21. Bölüm

220 16 9
                                        

“İsmimi nereden biliyorsun?” diye sordum, öylece donup kalmıştım. Onu tanıdığıma yemin edebilirdim. Ama bir türlü hatırlamıyordum. Ayrıca ismimi bildiğine göre…

“Üzerinde yazıyor,” dedi gülümseyerek, işaret parmağıyla yaka kartımı göstererek.

“Doğru. Ee şey ben, pekâlâ. Siparişinizi getireyim.” Utançtan yerin dibine çökebilirdim.

Sam’in yanına gidip siparişi söylediğimde, Michael denen herifi endişeli bakışlarla süzüyordu. “Sorun mu var?” diye sordu.

“Hayır, bir şey yok.”

“Buralardan değil. Daha önce hiç görmedim.”

“Bilmem,” dedim arkamı dönüp tekrar ona baktığımda o da bana bakıyordu.

Sam viskiyi hazırlayıp tepsiyi bana uzattı. Götürmek için aldım ve tekrar Michael’ın oturduğu masaya doğru yürüdüm. “Buyurun,” dedim gülümsemeye çalışarak.

“Teşekkürler.”

Beynimde gerçekten bir boşluk hissetmiştim. Hatırlayamadığım bir şeyler vardı. Anlayamıyordum. Bana daha önce böyle bir şey olmamıştı. Gördüğüm her yüzü hatırlarım demiyorum fakat onda farklı bir şey vardı. Tanıdık bir şey.

Beynimi zorlamaya çalıştım ama hiçbir şey olmadı. Daha fazlasını öğrenmeliydim. Ama kimden? Onun yanına tekrar gidip ‘pardon ama beynimde ki boşluğu doldurmama yardım eder misiniz?’ diyemezdim. Belki de olan bir şey yoktu. Adamın beni boştan yere deli sanmasını istemezdim. Sonuçta o buraya gelen bir müşteriydi.

Düşüncelerime dalmışken Emily’nin yanıma geldiğini fark etmemiştim. “Gerçekten çok yakışıklı,” dedi Michael’ı süzerek. “İsmi ne acaba?”

“Michael.”

Emily kaşlarını kaldırarak bana baktı.  “Tanıyor musun?”

Omuz silktim. Gerçekten bilmiyordum. Tanıdığımı da söyleyemezdim herhalde, kendim bile bunun cevabını bilmiyordum.  “Hayır, öyle söyledi.”

“Sana ismini mi söyledi?” dedi şaşkınca bakmaya devam ederek.

“Evet. Tanışmak istediğini falan söyledi. Her neyse benim Mark’a yardım etmem gerek. İdare edebilir misin?”

Gözleri hala Michael’ın üzerindeydi. “Memnuniyetle.”

*

Sonunda lanet işler bitmişti ve gerçekten çok yorulmuştum. Sam’in ofisinin kapısı açıktı, yine de kapıyı tıklatarak içeri girdim. O da çıkmaya hazırlanıyordu.

“Yorgun gözüküyorsun. Eve gidip güzel bir uyku çekmeye ihtiyacın var,” dedi Sam gülümseyerek. Gerçekten çok iyi biriydi. Onu tanıdığıma memnundum.

“Evet, çok yoruldum.” Dolabımı açıp çantamı aldım. “İyi geceler Sam, yarın görüşürüz.”

“İyi geceler, güzellik,” dedi sırıtarak. Ben de ona gülümsedim, ofisten çıktım. Arka kapıdan dışarı çıkarak arabama doğru yürümeye başladım. Durdum ve çantamda arabamın anahtarlarını aramaya başladım.

Kafamı kaldırdığımda arabama yaslanmış bekliyordu. Kaşlarımı kaldırdım ve yanına yürüdüm.

“Gerçekten kimsin sen?”

“Michael demiştim,” dedi gülümseyerek. Mavi gözleri, sokak lambasının hafif ışığına rağmen parlıyordu.

“Evet, onu anladım. Benden ne istiyorsun?”

THE DEVIL INSIDEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin