21°

10.9K 730 108
                                        

1 Sene 6 Ay Sonra

"Efendim, İnanoğlu Holding sahibi geldi, sizinle görüşmek istiyor" diyen kızın sesiyle oturduğum koltukta dikleştim. Hatta bir an elimdeki telefon ahizesini de düşürecektim de çabuk topladım kendimi.

"Çağdaş mı geldi?" diye engel olamadığım gülmemle sorduğumda bir anlığına oluşan sessizliğe küfrettim. İşin ucunda Çağdaş olmasa o kızı kovardım.

"Hayır efendim" dediğinde beynimdeki bütün suyun gözyaşı olup gözlerime koştuğunu hissetsem de gözlerimi kapayıp sakin olmaya çalıştım.

"Çınar Tekin bey burada. Proje dosyasını getirmiş" dediğinde sakinliğin beni çoktan terk ettiğini fark ettim.

"Ağzından bir tane hayırlı haber çıksın be kızım! Kovdum seni, topla eşyalarını çek git, seni görmek istemiyorum bir daha! Yolla Çınar Tekin beyi de içeri!" diye bağırdıktan sonra kendime geldiğimi fark ederek telefonu çarparak kapadım ve ayağa kalktım.

Çınar Tekin bey kapıyı açıp içeri girdikten sonra ters bir şekilde gelip elindeki dosyayı masanın üzerine attı ve bana döndü.

Şansımı denemek adına elimi uzattığımda bir anlığına elime, sonra da bana baktı. En sonunda da ellerini pantolonunun cebine soktu.

Tamam, ağır gelmişti ama haksız olduğunu söyleyemezdim.

"Anlıyorum" dedikten sonra elimi indirmeden koltukları gösterdim. "Oturun lütfen" dediğimde beni boğazlamak istiyor gibi dursa da başını sallayıp oturdu.

"Kahve, çay? Herhangi bir şey?" diye sorduğumda bir şey istemediğini söyledi.

"Zaten uzun oturmaya niyetim yok, eşim arabada bekliyor. Kısa konuşup gideceğim" dediğinde oturup diyeceklerini beklemeye başladım.

"Bak, Çağdaş benim en değerlim. Onun üzülmemek için neler yaptım, daha da bıraksa neler yaparım bilmiyorsun. Bilmene de gerek yok zaten" dedikten sonra kaşını ovalayıp devam etti.

"Aranızda neler geçti bu beni ilgilendirmez ama Çağdaş'ın üzgün olması beni ilgi-" diye devam ettiği sırada engel olamadım ve sordum.

"Çağdaş üzgün mü? Lanet olsun! Ne yapayım ben o üzülmesin diye ya?" diye konuştuğumda kaşlarını çattı ve yerinde dikleşip bana baktı.

"Ne saçmalıyorsun sen? Kızı terk etmeseydin üzülmezdi!" diye gürlediğinde yüzümü buruşturup baktım ona baktım.

"Ne? Hayır, ben terk etmedim. O istemedi" dediğimde ağzını açsa da bir şey söylemedi.

"Niye terk etti ki seni?" diye bir anda sorduğunda bunu o bile beklemiyormuş gibi bana baktı. Hayır, zaten normal kafada bunu sorması imkansızdı.

"Hayır, dur anlatma" dedi tam ağzımı açtığım sırada. "kızımın ilişkisi dinlemek istediğim bir şey değil" dediğinde gülümseyerek başımı salladım.

Baba olabilseydim eğer bir gün, ben de onun gibi bir baba olurdum. Ama benim baba olma hayallerim şu anda istanbulda benden nefret etmekle meşguldü.

"Sonuç olarak Çağdaş istemedi seni yani" dedi bir an sonra. Ve, durum değerlendirmesine devam etti.

"Ya sen kilo mu verdin? Bi çökmüş görünüyorsun" dediğinde bu aralar sık sık duyduğum soru karşısında omzu silktim.

"Askerde verdim alamadım sonra da" dediğimde güldü. "Ya yürü git. Sanki bir sen asker oldun ha. Seninki öyle bir şey değil" dediğinde kaşlarımı çatıp ona baktım.

"Seninle açık konuşayım mı?" diye sorduğunda şaşırsam da bir an sonra başımı sallayıp konuşması için elimle işaret verdim.

"Biz de Güneş'le aşık olup güllük gülistanlık bir şekilde evlenmedik. Güneş ablasına gitti benden kaçmaya çalışırken, öyle kavgamız oldu ve ben de haksızdım ama senin kadar sabırlı değildim. En fazla bir hafta dayanabildim yokluğuna" dediğinde kaşlarım yukarı kalktı.

Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin