25°

11.7K 709 307
                                        

"Hadi eve gidelim artık, güzelim" diyen sesle bir anlığına elimdeki kalemi düşürecek gibi hissettim. Evet, dünden beri başımdan bir an ayrılmayan adama hala alışamamıştım.

Malum, iki yıl boyunca annesinin eteğinin altına saklanmış bir adama ha diyince alışmak bir hayli zor oluyordu. Hele de siz adama ısrarla aşık olmaktan vaz geçemiyorken.

Yine de ona ne kadar aşık olduğumu, beni terk edip, sonra da saçma bir oyun yüzünden kalkıp gelen, ki gelmesinin sebebi kesinlikle ben değildim, kuzenimdi, adama göstermeye niyetim yoktu.

En azındna beni baştan çıkarmadığı aralıklarda.

"Bana güzelim, deme Taylan. Sen istiyorsan git, Dolunay da gelir zaten. Benim biraz daha işim var" dediğimde bana gözlerini devirip tüm gün yuvarlandığı üçlü koltuğa geri oturdu.

Evet, yuvarlanma konusunda da ciddiyim.

Önüne aldığı bilgisayarla bir şeyler yapsa da tüm gün boyunca önce sağa yattı, sonra kalktı bilgisayara baktı. Sonra da soluna yattı. Ben de onun karşısında, üzerinden ceketini kravatı çıkarmış, gömleğinin kollarını direklerine kadar kıvırmış bir halde, ona bakmamaya ve işime odaklanmaya çalıştım.

Ve, bu hiç de kolay olmamıştı.

"Ben beklerim, önemli değil" dediğinde başımı bilgisayardan kaldıramamaya çalışarak onu başımla onayladım. Bir de onun gözlerinin içine bakarak onu terslemeye çalışmaya niyetim yoktu.

Zaten, öyle bir şey yapsam onu tersleyemezdim.

"Ha bu arada" dedi ben ısrarla ona bakmamaya çalışırken, tam o sırada kapı çaldığında kapıya döndüm. Taylan da sessizleştiğinde, girin, dedim. Dolunay kapıdan girince durumu anlamaya çalışırken işimi bırakıp ona bakmaya başladım.

"Bir şeyleri bölmedim, değil mi?" diye gevrek gevrek gülerek Taylan'ın yanına geçerken benim çatılmış kaşlarımla karşılaştı.

"Ay doğru ya, siz asansör seviyorsunuz" dediğinde elime geçen ilk şeyi ona fırlattım. Keşke elimin altında kalem dışında bir şeyler olsaydı.

Şöyle bıçak falan.

Ben sinirden kendimi yerken Taylan, yanına oturan kuzenimi boynundan yakaladı onunla kanepemde güreşmeye başladı. Hayır, benimle bu kadar eğlenmeyen adam tüm kuzenlerimle nasıl eğleniyordu, o da ayrı merak konusuydu.

"Ya kırk yılın başında kızı yakalamışım, iki dakka daha sabretsen olmaz mıydı?" diyen Taylan'la yüzüm renk geçişlerine başladığında, Dolunay kahkaha attı.

"Ne gülüyon it? Seviyoruz ki öpüyoruz!" dediğinde Dolunay'ı kanepeye yatırdığında ben boşluğa dalmışım bile.

Hayır kızım, erime şunun her lafına! Seni bırakıp giden o! Bir daha gitmeyeceğinin garantisi var mı?

Doğru valla. Bu gene gider.

Gözüm hala boşluğa bakarken aklıma beni terk edişi, sonrasına yaşadıklarım geldi.

2 yıl önce...

Mine'nin kapıma dayanıp istediği gibi konuşmasının üzerinden kısa bir süre sonra Taylan benimle konuşmak için geldi.

Tamam, bu kısım zaten en başında beri kendimi farkında olmadan hazırladığım bir kısımdı. Yani, çirkin kızları kimse sevmez, onlarla oynarlar. Benim asıl problemim bundan sonra olmuştu.

Sinirliydim, ve her sinirli insan gibi, o zamanlarda dilimin kemiği olmadığı gibi onun da canını yakmak istedim. Beni sevmiyordu belki ama en azından bana alışmıştı, değil mi?

Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin