sağlarım"

Matteo gülümseyerek başını salladı "Çok isterim"

Oğlanın bu gülüşüne takılı kaldı yine Kemal tamda şuan içindeki bütün hisleri dökebilirdi, bunu çok istiyordu.
Kabul ediyordu Ustura, bu çocuğu gerçekten seviyordu.
Fakat adamın bildiği başka bir gerçekte daha vardı o da bu oğlanın kendisinden çekinip korkmasıydı. Hal böyleyken ona hislerini nasıl açıklayabilirdi? Ya oğlan çekinipte istemediği halde gönlü varmış gibi yaparsa.

Evet bu kadar çok düşünüyordu Kemal bu oğlanı, bu durumda ona hislerini açamazdı.

Adamın uzun sayılabilecek bir sürede kendisini izlemesiyle "Başka bir şey yoksa ben gideyim. Sabire ablaya yardım etmem gerek de onun için" dedi çocuk.

Matteo'nun sözleriyle daldığını bile yeni fark eden adam oğlana başka bir şey olmadığını söyleyip odadan çıkmasını izledi.
O çıkarken kendi kendine konuşmadan edemedi Kemal.

"Sen beni ne hale getirdin be güzel oğlan"


















Ahh Matteo ah.
Allahım sen bana Kemal kadar düşünceli bir koca nasip et.
Aşk Kemal<3

KABADAYI BxBHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin