Çıkmadan önce elime geçen küçük defteri alarak karıştırdım, canım sıkılmıştı.
Bu deftere anılarımı yazıyordum tabi öyle günü gününe tutulan bir günlük gibi değilde hayatımda yaşadığım önemli anları kısaca not edip kaydediyorum.
İlk sayfada şöyle yazıyordu 3 Ocak Çarşamba okuma yazma öğrendim.
Daha ilerideki başka bir sayfada 27 Mart Cumartesi annem bugün öldü.
Bu sayfayı hızla geçtim. 2 Mayıs Perşembe Gülnihal Hanım'ın evine taşındım.
Daha fazla oyalanmak istemedigim için defterimi kapattım ve yerimden kalktım. Acaba Neriman ne yapıyordu?
Akşam ezanı okunmuştu ve yemekte şuan hazır indirilmeyi bekliyordu. Ustura Kemal gönderdiği habere bakılırsa bu akşam gelmeyecekmiş, yoksa onun için mi bu kadar rahattım.
Ben aşağı inerken bir el beni tutup çekti.
"Ne yapıyorsun Sabire abla? Ödüm patladı"
"Şşh" dedi işaret parmağını dudağına götürerek.
"Ne olduğunu duydun mu sen bakayım?"
"Ne olmuş?"
Bir sağa bir sola bakarak sessizce konuştu Sabire abla "Neriman'a yarın görücü geliyor"
E ne vardı bunda sanki ilk defa mı geliyor.
"Hemde kim?"
"Kim?"
"Arife Hanım"
Gülmemek için elimi dudaklarıma bastırdım. Arife Hanım demek.
Arife Hanım mahallenin en dedikoducu kadınlarındandır birde can düşmanı Şahende Hanım vardır ki ikisi bir araya gelince izlemeye doyum olmazdı.
"Şahende Hanımda kendi oğlu için talip olmadı mıydı Neriman'a?"
"Oldu ya olmaz mı" dedi Sabire abla mutfağa girerken bende onu takip ettim. Beraber yemekleri hazırladık.
"Matteo!" diyerek yanıma koştu Neriman.
"Ne oldu duydun mu?"
"Evet biraz önce duydum"
"İyi unut o zaman çünkü ben bir daha anlatacağım"
Beni kolumdan tutarak kendi odasına götürdü. İçeri girdiğimizde ben onun yatağının yanındaki küçük kanepeye oturdum o da konuştu da konuştu.
O Hamza'yı seviyordu ondan başkasına yâr olmazdı ne yapacaktı Arife Hanımın saf oğlunu, kesinlikle evlenmezdi.
"Aslında Arife Hanımı severim iyi hoş kadındır ama o kızı olacak Selime yok mu? Evlerden ırak. Abimede göz koymuş aklınca bizim eve hanım olacak. Abim hiç onun gibi kart bir kadını alır mı? Ayol sinirden şimdi şuraya bayılacağım"
"Görende geldikleri gibi seni gelin edeceğiz sanacak Neriman"
Oflayarak yanıma oturdu "Ağabeyim ve bana kalan miras duyulunca görücüler gittikçe arttı. Sen ne dersin Matteo?"
"Beklenilecek bir şeydi bu zaten" dedim omuzlarımı kaldırarak biraz daha konuştuktan sonra ben ona yarın görücülerinin karşısına güzel çıkması için dinlenmesi gerektiğini söylemiş onun kovmasıyla beraber gülerek odadan çıkmıştım.
Yarın eğlenecektik galiba.
Kocaman gülümsememle çalan kapıya koşarken Neriman arkamdan öldürücü bakışlarını fırlatıyordu. Her ne kadar istemesede annesinin isteğiyle açık yeşil bir elbise giymiş ve başınada saydam bir başörtü takmıştı.
Kapıyı açarak gelen misafirlere hoş geldiniz deyip içeri buyur ettim. Siyah çarşaflı iki kadında girdi içeriye.
Tam tahmin ettiğim gibi Selime'de gelmişti.
Onlar çarşaflarını bile çıkartmamıştı ki kapı tekrar çaldı. Merakla kapıyı açarak gelenlere baktım.
Şuan gülmemek için zor tutuyordum kendimi. Çünkü Şahende Hanım ve kızı Nezihe nefes nefese kalmış kapının önünde duruyordu. Ne yapacağımı bilemeyerek onlarıda aldım içeriye.
Dört kadında kapının önünde durmuş birbirlerine nefretle bakarak salona geçtiler. Gülnihal Hanım ayakta onlara bakarken bir an gözleri benimle kesişti 'yandık' der gibi bakıyordu bana.
Kadınlar çarşaflarını bir bir çıkartıp bana ve Sabire ablaya verdiler.
Arife Hanım kısa boylu tombul al yanaklı bir kadındı. Kızı Selime de uzun iri yapılı otuzlarında olduğunu belli eden biraz fazla esmer bir kadındı. Bu yaşına kadar hiç evlenmemişti. Bende şaşırmıştım buna. Genelde onsekizin üstünde olupta evlenmeyen kadınlara evde kalmış gözüyle bakılırdı.
Şahende Hanımda Arife hanımdan biraz daha uzun ve daha zayıftı. Kızı Nezihe'de yirmisekiz yaşında ama daha olgun duran kınalı saçlı bekar bir kızdı.
Neriman'ı yanıma alarak mutfağa gittim, bugün çok işimiz vardı.
~
"Sizin yokluğunuzda o Tito denen bir herif bu bizim serseriler iş birliği yapıyordu. Senin arkandan demediğini bırakmadı Rum bozuntusu"
Tito.
Kaşlarını çatarak düşündü Kemal.
"Yüzünde yara izi var mıydı"
"Evet, nah bu kadar" dedi adam eliyle işaret ederek.
Tito, Kemal'in hapse girmesine neden olan adamdı. Bu yüzdende hiç haz etmezdi Ustura Kemal'den bir o kadarda korkardı.
"Çok değil bugün yarın yine damlar"
"Gelsin gelsin" dedi Kemal başını sallayarak.
Çayından bir yudum alan Hamza etrafına bakınıp "Bizim Delibaş nerede?" Diye sordu.
"Bir oğlanla beraber gittiler bir yere ama nereye bilmem" dedi Kemal bıyıklarını sıvazlarken.
"Hangi oğlan?"
"Ne bileyim ben" deyip tesbihini çevirmeye devam etti Ustura Kemal.
~
Adam kendisini bu eski püskü, harabe odaya getiren oğlana bakıp ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu.
"Ne diye getirdin beni buraya oğlan? İlla şart mıydı böyle bir yere gelmemiz?" Diye sordu Şahin. Gerçi kendisi niye bu oğlanın dediklerine uyup buraya gelmişti onuda anlamıyordu.
O sırada oğlan hiç beklemediği bir şey yaparak üstlerini çıkartmaya başladı.
"Ne yaparsın sen!" Diye sesini yükseltti Şahin oğlan ise soğuk bakan siyah gözleriyle adama doğru yaklaştı.
"Beni o adamlardan kurtardın, üstüne borcumu da kapattın... Ben kimseye borçlu kalmak istemem Şahin heleki senin gibi bir kabadayıya asla. Sana verecek param yok o yüzden bunu kabul et"
Şahin gözlerini hayretle açarak gömleğini üzerinden atan oğlana baktı.
"Abuk sabuk konuşup benim tepemin tasını attırma yemin ederim... Tövbe tövbe giy şu kıyafetlerini çabuk!" ona ismiyle hitap etmesine bile bakmamıştı.
"Namusunu kanıtlamaya mı çalışıyorsun Şahin. Ben seni buraya getirirken ne olduğunu az çok anlamış olman gerekiyordu. Merak etme işimizi bitirdikten sonra bir daha ne sen benim yoluma çıkarsın ne de ben senin yoluna"
Şahin inanmıyordu oğlanın bu sözlerine dudaklarını yalayıp sakinleşmek için gözlerini kapattı. Evet oğlanı takip ederek gelmişti buraya ama onun niyeti kesinlikle bu değildi ve asla böyle körpe bir oğlana kendi rızası olmadan dokunmazdı.
"Adamı delirtme çocuk giy şunları bir daha da böyle bir harekette bulunmaya kalkma" tehdit etmeyi de denedi ama yapamıyordu. Gözünü oğlanın süt gibi bembeyaz teninden ayırıp yutkundu.
Karayel adamın bu halini görünce buruk bir gülümseme yerleştirdi yüzüne bu işine gelirdi aslında. O da ilkini bu adamla yaşamak istemiyordu.
"Ne istiyorsun o zaman"
"Bu olmasında ne olursa olsun" dedi Şahin yerden aldığı gömleği karşısındaki gence uzatarak.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KABADAYI BxB
Fiksi Sejarah[TAMAMLANDI] Annesinin ölümünden sonra hiçkimsesi ve kalacak bir yeri olmayan Matteo kendisine evini açan temiz kalpli Gülnihal Hanım'ın teklifini kabul eder bu sayede de hem onların evinde kalır hemde ev işlerini görür. Fakat Gülnihal Hanım aynı za...
