18.

9.9K 717 176
                                        

"Yaa ne diyorsun Hasnacığım?" dedi Adile Hanım.

Şuan bu iki kadın, ben ve Gülnihal Hanım bir anlık açılan hava ile bahçeye geçmiş oturuyorduk.
Neredeyse iki güne kalmada iyileşmiştim. Gülnihal Hanım da kendimi daha iyi hissedeyim diye beni kendileri ile beraber bahçeye çıkartmıştı.

"Duymayan mı kaldı hanım? Gülizar denen karı almış kocayı kaçmış. Zavallı anası ne kadar üzüldü. O alık karı gençliğine güzelliğine bakmadan gitti ipsiz sapsız adama vardı, cebinde de beş kuruş yoktur"

"Aman Hasna, bu işler sadece para ile mi?"

"Elbette elmasım. İkili para olmayınca sevdalarını mı pişirip yiyecekler? Şimdiki gençleri anlamıyorum vallahi!"

O sırada karşı bahçenin duvarından Sadberk Hanım görüldü. Başında namaz bezi, dirseklerini duvara yaslamış konuşuyordu.
"Huu Hasna Hanım senin şu konuşmama yeminine ne oldu? Şeyh ne demişti sana?"

Hasna Hanım başını çevirip o tarafa dönerek cevap verdi.
"Ne desin? Benim başıma gelenleri hepsinin sebebi bu dedikoduymuş, çok konuşmamış. Eline tesbihini alıp bir köşeye çekil sessizce otur dedi ondan sonracığıma kadınım şeyh ağır ağır devam etti 'sana bir nüsha vereyim. Okunmuş pamuk ipliğiyle onu boynuna as. Hazret-i Pîr' in türbesinden sana bir taş versinler çok konuşman gelirse onu dilinin altına koy' dedi"

Sadberk Hanım gülerek "Sen ne diye Şeyhinin sözünü dinlemezsin o zama elmasım? Senin bütün bu felaketlerinin sebebi konuşmakmış bu gidişle ölümüne bile sebep olacak bak ben sana söyleyeyim"

"Aman Sadberk, ben konuşmaktan ölmem konuşmazsam ölürüm. Bilmez misin?" dedi Hasna Hanım hayıflanarak.
Sonra da devam etti.

"Şu karşı mahalledeki boyu devrilesice avukat yok mu? Geçenlerde karısını evdeki beslemeyle aldatmış. Ah o akılsız karı öyle güzel kızı beyinin önüne evlatlık olarak çıkarıp birde umursamazsan böyle olur. Kilerde beyin kızı okşadığını görmüşte kıyametleri koparmış. Sanki beyinin ne mal olduğunu bilmiyor. O mahallede bir tane soysuz adam var o da gidip onunla evlenmiş?"

"Kız bu ne zaman oldu? Ben duymadım hiç" dedi Sadberk Hanım.
O sırada onun tarafından kızının sesi duyuldu.
"Anne! Tencereye suyu fazla kaçırdım. Yemek bakla çorbası gibi bir şey oldu"

Sadberk Hanım çıktığı kalasın üzerinden kızına bağırarak "Patla musibet! İki çift lakırdı etmeye rahat yok. Senin yüzünden başıma gelenleri anlatacaktım. Su çok geldiyse bırak kaynasın, biraz helmeli olur"

"Sadberkciğim senin bu kız gelmiş yirmi dört yaşına, hâlâ bilmez mi yemek yapmasını?" dedi Adile Hanım.

"Sorma elmasım sorma. Bak gelmiş kaç yaşına koca da beğenmiyor. Hep babası yok mu? O şımartıyor. Geciktirdikçe geciktiriyor. Kızı kocakarı olacak o hâlâ kimseye vermek niyetinde değil! Ne yapacağım ben?"

"Merek etme sen, illa ki gönlüne göre birini bulur evlenir o. Aceleye ne lüzum var?" dedi Gülnihal Hanım.

"Hiç umudum yok vallahi, Gülnihalcığım"

Yine başladı Hasna Hanım konuşmaya. Bir dedikodudan başka bir dedikoduya atlıyordu. Durdurağı yoktu ki. Arada bir o da Sadberk hanım gibi oğlundan yakınıyor imalı imalı bana sorular soruyordu.

"Bizim şu Necla olacak gudubet var ya? Bizim evli barklı genç imama göz dikmiş. Karı da utanma yok. Gel beni al bütün servetim senin olsun der yelloz"

Bu konuşmanın daha da uzayacağını fark edip müdahale etmek isteyen Hanımım "Hasna Hanım senin şu dilinin altına koyduğun taş nerede?" dedi.

KABADAYI BxBBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin