28.

2.1K 283 45
                                    

Yavaşça gözlerini bir iki kere kırpıştırdıktan sonra hemen yerinden kalkıp etrafına baktı oğlan sonra ise yanında uyuyan bedene baktı ve gülümsedi.
Neyse ki o hâlâ uyuyordu.

Hazır Kemal uykudayken sessizce yataktan çıktı oğlan köşkte kaldıkları bu süreç boyunca burayı çok sevmişti. Aslında ilk başta bir kaç gün kalmayı düşünüyorlardı ama sonrasında bunu epey uzatmışlardı.
Matteo gecelik kıyafetlerini değiştirmeden odadan çıktı.

Köşkün ortasındaki salon, bina boyunca olup bir tarafı Akdeniz'e bakıyor, diğer tarafın manzarası da Çamlıca tepesine kadar genişliyordu. O Çamlıca tepesine varıncaya kadar ise çayırlar, çimenler muntazam bağlar, bahçeler, zarif köşkler bir harita gibi bakışlara sunuluyordu.

Bu salonun bir tarafındaki yüksekçe minderin üzeri Ustura Kemal’in yeriydi. Orta pencerenin önüne bir biri üzerine konulmuş olan yumuşak minderlerin üzeriyse Matteo'ya mekan olmuştu.

Genç oğlan hemen kendi yerine geçip pencerenin karşısında dışarıdaki bu tabiat harikasını seyre daldı.
İkinci haftaları oluyordu neredeyse, ama Matteo buna rağmen pek az çıkmıştı kırları dolaşmaya. Hatta köşkün bahçesine bile zar zor çıkıyordu çünkü Kemal bir türlü rahat bırakmıyordu onu.

Nerede yakalarsa orada seviyordu çocuğu.
Elbette ki bu durumdan asla şikayetçi değildi Matteo ama hazır buraya gelmişken bu güzel yeri doyasıya gezmek istiyordu. Zaten yakında gideceklerdi ne de olsa oğlan ozlemisti evini.
Bunları düşünürken hemen yanındaki mindere oturan adamın onu kucağına çekmesiyle daldığı düşüncelerden ayrıldı.

Kemal yüzünü oğlanın boynuna yerleştirip derin bir iç çekti. Çok ama çok seviyordu.
Öyle ki bu çocuğu bir an bile olsun kucağından indirmese yine de yetmezdi ona.

Adamın gömleğiyle oynarken "Kemal" dedi yumuşak sesiyle Matteo.

"Emret benim güzeller güzeli eşim"

Başını kaldırıp adama baktı oğlan gülümseyerek.
"Bugün dışarı çıkabilir miyiz? Hava çok güzel"

Oğlanın kahverengi saçlarını okşadı adam.
"Elbette gideriz sevgilim"

O sırada Nesibe'nin onları yemek için çağırmasıyla ikili yerlerinden kalktılar.
Nesibe bu köşkte onlara hizmet eden kırkbeş yaşında temiz, tombul ve sevimli yüzlü tatlı bir kadındı bu yüzden de Matteo çok sevmişti onu.

Yemeklerini yedikten sonra oğlan hızla hazırlığını yaptı ve onu bekleyen kocasının koluna girerek köşkten ayrıldı. Gitmeden önce Nesibe onlar için bir sepet atıştırmalık da hazırlamıştı.
Elbette ki bu sepeti Kemal taşıyordu.

Kahvehanedeki arkadaşları koskoca Ustura Kemal’in bu halini görselerdi hiç şüphe yok gülmelere ve alaylara doyamazlardı.

Kırın geniş alanına adım attıklarında, gözlerine yeşilin binbir tonu çarptı. Çimenler sabahın serinliğinden nemli, aralarındaki çiçekler mor ve sarı renkleriyle gururla yükseliyordu. Kuşlar, hafif rüzgarla dans eden ağaçların arasında neşeyle cıvıldıyor, doğa huzurla doluyordu. Toprak kokusu burnunu okşuyordu Matteo’nun, kalbinin ritmi doğayla uyum içinde atıyordu. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldığında, her şeyin mükemmel olduğunu düşündü; zaman sanki burada duruyor, dünya başka bir hızda dönüyordu.

Biraz daha yürüdükten sonra tepenin başında büyük bir meşe ağacı gördüler.
Meşe ağacı, kalın gövdesiyle dimdik duruyor, dalları gökyüzüne doğru uzanıyordu. Yeşil yaprakları rüzgarla usulca sallanırken, etrafına huzur yayıyordu âdeta.

KABADAYI BxBHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin