Oturduğu yere rahat bir şekilde yaslanmış, arkadaşını izliyordu Hamza.
Kemal, sigarası elinde uzaklara dalmıştı. Bir ara sigarayı tekrar dudaklarına götürürken kaşlarını çattı. Önceden daha çok içerdi sigarayı fakat bu son günleri saymazsak, neredeyse hiç içmemişti.
Günde birkaç daldan fazla içen adam, birkaç gün öncesine kadar neredeyse bırakmıştı sigarayı.
Peki neden?
Bir keresinde yine odasının pervazının önünde sigarasını içerken içeri Matteo girmişti. O zamanlar daha evli değillerdi. Matteo, odanın içine girdiğinde duman kokusuyla beraber istemsizce yüzünü buruşturdu. Belli ki çocuk pek hoşlanmıyordu ondan.
O günden beri bu sigara işine pek dikkat eder olmuştu.
Kendi kendine gülümsedi adam.
Bu sabah evden çıkarken bir kere bile yüzüne bakmamıştı Matteo.
Bunda kendisinin suçu vardı elbette. Ama gerçekleri oğlana nasıl söyleyecekti? Eşi ne tepki verecekti ona? İşte bu düşünce onu korkutuyordu.
Koskoca Ustura Kemal, İstanbul'a nam salmış bu kabadayı, narin yapılı mavi gözlü bir çocuğun karşısında acizdi.
Belki de her şeyi anlatmalıydı oğlana.
Ya her şey daha da kötü olursa? Başka çaresi yoktu.
Bu düşünceleriyle yerinden kalktı Kemal.
"Nereye?" diye soran arkadaşını bile görmezden gelerek ayrıldı dükkândan.
---
~
"Ağabeyime hâlâ söylemedin mi, Matteo?"
"Hayır."
"Neyi bekliyorsun o vakit? Bunu bilmeye hakkı yok mu?"
Cevap vermedi oğlan. Şu an dargındı kocasına.
Ama yine de gebeliğini kocasından saklayamazdı elbette.
"Hoş geldin, Kemal Bey oğlum."
Gelen sese ikisi de kulak kesildi.
"Ağabeyimin bu saatte evde ne işi var ki?"
Kalktı Neriman yerinden ve odadan çıktı.
O çıkar çıkmaz da Kemal girdi odaya.
Genç çocuk, adamı görünce hemen yerinden kalktı ve başını eğerek yanından geçmek istedi.
Kemal, gitmek üzere olan oğlanın belini kavrayıp sıkıca kendine bastırarak gitmesini engelledi.
Matteo hâlâ bakmıyordu adama, bakışları yerdeydi. Yine de adamın kavrayışından kurtulmak için debeleniyordu.
"Matteo, konuşalım," dedi Kemal durgun bir sesle.
"Bana yeni bir yalan mı söyleyeceksin yoksa, Kemal?"
"Asla. Ben o haltı bir kere yedim, şimdi de cezasını çekiyorum."
"Müstehaktır sana," dedi Matteo kendi kendine konuşurken. Bir yandan da hâlâ adamın sıkı tutuşundan kurtulmaya çalışıyordu.
"Bırak beni, Kemal!"
"Sen beni dileyene kadar gitmene izin vermem."
"Hangi hakla?! Bırak dedim, bak yoksa gerçekten fena olur!" dedi oğlan sesini yükselterek.
"Bundan daha fena ne olabilir ki, Matteo?"
"Onu bana yalan söylemeden, gerçekleri gizlemeye çalışmadan önce düşünecektiniz, Kemal Bey!"
"Senden hiçbir şeyi saklamak istemedim, Matteo. Ama mecbur kaldım."
"Neden!?"
"Çünkü korktum!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KABADAYI BxB
Historical Fiction[TAMAMLANDI] Annesinin ölümünden sonra hiçkimsesi ve kalacak bir yeri olmayan Matteo kendisine evini açan temiz kalpli Gülnihal Hanım'ın teklifini kabul eder bu sayede de hem onların evinde kalır hemde ev işlerini görür. Fakat Gülnihal Hanım aynı za...
