18.7K 1.1K 200
                                        

Her ne kadar Tolga dalga geçmiş olsa da şu anda çirkin bir kızın peşinden koşuyordum. Üstelik bu kız, benim hayatım boyunca peşinden koştuğum da ilk kızdı. Sanırım, ailem vaktiyle büyük bir ah almıştı. Ya da ben büyükçe bir lanet yemiştim.

Sabah yine her zamanki gibi sabahın köründe kalktıktan sonra kendimi bile açamadan Tolga eşliğinde sokaklarda koşmaya başlamıştım. Ve bir saat boyunca da durmaksızın it gibi koşturmuştum. Sporla ilgilenen beynime tüküreyim ben, emi!

Bir saat sonunda kendimi bir de eve kadar taşıdıktan sonra kendimi banyoya atsam da Çağdaş'la bugün için sözleştiğimiz aklıma gelince banyomu çok da uzatamadım. Yine, bir yengeç burcu erkeği olarak saatlerce su içinde kalabilmek gibi bir huyum vardı.

Normalde de evin yemekleri benim sırtımda olduğu için, hemen her zaman olduğu gibi, banyodan sonra kendimi buz dolabının başında buldum. Neyse ki dün akşam markete uğramıştım da dolaba fare düşse başını kırar havasından kurtulmuştu dolap.

Masaya kahvaltılık için malzemeleri çıkardıktan sonra neler yapabileceğimi gözden geçirdim. Tamam, patates kızartması yapabilirdim ama zaten evime şirin olmasa da bir patates geliyordu. Şimdi onun yanına bir de ona karşılık patates çıkarmak ayıptı. Krep yapıp ona daha fazla kilo aldırmak da istemiyordum. Malum, onunla bir süre takılmak gibi mecburi bir sürecim vardı ve ben onun daha fazla göze çirkin durmasını istemiyordum.

Abi,ayıp oluyor ama. Bence gayet hoş.

Oğlum, sen niye karışıyorsun ya?

Omlet için malzemeleri dolaptan çıkarmak istemedim hemen. Malum, daha onu alacaktım. Sonra ekmek falan da alırdık. Eh, bir de trafik vardı. Şimdilik yeşil soğanları doğrasam yeterdi. Malum, bir karadeniz çocuğu olarak her işe koşturularak büyümüştüm ve şu an yemek yapmak çok da karmaşık bir şey değildi. Soğanla salçayı karıştırınca yemek oluyordu zaten.

"Ne zaman gidiyorsun?" diye araya giren Tolga ile kafamı doğradığım soğandan kaldırdım. Soğanların için baharat katarken de onu cevapladım.

"Çıkacağım şimdi. Bir şey istiyor musun dışardan?"

"Derin'i de getir gelirken" dedi sırıtarak. Hayır, bizimki salak olmasa o kızda ne buldu diye düşünecektim de neyse ki Tolga'yı tanıyordum.

"Tamam o zaman. Gidiyorum ben" dedikten sonra odama geçip üzerimi değiştirdim. Daha sonra da pantolonun arka cebine cüzdanı da koyduktan sonra arabanın anahtarını da aldıktan sonra evden çıktım. Ve yönümü de Çağdaş'ın yurduna çevirdim.

Yaklaşık yarım saat sonunda Çağdaş'ın yurdunun önüne geldim. Arabayı park ettikten sonra indim ve yurdun önüne gelip güvenliğe benzer birini aradım. Orta yaşlı bir adam gözüme çarptığında adama seslendim. İlk önce bana şaşkınca baksa da sonra merakla kapıya yaklaştı.

"Buyur evladım?" diye merakla soran adama en olur şekilde derdimi anlatıp, yurttaki bir kızı aradığımı anlattığımda beni başıyla onaylayıp telefonunu çıkardı.

"Gülay, Çağdaş kızımı çağırsana bir. Burda bir delikanlı var da, Çağdaş kızım biliyormuş geleceğini" dedikten sonra yine bana güldü ve ağır demir kapıyı benim geçeceğim kadar açıp eliyle geçmemi işaret etti. "Gel," dedi sonra da ban gülerek, "benim kulübede bekleyelim"

Onun bu içten hareketine gülüp onu başımla onaylayıp gülerek onu takip etmeye başladım. Girdiğim kapıyı kapadıktan sonra ikimiz küçükçe bir kulübeye girdiğimizde bana bir sandalye gösterdi ve ben oturana kadar bana bir bardak çay uzattı. Hay yaşa be amca!

Önüme konan çayla beraber daha da hevesle konuşmaya başladık. On dakika sonunda gelen Çağdaş ve Derin'i görsem de onlara elimle geliyorum şeklinde işaret verdikten sonra ismin İsmet ve iki kızı olduğunu öğrendiğim güvenlikçi amcanın yanında ayrıldım.

Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin