Sinirle çekimden çıktıktan sonra sakinleşmek adına, ortadan kaybolmak istesem de hemen arkamdan çıkan Demir ile bu istediğimin çok da mümkün olmadığını fark ettim. Eh, biz de en sonunda el ele tutuşup kendimizi Güney'in evinde bulduk. Resmen adamı dert için kullanıyorduk.
"Bu sefer hanginiz yoldan çıktı?" diyerek kapıdan bize bakan şortlu adama göz devirdiğimizde Demir onu yolumuzdan çekip evin içine daldı.
"Sakın çekinmeyin, kendi eviniz gibi gezin" diye içeri doğru bağırırken kapıyı kapıyan adam en sonunda bana döndü.
"Hoşgeldin abi. Bu sefer de karısını bırakıp gelmedi bu manyak dimi?" diye sorduğunda gülümsedim ama cevabı Demir verdi.
"Yok" dedi elindeki bardakları tutmaya çalışırken, "bu sefer ortalığı yakan o, ben suçsuzum" dediğinde, Güney omzuma vurdu ve üzerine bir şeyler giyeceğini söyleyip yukarı çıktı. O çıktığında çalan kapı ile ne yapacağımı bilemesem de kapıya ilerledim.
Kapıdan yakışıklı başka bir adam çıktı bi an Güney'den şüphe etsem de o da aynı şekilde bana bakınca gülümsedim ve kapıyı sonuna kadar açtım.
"Güney yukarda. Gelir şimdi" dediğimde hala bana bakarken Demir gelip kapıdakine baktı ve kahkaha atıp ona sarıldı.
"Atam, nerelerdeydin sen yaa?"
Karşıdan gelen cevapsa hayattan bıkmış gibi bir hal vardı.
"Eskişehir'de"
Demir kapıdaki adamı tutmak için hareketlendiğinde elindeki bardakları görünce onları bana tutuşturup kapıdaki adamı da alıp içeri geçti. Ben de kucağımdaki bardaklara baktıktan sonra zorla kapıyı kapayıp içeri geçtim.
Elimdeki bardakları arkadaki masaya çıkardığımda Demir çoktan diğer adamı da yanına katıp salıncakta konuşmaya başlamıştı. Ben de durumun ne olduğunu fark ederek masayı kurmaya başladım.
Masa hazır olmak üzereyken sonunda Güney teşrif etti. Aslında, üzerinden çok geçmemişti ama olsun, laf edecek birileri olmalıydı.
"Ooo, Atam gelmiş" diyerek olaya daldığında beni de birinin tanıştırıp tanıştırmayacağını merak ettim ama çok da üzerinde durmadım. Masaya geçtiğimde sonunda direkt kendisi beni görüp bana geldi.
"Oğlum kimsenin laf ettiği yok. Misafir varmış evde" dediğinde Demir boşver der gibi elini salladı.
"Yok ya, misafir değil o. Taylan, benim üniversitede arkadaşım, ilerde de Çağdaş'la evlenecek inşallah" dediğinde Atam şaşkınca bana baktı.
"Oha" dedi birden ve hızlıca yanıma gelip oturdu. "Deli falan değil, dimi? Isırmaz dimi?" dediğinde onlar gülse de ben sakince onlara bakıyordum.
"Yok ya, gayet normal. Azıcık tozutuk ama bizim kıza da başkası gitmezdi malum" diye Demir ilan ettiğinde bana elini uzattı.
"Atam Sinan Er. Biz Çağdaş'la çok yakın değiliz ama küçükken beraber oynardık, ordan biliyorum. Deli bi şeydi o. Hepimizi döverdi" dediğinde kahkaha attım.
Boşuna onu seçmedim ben. Tabi bir de kalçalar var.
"Desene onu alıyor olmam herkesin hayrına olacak" dediğimde güldü.
"Hem de nasıl"
Tabi o bu cümleyi bitirdikten hemen sonra az önce benim kurduğum masaya yerleşti. Biraz atıştırmadan sonra da rakı kısmına geçtik.
"En son bu masada oturduğumuzda" dedi Demir ve bana göz kırptı. "Benim başımı yaktınız. Sıra kimde?"
Bu cümleyle herkes aynı anda geri yasladığında ilk Güney konuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2
Genç Kız Edebiyatı"Şişman ve çirkin olan her kız hikayenin sonunda güzelleşir. Ana düşünce bu" Tabi, genel olarak. Bilirsiniz, bazı kızlar güzeldir. Bazıları da popüler. Bazılar ise patatestir. Şirin mi şirin bir patates. İşte bizim de sevimli sansarımız, ah pardon...
