Nermişimle güzel bir sohbetten sonra eşyalarımı düzeltmek için kendi müthiş odama gittim. Dolabın önünde ki valizimi boşaltmaya başladım. İlk pantolonlarımı katlayarak başladığımda, elbiselerimi askılağa asarak işim bitmişti. Telefonumun çalmasıyla çalışma masamın üstünde duran sırt çantamın içinden telefonumu aldım. Arayan Evrim'di. Ah evet Evrim'e haber vermeyi unutmuştum. Bu yüzden bana kızacaktı.
"Alo"
"Sen nereye gitmişsin ya! Neden benim haberim yok!"
"Haber vericektim ama bilirsin uçakta telefonla konuşulmaz ve daha yeni geldim."
"Hemen indiğinde arayabilirdin dimi.!"
"Sakin ol."
"Ah... Tamam olacağım."
"Sevindim."
"Neden kısa cevaplar veriyorsun."
"Bilmiyorum kendimi hiç iyi hissetmiyorum."
"İçini dök bakalım ama yine o gözlerini eşşek bokuna daldırma."
"Haha. Şey tamam..."
"Bekliyorum." derin bi nefes aldım ve olayları anlatmaya başladım.
"Özet olarak geçiceğim yoksa senin demenle gözlerimi eşşeğin bokuna bandırırım."
"E tamam laga luga etme.!"
"Eve geldiğimde babam kapıyı açtı. Annemin hastanede olduğunu söyledi. Sebebini öğrenmeden hemen eve gelmiş benim için. O da beni babaanneme yolladı. Bana bakamayacağını anladı ama ben kendime bakabilirdim. Şuan Nermiş dediğim babaannem annemin böyle olduğunu biliyordur ve yüzünde bi gariplik göremiyorum."
"Anlıyorum..."
"Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum, işlerim var sonra konuşalım."
"Tamam. Hep iyi düşün iyi olsun. Bay." dediğinde telefonu kapattım çalışma masasının sandalyesine oturup uzun uzun bakınmaya başladım.
1, 2 dakika sonra Nermiş'in kapıyı tıktıklamasıyla ayıldım. İçeri girdiğinde elinde bir sürü, her markadan, küçük büyük boydan poşet çantalarla girmişti içeri.
"Heyo süprizlerim var.!"
Sandalyeden kalkıp elindekilerin ne olduğunu merak edip yanına gidip yatağa oturup çantaları açmaya başladık. İçinde bir sürü rengarenk kıyafetler, elbiseler, makyaj malzemeleri vardı. Ona teşekkür edip boynuna sıkıca sarıldım. Elimi tutup gülümsedi. En son ki çantayı benim açmamı istedi. İçinde minik bir kutu vardı. Karton çantanın içinden kutuyu alıp gözlerimi pörtlettim. Üstünde IPHONE 6S yazıyordu. Ah.. En lazım olan şeydi belki de. Boynuna bir kez daha sıkıca sarıldım.
"Bir yerlere gezmeye ne dersin?" dediğinde onaylamıştım. Bu kadın beni şımartıyor olmalı. Nermiş odadan çıktıktan sonra üstüme bir pembe, kolları kısa beyaz dantelli, eteğinin ucunda da küçük bir kısmında kolumda ki dantel desenleri vardı. Saçlarımı açtıktan sonra babamın bana aldığı papatya tacını taktım. Ayakkabı kutumdan annemle beraber severek aldığım çok sık giymediğim beyaz babetlerimi alıp Nermişimin yanına gittim. O da çoktan hazırdı. Yine onu ilk gördüğüm gibi tarzdı. Birlikte ayakkabılarımızı giyip arabaya doğru ilerledik. Arabayı çalıştırdığında "Çok şıksınız hanımefendi, aman dikkat edin üşümeyin." dediğinde aldığım iltifat sayesinde beni yine şımartmıştı. "Teşekkürler leydim. Sizde diğer ihtiyarlara taş çıkaracak kadar harika olmuşsunuz. Dikkat edin kötü gözlere..." dediğimde kahkaha atmıştı. Ardından radyoyu açıp gidene kadar hiç konuşmadan kanatlarım var ruhumda şarkısını dinledik...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞIMARIK
Roman pour AdolescentsElis adlı 16 yaşında ve okula bazı sebeplerden dolayı erken başlamış lise 3'e giden bir kız. Saf, cesaretli ve duygusal... Tek gözleri anlatıyordu acısını içinde ki baskısını... Ta ki Samsun'da ki Ilgar önüne çıkana dek... O zamandan s...
