Elif ile Furkan'ın hikayesi bu. Bir yanda günümüz modasına uymaya çalışan,dinine bağlı gibi gözüküp dünyevi lezzetlerde kaybolan Elif, diğer yanda ailesinin tam tersi, Allah aşkıyla yanıp tutuşan, ismi gibi hakkı ile batılı birbirinden ayıran Furkan...
Herkese merhaba! Yeni bölümü nihayet yazdım. Sınavlarım bitti şükürler olsun. Arayı açtığım için affola. Herkese sabrı ve güzel kalbi için teşekkür ederim.
Severek okuduğunuz bir bölüm olması dileğimle.
Oy vermeyi, bolca yorumlamayı unutmayın. Ayrıca bölüm sonunda size yazacağım küçük bir soruya da cevaplarınızı bekliyorum.
Bölüm müziği medyadadır. Herkese sevgilerimle!
Bölüm müziği : Deniz Tekin-Beni Vur
70617
Elif'in gözünden...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Alarmımla birlikte gözlerim aralandı. Tavana bakarak konuşmaya başladım. "Evet. Bugün dershanenin son günü. Furkan'la geçen derslerin sonuna geldik. Ondan uzak durmak için koskoca bir yaz tatili var önümde. Kim bilir belki unuturum!"
Hızla doğruldum. Üzerimdeki çarşafı çekip ayaklarımı sallandırdım. Soğuk fayansa çarpan ayaklarım irkildi. Hemen yanda duran terliklerimi ayağıma geçirdim. Duvarda asılı duran Elif tablosuna takılı kaldım.
"Ben senden mağfiret istiyorum Allah'ım. Bir de yüreğime nakışlanan şu yaraya merhem."
Kalkıp annemin yanına gittim. Yeni, sarıya boyattığı, dalgalı saçlarıyla oynayarak şen kahkahalar atıyordu. Az sonra da bu kahkahaların sebebini anladım. Telefondaki ses yabancı değildi. Mutlu olacağına inandığı Selim abinin sesi evi çınlatıyordu. En çokta karanlığa gömmüş annemin kalbini...
"Kardeşin" dedi Selim abi. Benden bahsediyordu. "O da bizimle yaşayacak mı?"
Annem duraksadı. Gözlerini gözlerime çevirdi. Yutkundu. Bir anda konuyu değiştirdi. Altında acı yatan bir tebessüm etmekle yetindim. Sessizce mırıldandım. "Merak etme. Yaşayamam."