Bora Soysal:
Sabah olduğunu belli etmeye çalışan güneş ışınları tam yatağımın karşısında bulunan pencereden süzüldüğü için büyük bir kararlılıkla gözlerimi zorluyordu. Uyanmıştım ama biri perdeyi kapatmaya yeltense gözlerimi açmadığım sürece geri uyuyabilirdim. Bir süre daha bu durum da olduktan sonra yatakta huysuzlanarak mırıltı şeklindeki sövmelerim eşliğinde yüz üstü döndüm.
Güneş artık gözlerime ulaşamıyordu bu kedi gibi neşeli mırıldanmalarıma devam etmemi sağladı. Yüz üstü uyumak güzel olabilirdi ama uyumaya çalışmak bir intihardı. Nefessizlikten uykuya dalamadığım için yine ve yeniden söylene söylene odanın konumuna göre giysi dolabının ve çaprazda kalan banyo tarafına dönmüştüm. Sol tarafta sadece camdan oluştuğu için dönme gereği bile duymamıştım ki güneş gözlerime tecavüz etmesin.
Ama ne yazık ki kim beddua ettiyse normalde odanın yarısına kadar gelen güneş perdeler kapatılmadığı için banyonun oraya kadar ulaşıyordu ve dolabın üstündeki uzun ve geniş aynalara çarpıyordu. Tabi ki tahmin ediyorsunuz oradan direk suratıma yansıyordu. Gözlerimin direndiği güneş ışınları iyice ısrarcı olup birde midem ona yandaşlık yapınca uyanmam kaçınılmaz olmuştu. Bu sefer küçük mırıltıyı bırakıp sağlam bir küfür saydırdıktan sonra gözlerim kapalı yatakta doğruldum.
Mide bulantımı azaltmak amaçlı bağdaş kurduğum bacaklarıma doğru eğilerek bir süre bekledim.
Karnımda hissettiğim ağrı, mide bulantısı ve eksik olmayan baş ağrısını saymazsak iyi hissediyorum yani sanırım. Ağzımda dün fazlasıyla içtiğim alkolün acı tadı vardı bu yüzden oluşan küçük bir boğaz ağrısı. Ve dün gece duş almama rağmen berbat koktuğumun da farkındaydım.
Ne kadar da domuz gibiyim ama değil mi?
Küçük öksürükler ile ses tellerimin temizlediğini düşünerek hala gözlerimi açmadan uykulu sesimle "Dün gece..." diye söylendim. Dün geceye dair pek bir şey hatırlamıyordum. Odamın konumu falan diye düşünmüştüm ama en son barı hatırlıyordum.
Ve eski tecrübelerime dayanarak şundan eminim ki Bora Soysal bara giderse kendini tatmin etmeden geri gelmez!
"Uzun zaman önce yaptığım bu alışkanlıklara şuan uzaktım fakat adı üstün de alışkanlıktı. Kafayı bulunca illaki-.." kısık ses ile konuşmama devam edemeden cesaretimi toplayıp dün geceyi nerede geçirdiğime bakmak için yavaşça gözlerimi araladım. İlk gördüğüm şey yer de rastgele savrulmuş olan montum ve tişörtümdü.
Tam "Kahretsin" diye söyleniyordum ki odanın benim odam olduğunu fark ettim. Yatağıma baktığım da da kimse yoktu ve Ekin'in zorla aldırdığı pijamalar içindeydim. Hayır, ben de diyorum neden terliyorum. Ben pijamayla yatmam ki!!
Artık endişem geçmişken dün geceye dair kafamda ki kesitleri birleştirmeye çalışıyordum. "Ama yok yok dün geceye dair pek bir şey hatırlamıyorum. Bardan önceye dair hayal kırıklıkları ile dolu anları hatırlıyorum ama bardan sonrası yok gibi en son hatırladığım duş aldığım ve duş almadan önce Ekin'in bana soğuk su-- ! " burnumun hafif hafif akmasının sebebini hatırladığım an çıkarabileceğim son ses ile suratımı kapıya doğru dönüp aşağıya ithafen bağırdım. "Ekin Allah kahretmesin seni, gel buraya!"
Sesimden bir şey olduğunu sanan Ekin'in hızlı ayak sesleri çıkardığım kanıyı doğruluyordu. Son hız da gelen Ekin kapının açılması ile hemen yatağımın yanında belirmesi bir olmuştu.
"Ne oldu? Bir sorun mu var." dedi ve endişeyle bakan gözlerini üzerimde gezdirip elini alnıma koydu. "Ateşin de yok miden falan mı bulanıyor Bora söylesene ilaç getireyim mi?." dediğinde baş ağrımı falan umursamadan yaptığına karşı ders vermek için demin alnıma koyduğu elin yakınımda olan kolundan tutup yatağa çektim ve ne yaptığımı saniyeler sonra anladığı an ben daha vurmaya başlamadan o karşı çıktı ve direk boğuşmaya başladık. Uzun bir süre laf atarak devam eden boğuşma yorulmamız ile sona ermişti. "Tamam tamam özür suyu hemen kapatmalıydım haklısın."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
~YAZ YAĞMURU~
Romantizm"Ada sence bizim birbirimizi bulmamız kader değil mi?" Yeşilin tonu ormanları utandıracak , aralara karışmış olan mavinin tonu okyanusları kıskandıracak, en açık tonda ki kahverengi ile toprağı hatırlatacak gözlerini ; rengi sarılıktan dolayı ölü y...
