Güne açan çiçekler gibiyiz
Yalan, yalllaaan
Öyle saf ki sevgimiz
Yallaaaa Aa aaaan
Ayıramaz bizi hiçkimse
Yallaan yallan
Ölene dek beraberiz
Yallaaaaaaaaaan
Tamam, hayatım boyunca bir sürü günaha girmiştim, bunu asla inkar etmiyordum da sabah sabah böyle bir işkenceyle uyandırılmak, insanların bana bile acıtmasına neden olurdu herhalde.
Dolunay'ın çirkin sesiyle ve bit zamanların genç kız tayfasının ağzına yapışan şarkıyı bağıra bağıra evin ortasında söylemesi için başına silah falan mı dayamışlardı acaba?
Çağdaş başını göğsümden kaldırdığında bir an boş gözlerle etrafa baktıktan sonra başını tekraf göğsüme yasladı.
Uykulu olmasından faydalanmak in uzanıp başının üzerine ufak bir öpücük kondurup kokusunu içime çektim.
"Kuzenini öldürebilir miyim?" diye sordupumda göğsümdeki başını salladı. Ancak hemen sonrasında onu anlamayacağımı düşünmüş olacak ki konuştu.
"Lütfen" dedi koynuma daha da çekilirken, "lütfen öldür de kurtar beni, prensim"
Tamam, beklediğim gazı almıştım işte.
"Siz nasıl emredersiniz, premsesim" dedikten sonra gülerek başını göğsümden kaldırıp yastığa koydum. Sonrasında ise yataktan kalkıp akşam üzerimden çıkardığım tişörtü geri giydim.
Tamamen hazır olunca da odadan çıkıp hala çirkin sesiyle aynı şarkıyı söyleyen adamın peşine düştüm.
Hayır, bu kadar zaman sonra ağız tadıyla bir uyku çekiyordum, onın sabahına bakın!
"Senin derdin ne oğlum? Sabah sabah niye ortalığı çirkin sesinle ayaklandırıyorsun?" diyerek masaya doğru ilerledim.
"Birincisi, özellikle yapıyorum. Zaten başka türlü ne diye masanın başında takımımı giymiş bir şekilde oturup bu şarkıyı söyleyeyim ki?" dediğinde kollarımı göğsümde bağlayıp ona bakmaya devam ettim.
"Ne bakıyorsun? Tamam akşam uyumanıza izin verdik de hepsi o yani. Sen kalk bu kızı üz, sonra da gel akşamında affettir kendini. Oldu!" dedikten sonra ayağa kalkıp bana baktı.
"Sen dün baya ılımlı bir adamdın, ne oldu akşamdan sabaha?" dediğimde omuz silkti.
"İnanmazsın ailemiz var bizim de. Aile sana fazla ısınmış, herkes size olumlu bakıyormuş" diyerek güldü. Daha sona da onu silkti.
"Eh, ben de hepsi adına sana biraz gıcık olayım, dedim. İyi yapmış mıyım, enişte?" dediğinde yüzümü buruşturarak ona baktım.
Ne saçmalıyordu bu ya?
"Ne diyon sen? Hem sana gıcık oluyorum diyorsun, sonra al kızı git der gibi enişte diyorsun" dediğimde güldü.
"Ben ne yaparsam yapayım sana o kızı vereceğiz, hem ben de olur diyorum da napim? Demir kabuk etmiş" dedi omuz silkerken. "Yoksa o hepimiz adına gıcık olacaktı sana" dediğinde kafamı yana yatırdım.
Daha karmaşık bit aileye düşemezdim herhalde. Hey maşallah her tülü manyak var!
"Brn cidden çözemedim, siz nasıl bu kadar manyak oldunuz?" dediğimde kahkaha attı. Çağdaş da hemen sonunda yanıma geldi.
"Sen hayırdır, genç?" dedi hala gözlerini ovalarken. Hayır kız daha uyanamamıştı ki.
"İyilik sağlık, Çağ. Ne olsun sabah sporu işte, ağız dalaşı yapıyoruz. Sen de katılmak ister misin?" dediğinde Nur Yerlitaş bakışı yaptı ve masaya oturdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2
Genç Kız Edebiyatı"Şişman ve çirkin olan her kız hikayenin sonunda güzelleşir. Ana düşünce bu" Tabi, genel olarak. Bilirsiniz, bazı kızlar güzeldir. Bazıları da popüler. Bazılar ise patatestir. Şirin mi şirin bir patates. İşte bizim de sevimli sansarımız, ah pardon...
