' Zaman kimilerimize merhem kimilerimize azrail oluyor...'
Kendinizi hiç kocaman bir okyanusun ortasındaymış gibi hissettiğiniz oldu mu ya da çölün ortasında?Bir başınıza o uçsuz bucaksız yerde öylece durup etrafınıza bakıyorsunuz ve tek gördüğünüz hiçlik...
Umut edersiniz.Sığınacak bir yer ararsınız.Belki bir liman belki de bir yuva...
Oysa tek gördüğünüz sadece hiçliktir.Ne sığınacak bir liman ne de korunacak bir yuva vardır.Sadece hiçlik var.Çaresizce öyle bakar durursunuz.İleriyi görmek istersiniz göremezsiniz.Adım atmak istersiniz içinizdeki o lanet çaresizlik hissi yüzünden adım atamazsınız.Tek yapabildiğiniz olduğunuz yerde durup yardım beklemek olur.Ne kadar ilerlemek istesenizde hiçbir yere gidemiyorsunuz.Çünkü biliyorsunuz;gidecek bir yer olmadığını.
Beklersiniz.Günler aylar derken yardım umudunuzda biter.İşte o an insanın bittiği andır.Tükendiği pes ettiği andır.Umudun öldüğü an,hayallerin bittiği yer...
Bende tam olarak kendimi ıssız bir yerde kapana kısılmış çaresizce bekleyen kişi gibi hissediyorum.Tek yapabildiğim öylece boşluğa bakmak tıpkı şuan aynanın karşısında boş gözlerle kendime baktığım gibi.
Artık kendimi tanıyamıyordum.Kilo vermiştim.Elmacık kemiklerimin iyice belirmesinden belliydi.Yorgun duruyordu yüz hatlarım.Gözlerimin altında hafif mor halkalar vardı ve göz torbalarım hafifte olsa belirginleşmişti.
Beyazlar içindeki bana baktım.Elbisem oldukça güzeldi.Avran'ın seçimine hayran kalmadım değildi.
Beyaz askılı,derin göğüs dekolteli,kalçama kadar inen beyaz eteği ve belimden itibaren ayaklarıma kadar uzanan kalın tül vardı.Sağ bacağım tarafındaki tül o kadarda kalın değildi bacağım net bir şekilde belli oluyordu.Tül oldukça uzundu.Arkamda 50 santim kadar uzanıyordu.
Askılarımda omuzlarımdan sarkan birer çift ip detayı vardı ve aynı detay tül ile göğüs dekoltemin arasında kalın bir kumaş parçası şeklinde vardı.Belimi saran bir kemerdi.Sırt dekoltemde vardı.Gögüz dekoltem gibi sırt dekoltemde V şeklindeydi.Bu elbise fazla cesurcaydı ve bana dans kıyafetlerimden birini hatırlıyordu.Tabi o elbisem daha masumdu çünkü o zaman çocuktum.
Saçlarımı dağınık topuz yapıp buklelerimin azda olsa önüme ve omuzlarıma düşmesine izin verdim.Çok hafif bir makyaj vardı yüzümde.Elbise yeterince cesurdu bence makyajı saçı başı abartmaya gerek yoktu.Topuklu ayakkabılarım bile sadeydi.Zemine yakın ön tabanı, 5 santimlik topuğu ve bembeyaz rengiyle oldukça sadeydi.
Aynaya baktım.Zorakide olsa gülümsemeye çalıştım kendime.İçimde anlam veremediğim bir sıkıntı vardı ve bu beni kemiriyordu.
Odamın kapısı önce tıklatıldı sonra ise açıldı.Annem kafasını içeri sokup odada gözlerini gezdirirken "Gireb..." sonunda beni buldu ve cümlesi yarıda kalarak öylece bana baktı.Vücudunu dikleştirdi.Gözlerinde anlam veremediğim bir duygu belirdi.Hayranlık,mutluluk belkide huzur?
Omuzlarımı silkip "Sence olmuş mu?" diye sordum.Lunapark olayından sonra sonu hüzünle bitsede o günden sonra aramız fena değildi.En azından o bana emirler yağdırmıyordu ve bende zıtlaşmıyordum.
Gülümsedi ve beni baştan aşağıya süzdü."Melek gibi olmuşsun Hayal." diye mırıldandı.Gözlerime baktığında boğazını temizledi."Çok güzel olmuşsun." dedi.
"Teşekür ederim." diyip derin bir nefes aldım.Aynaya baktım.Bir şey eksikti ama ne?
O an dank etti.Yatağın üzerinde duran kolyeme baktım.Yataktan alıp boynuma takacakken annem arkama geçip ''Bırak ben takayım." dedi.İtiraz etmedim.Aynadan boynumda duran o muhteşem kolyeye baktım.Tarih yazan kolye...12.12.2004...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TAKINTILI AŞK
Genç KurguHayal dunyaya bahsiz doganlardandi.Annesi bir fahise ve uvey babasi bir kadin pazarlamacisi.Hayal bu hayattan kurtulmak icin cok calisip istedigi basariyi saglarken ansizin zengin,umursamaz,sapik,tehlikeli ve psikopat olan genc yakisikli Avran Sönme...
