Önümde, Sabire ablanın yaptığı tatlı hâlâ olduğu gibi duruyordu.
Bugün Gülnihal annemin tanıdığı bir hekime gitmiş ve gebelik testi yaptırmıştım.
Tam iki aylık hamileydim.
Bu haberi aldığımda yaşadığım mutluluk tarif edilemezdi. Bir bebeğim olacaktı.
Ama ben şu anda bu mutluluğun tadını çıkaramıyordum.
Kemal hâlâ eve dönmemişti.
Biz daha hekime gitmeden önce Hamza, kaçırılan kızı getirmişti. Ona Kemal'in nerede olduğunu sorduğumda, dükkânda işlerinin çıktığını söylemişti.
Fakat bunun yalan olduğunu, hekimden dönerken Neriman'la beraber dükkâna uğradığımızda öğrenmiştim. Orada bulunan çırak, Kemal'in bugün dükkâna hiç uğramadığını söylemişti bize.
Tabağı masada bırakıp yerimden kalktım, salona geçerek duvarda asılı duran saate baktım.
Saat on buçuktu.
Dükkâna gitmemizin üzerinden neredeyse yedi saat geçmişti. Ben, gebeliğimi öğrenir öğrenmez bu haberi vermek için sabırsızlıkla kocamı beklerken o neredeydi?
"Matteo, yememişsin tatlını?"
"İştahım yok Neriman. Canım istemiyor."
Başındaki namaz bezini çıkarırken yanıma gelip, biraz önce benim yaptığım gibi saate bakıp yüzünü düşürdü.
"Abim-"
Çalan kapıyla sözleri yarım kalmıştı Neriman'ın.
Bense bunu hiç önemsemeyerek hızla kapıya yöneldim.
Sabire abla, Kemal'e kapıyı açmıştı ben gittiğimde.
Göğsümün üzerinde kollarımı birbirine bağlarken yorgun gözüken adama baktım.
Beni görünce canlanır gibi oldu, bunu fark etmiştim.
"Neredesin bunca zamandır Kemal?"
Gülümsemeye çalışarak ceketini çıkardı ve yanıma gelerek sol yanağımı okşadı.
"Hamza söylemedi mi güzelim? Dükkânda işlerim vardı."
İçimi bir ürperti kapladı. Ne yapacağımı bilemedim.
Yalan söylüyordu bana. Hem de gözlerimin içine bakarak.
Bağladığım kollarım kendiliğinden çözülüverdi.
Şu an karşımda duran adama olan güvenim bir cam gibi kırılmış, paramparça olmuştu.
Kalbim neden bu kadar hızlı çarpmaya başladı, bilmiyordum. Tek bir kelime bile söylemeden merdivenlere yönelip hızla yukarı çıktım.
Kemal de tam tahmin ettiğim gibi peşimden geldi.
Odamıza girdiğimde derin bir nefes alarak gözlerimi kapattım.
"Matteo, ne oluyor?" diyerek içeri girdi Kemal, kaşları çatık bir hâlde.
"Ben bugün dükkâna uğradım Kemal."
Bu sözlerimle suratı anbean değişti. Ağzını açıp geri kapattı. Düşünüyordu.
"Bana neden yalan söyledin Kemal?"
Konuşmadı.
"Neredeydin?!" Sesimi yükseltmiştim. Kalp çarpıntılarım daha da hızlanıyordu.
Onun bana şu an bir cevap vermesi gerekirdi.
"Güzelim, sakin ol. Sadece bazı işlerim vardı halletmem gereken. İnan bana önemli bir şey değil."
Aptal mıydım ben onun için?
Bazı önemli işler için bana niye yalan söylesin?
"Nasıl bir işti ki bu sana böyle yalan söyletip bu saate kadar geç dönmene sebep oldu?"
"Matteo-"
"Kemal bana doğruyu söyle! Şu an ne yalan söyleyeceğini düşünüyorsun!"
"Yok öyle bir şey Matteo. Emin ol, senin o güzel kafanda kurduğun gibi bir şey değil."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KABADAYI BxB
Historical Fiction[TAMAMLANDI] Annesinin ölümünden sonra hiçkimsesi ve kalacak bir yeri olmayan Matteo kendisine evini açan temiz kalpli Gülnihal Hanım'ın teklifini kabul eder bu sayede de hem onların evinde kalır hemde ev işlerini görür. Fakat Gülnihal Hanım aynı za...
