26°

11.4K 709 168
                                        

Bazı günler, aniden yaptığımız bazı hareketler, birgün başımıza bela olabilir. Hele de o işi yaparken aklınızdan fesat düşünceler geçmişse, kesinlikle sizi bulur.

Konunun giderek bordo bereli operasyonuna benzemesine kanmayalım, konumuz sadece ufak bir reklam filmiydi.

Tüm gün boyunca, herşeyi boşverip evden ve doğal olarak iş yerimden uzaktayken önüme koydukları bilgisayara sadece onedio'da gezmeye yaramıştı. Malum, ben işin kaba kısmıyla uğraşıyordum. Ve, ofisin ortasında inşaat dikecek halim yoktu.

Ben de başka bir seçeneğe yöneldim.

İş karıştırma.

Tamam, ilk başta bunun büyüyüp iş karıştırma kısmına kısmına gireceği aklıma gelmemişti ama herşey düşündüğümüz gibi olmuyor işte.

"Bana alık alık bakma da cevap ver, Taylan. Bu reklam filmi olayı da ne?" diye cırlayan kıza aşık olduğum için sanırım, bana dediklerini takmadan gülümseyerek ona bakmaya devam ettim.

"Güzelim, şöyle ki" dediğimde bağırarak lafımı böldü.

"Bana güzelim deme, Taylan Eşref Saylan!  Bana güzelim deme ve bana bu saçma işe ne diye giriştiğini anlat hemen!" dediğinde annem dışında kimsenin ağzından çıkmayan tam ismimi söyleyişine bir daha aşık oldum.

Sanki aşık olmayan tek hücren kalmış gibi, aşık oldum diyorsun. Boşver aşkı şimdi, tutku de, ihtiras de!

"Çağdaş'çığım, şöyle ki, ben beğendim projeyi. Sonuçta biz de bu siteden ev aldık ve onlara bu işin arkasındaki insanlar olarak görünümemiz hoş olabilir" dediğimde Dolunay çoktan odadan sıvışmış ve beni Çağdaş'la yüzleşmek için bırakmıştı.

"Bana laf oyunu yapıyorsun şu an, Taylan. Sen fotoğraf bile çekilmezsin ne reklamı, ne filmi?" dediğinde gözlerimi devirdim ve geri dönüp kalktığım koltuğa geri oturdum.

"Ne olursa olsun, bu işe tamam dedik. Şimdi kalkıp ben onaylamıyorum mu diyeceksin?" dediğimde ayağını yere vurdu. Bir süre buna devam etse de hıncını alamayınca benim yanıma gelip başımda dikilmeye başladı.

"Ne var?" dediğimde kollarını göğsünde bağladı ve ağzını açmadan bakmaya devam ettiğinde başımı öne eğip bir an soluklandım. Daha sonra da istediğini yapıp ayağa kalktım ve önüne dikilip kollarımı iki yana indirdim. O da göğsüme pek de hissedilmeyen yumruklarını indirmeye başladı.

"Yalnız olduğumuz için buna izin verdiğimi biliyorsun, değil mi?" dediğimde bana cevap vermeyip işine odaklandı. Eh, bildiğini biliyordum ne olsa.

Bir süre o benim üzerimde hırsını atmayı sürdürdü, ben de sessizce onun yorulmasını bekledim. O ısrarla yorulmazken kapı çaldı ve Çağdaş direkt bana vurmayı kesip kapıya döndü. Dolunay başını kapıdan uzatıp bizi bulduğunda da gülümsedi.

"İşiniz bittiyse çıkalım mı? Sıkıldım ben" dediğinde o çarpık dişlerinin ortasına yumruğu geçirmek istedim. Hayır, her yakınlaşmamızı bölmek üzere eğitim falan mı almıştı acaba?

Çağdaş önümde nefeslenirken uzanıp başının arkasına, saçlarının üzerine öpücük kondurdum ve geri çekilip masanın üzerindeki Çağdaş'ın eşyalarını topladım.

Sonrasında ise, az önce beni yumruklayan o kız değilmiş gibi, uzanıp elini tuttum peşimden gelmesini sağladım.

Akşam ise herşey fazlasıyla sakindi. Şerof dedikleri saçma hayvan, bana karşı bir şey hissetmiş gibi sürekli evin içinde dolaşıyor ve ara ara da bana karşı kabarıyor ve evde onun da olduğunu ilan ediyordu.

Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin