Çağdaş ve ailesi hakkındaki gerçekleri öğrenmemin üzerinden yaklaşık olarak bir hafta geçirmiştik ve şaşırtıcı bir şekilde her şey yolunda gibiydi.
Yolunda derken; ailesi peşime insan takıp kellemi istememişti, ki babasını göz önüne alınca bu bile herşeyin yolunda olduğunu söylemek için yeterli bir sebepti. Çağdaş ile gönül rahatlığıyla el ele dolaşıyordum. Tolga bile daha bir akıllı gelmeye başlamıştı gözüme.
Tabi, adını hatırlamadığım sevgilisi dışında.
Demir, Elif'e fazlasıyla içten bir ilgi duyuyordu bı arada ve Elif de gülerek, cilvelenerek onunla ilgileniyordu. Tabi, bu arada Demir de fazlasıyla allı başında dolaşıyordu.
Hoş, bence normaldi ama Çağdaş ona fazlasıyla şaşkınca bakıyordu bu aralar. Tabi, Elif'e de bayılıyordu Demir'i yola getirdiği için.
"Gelin gelin, masada size de yer tuttuk" diyerek bizi yanına çağıran Tolga'ya baktıktan sonra Çağdaş hızla masada oturan Derin ve Tolga'nın yanına doğru hızlıca ilerlemeye başladığında ben de doğal olarak çekiştirmesi sonucu masaya doğru ilerlemeye başlamıştım.
"Ayy, vallahi ne zamandır seninle okulda karşılaşmamıştık" dedi Çağdaş gülümseyerek. Hayır, sanki akşam onun yanına gitmiyor.
"Doğru diyorsun" diyerek onu onaylayan kızla birlikte direkt dedikodu pozisyonuna geçen sevgilime gülerken baktıktan sonra Tolga'ya döndüm.
"Yahu sen ne diye bizi çağırıyorsun? Biz baş başa otururduk" dediğimde Çağdaş başını dedikodudan kaldırarak bana kısılmış gözlerle baktıktan sonra benden görerek alıştığı hareketi yaptı.
Başıma şaplak attı.
"Güzelim, yapma şunu. Hiç haz etmiyorum" dediğimde hala kısık gözlerle bana bakıyordu.
"Sen niye Tolga'yla Demir'e yapıyorsun o zaman?" diye sorduğunda güldüm.
"Pekala güzelim, yap. Ama insan içinde yapma bari" dediğimde tamam, diyerek önüne döndü.
Hayır, inandım mı? İnanmadım elbette ama onunla kavga etmeyi sevmiyorum. Ne yapayım yani?
"Sen dur dur, çirkin bir kızın kölesi ol. Vay arkadaş, ne bahtsızmışsın" diyerek kahkaha atan arkadaşıma gözlerimi kısarak baktım.
Neyse ki Çağdaş benden önce uzanıp kafasına şaplak attı. İşte, bu yüzden bu kızı seviyorum.
"Çok bilme sen. Hem senin yarım akıllı sevgilin nerde?" diye soran sevgilime kıkırdadıktan sonra uzanıp sol kaşının yanına bir öpücük kondurdum.
"Esma mı? Ne bileyim, derste falan herhalde" derken omuz silkiyordu. Zaten hayatının hangi kısmında herhangi bir kızı önemsemişti ki?
"Yengem olmasan bu göz alıcı çekiciliğimin esiri oldun da sevgilimi kıskanıyorsun sanacağım" diyerek gülen Tolga'ya ikimiz birden şaplak atınca ellerimize vurdu.
"Salak olacağım sizin yüzünüzden ha!" diye çemkirdiğinde Çağdaş konuştu.
"Valla benim bir şey yapmama gerek kalmamış, olacağın kasar olmuşsun" dediğinde kahkaha attım. Tolga ise bize tepki olarak kollarını göğsünde bağladı.
"Ne kadar da komik. Siz ne güzel bir çift oldunuz. Kimse sizin yüzünüzden acı çekmeyecek, kendi kendinizi imha edeceksiniz" dediğinde bu sefer biz sadece birbirimize bakıp güldük.
"Uyuz olmamın Çağdaş için bir önemi yok. Kendi derdine yan. Altmış yaşına geldiğinde sinir bozucu kadınlar gibi altmış kediyle yola bakıyor olacaksın" dediğimde kahkaha attı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşkı Da Yemiş -Night Serisi 2
ChickLit"Şişman ve çirkin olan her kız hikayenin sonunda güzelleşir. Ana düşünce bu" Tabi, genel olarak. Bilirsiniz, bazı kızlar güzeldir. Bazıları da popüler. Bazılar ise patatestir. Şirin mi şirin bir patates. İşte bizim de sevimli sansarımız, ah pardon...
