Origin Hybrid

7.8K 218 94
                                        

James Buchanan Barnes

Bölüm şarkısı: Doja Cat, Harry Styles, Ariana Grande - Streets

Uyarı: Kandan ve ölümden bahsetme.

Bilgilendirme: Sen Klaus Mikaelson 'ın ikiz kardeşisin ve onun gibi melezsin ama sen ondan çok daha güçlüsün ve onun tam zıttı bir kişiliktesin. İnsanlardan beslenmiyor ve onlara zarar gelmemesi için elinden geleni yapıyorsun. Komutanın senin ne olduğunu biliyor ve sana güveniyor.

 Komutanın senin ne olduğunu biliyor ve sana güveniyor

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Origin Hybrid

Red Skull 'un adamlarından biri Bucky 'e doğru giderken hızla üzerine koşup sivri pençelerinle adamantiumdan yapılma korumasını deldin ve oradan da göğsünü yarıp kalbini tuttuğun gibi söktün. Adam yere yığılırken kanlı eline iğrenerek baktın ve elinde hala kan boşaltan kalbi yere doğru savurdun. Bucky gözlerini kocaman açıp sana baktığı sırada ellerini hızla üzerine sildin ve diğer adamlarla uğraşmaya başladın.

Bucky de kendine gelip adamlarla ilgilenirken Steve 'e hedef alarak silahını ateşleyen biri yönünü şaşırdı ve silahını trenin uçuruma bakan kısmına doğru ateşledi. Orada kocaman bir boşluk açılmasına sebep oldu.

Sen o adama doğru yönelip adamın boynuna yandan bir tekme atarak kafasını uçurduğun sırada başka bir adam Bucky 'i o boşluğa doğru itti. Hızla oraya doğru koştun.

Adam Bucky 'i ittiği sırada dengesini kaybedip düşmüştü fakat Bucky trenin yan kısmındaki bir demir parçaya tutunmuştu.

Yaklaşabildiğin kadar yaklaştın ve "Elini ver!" Diye bağırdın Bucky 'e. Bucky 'nin tutunduğu yer gevşemeye başlamıştı ve sen korkudan titriyordun.

Binlerce yıldır yaşıyordun ve ilk defa aşık olmuştun. Sahip olduğun tek şey oydu ve şimdi onu kaybedemezdin.

"Bucky!" Diye bağırdığın sırada, "Seni seviyorum, Y/N." dedi. Sesi oldukça umutsuz çıkıyordu. Gözleri kızarmıştı ve son kez görüyormuş gibi yüzünün her ayrıntısını inceledi.

Steve sana doğru gelen adamları engellemekle uğraşıyordu ve o da neredeyse senin kadar endişeliydi.

"Bucky, elimi tut." Bucky boştaki elini sana doğru uzattığı sırada korktuğun şey oldu ve tutunduğu demir kırıldı.

Bucky aşağı düşerken hiç düşünmeden sende onun ardından atladın ve ona doğru süzülerek kollarını başının etrafına, bacaklarını da bacaklarının etrafına doladın.

Düştüğünde ona bir şey olmasın diye.

Yere düşüşünüz çok sert oldu ve senin kemiklerinin neredeyse hepsi kırıldı, o ise sadece çarpmanın etkisiyle bayıldı.

....

Gözlerini açtığında soğuktan donmak üzereydin. Kırılan kemiklerin çoktan iyileşmişti fakat iyileşmeyecek olan şey etrafına baktığında oluşacaktı.

Ona derinden hissettiğin büyük aşk, yokluğuyla birlikte ruhuna sonsuz karanlığı getirdi.

Ölülerin kalbi acır mıydı? Bucky 'nin olmadığını görünce aldın bunun cevabını.

Bucky 'den kalan tek şey karların arasındaki asker montuydu. Ondan geriye başka hiçbir iz yoktu.

....

-65 yıl sonra-

Bucky 'nin hiçbir iz bırakmayıp kayboluşunun ardından altmış beş yıl geçmişti. Steve onun kaybolmasının ardından iki hafta sonra okyanusa düşerek ölmüştü. Yani o yıllarda herkes öldüğünü sanmıştı fakat geçtiğiniz ay ortaya çıkmıştı ki yaşıyordu. Altmış beş yıl süper asker serumu sayesinde buzun altında hayatta kalmıştı ve şu an senin kadar genç görünüyordu ama Bucky hala ortalarda yoktu.

Sen Bucky 'nin kaybolmasından sonra ciddi anlamda kafayı yemiştin. Red Skull denilen herifi ve askerlerini acımasızca katletmiş ve ardından da askerliği bırakıp kendini resime ve alkole vermiştin. Altmış beş yılını içerek geçirmiştin. Gerçi sarhoşta olamıyordun ama en azından içtiğini bilmek iyi geliyordu.

Boya ve kan alman dışında karanlık evinden bir kez bile çıkmamıştın.

Kağıda döktüğün şeyler duygularının dısa vurumuydu. Onun o muhteşem yüzünün tek bir ayrıntısını bile unutmamak için hergün onu çiziyordun. Bucky 'i.

Aslında köken melez olduğun için hafizan oldukça iyiydi fakat bu onu unutma korkunu geçirmiyordu.

Fırçanın ucunu eski tip resim kağıdında gezdirdiğin sırada kapı çaldı. Normalde evine giren kimse kapıyı çalmazdı. Klaus, Rebekah ya da Kol ahlak nedir bilmezdi. Elijah ise otuz yıl önce davranışların nedeniyle seni görmeye gelmeyi bırakmıştı. Kendini içten içe öldürdüğünü düşünüyordu ve seni böyle görmek onu mahvediyordu.

Yoksa seni affetmeye mi karar vermişti?

Kapıya doğru ağır adımlarla gittiğin sırada kapıdaki kişi kapıya vurmaya devam etti. Telaşına anlam veremedin ama sinirlendin. Son bir kaç yılda kan tüketimini de azalttığın için fazlasıyla sinirliydin. Amacın bünyendeki kanı azaltarak sıfıra indirmek ve kendini yavaş yavaş öldürmekti.

Kapı deliğinden bakmaya gerek duymadan kapıyı açtığında karşında gördüğün kişi görmeyi en son beklediğin kişiydi.

Steven Grant Rogers.

Sen daha nerede yaşadığını kimden öğrendiğini bile soramadan içeri girdi ve seni hayata döndürecek o iki kelimeyi söyledi. Yer bir anda ayaklarının altından kayar gibi oldu.

"Bucky yaşıyor."

🌌BÖLÜM GÜNCELLENDİ🌌

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

🌌BÖLÜM GÜNCELLENDİ🌌

Devamı gelsin mi?

Umarım beğenmişsinizdir..

Öpüldünüz😽

🧡🤍

Imagine With MarvelHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin