23°

12.1K 708 410
                                        

Herkesin hayatta yaptığı hatalar vardı. Tabi ben de bir insan olarak bir sürü hata yapmıştım ama en büyüğü şüphesiz şuydu;

Tolga denen gerizekalıyla arkadaş olmak!

Çok ciddiyim en büyük problemim buydu.

"Saçmalama Taylan, ben nerden bileyim adını sanını? Yanında görünce sevgili sandım işte" dediğinde balkonda, elimden gelen en sessiz tonda ona çemkirdim.

"Ulan it!" diye bağırdığımda sesimi tam olarak ayarlayamadığımı fark ederek arkamı dönüp bakan var mı diye kontrol ettikten sonra tekrar geri dönüp konuşmaya devam ettim.

"Ya beni gerizekalı yerine koymaktan mutlu mu oluyorsun sen? Oğlum ben bu kızın karşısına çıkmamak için kaç yıldır ne çekiyorum sen biliyorsun da ne demeye beni baştan çıkarıyorsun ki?"diye sorduğumda kem küm etti.

"Tolga, adam gibi cevap ver bana. Ben bilmiyor muyum Dolunay olduğunu bile bile beni yolladığını?" dediğimde ufak bir sessizlik oldu.

"Yani abi, şöyle ki" dediğinde sustu ve bekledi. Daha sonra da konuşmaya bağırarak devam etti.

"Yeter ulan! Bıktım oğlum senin ortalıkta vebalı gibi dolaşmandan. İki senedir aşağı Çağdaş yukarı Çağdaş! Tamam, seviyorsun, kimsenin buna laf ettiği yok da zaten. Sev, onu sevmene kimsenin lafı yok da bu çektiğin, bize çektirdiğin yetti artık! Madem kızla görüşmek için bahane istiyordun, al sana bahane. Kal, kızı al gel de düğün yapalım artık" dedikten sonra da telefonu yüzüme kapattı.

Tamam, salaktı ama arkadaşımdı işte. Hayır, bir de hepimize aynı oyunu çekmeseler olmazdı yani. Önce Çağdaş, sonra ben. Birbirimizin zayıf noktası olduğumuzu bilmesi hoş değildi.

Elimde kalan telefona bir an boş bir şekilde baktıktan sonra Tolga'nın haklı olduğuna kanaat getirdim. Madem buraya gelip onu görmüştüm, ona verdiğim diğer sözü yerine getirmem gerekiyordu.

Bir daha karşılaştığımızda onun tekrar elde edecektim ve evlenecektik. Sözlerimi tutmak konusunda nasıl biri olduğum da netti sonuçta.

Kendimi cesaretlendirdikten sonra Çağdaş'ın yanında olduğumun gerçekten farkına vararak içeri doğru adım attım.

Sonunda karşılacaktık işte.

Tamam, teknik olarak onunla zaten karşılaşmıştım ama o an ne gözüm onu görüyordu, ne de ben bendim. Yani, benim için ilk karşılaşmamız biraz sonra olacaktı.

Kapının önüne geldiğimde derin bir nefes alıp balkon kapısını açtım ve kendime bir an daha tanıdım. Herşeyin iyi olmasına dair ufak bir temennide bulunduktan sonra da içeri girdim.

Çağdaş üçlü koltuğa oturmuş bir halde, Dolunay'ın yaralarıyla ilgilenirken arkası bana dönük bir haldeydi.

"Bastırma şunu ya, canım acıyor zaten" diye inleyen Dolunay'la beraber elindeki pamuğu daha da bastırdı kaşına.

"Müstahak sana! Ne diye işime karışıyorsun sen?" dediğinde Dolunay gözlerini ondan ayırıp bana döndü.

"Al şunu başımdan ya. Geldiğim günden beri illallah ettim, kardeşim" dediğinde Çağdaş'ın üzerinde eskisi gibi bir ettim olup olmadığını düşündüm.

Tamam, ben aşıktım da o aynı şekilde aşık olmayabilirdi. Aramıza kocaman bir boşluk gitmişti sonuçta. Şimdi ona uzanıp onu öpsem, sarılsam, kokusunu içime çeksem tokadı yerdim herhalde.

Ama, bunların hiç biri, o ağır ağır arkasını dönerken hissettiğim karnımdaki koşuşturmacaya engel olamadı. Nefesimin heyecandan kesildiğini hissettiğimde kapı koluna asıldım.

Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin