Yemekten birkaç saat geçmişti ve şu an Hermione ve Ginny diğerleriyle ihtiyaç odasında buluşmak için yola koyulmuştu. Yemekte diğerlerine haber vermişlerdi ve herkes işlerini birkaç saat içinde halledip ihtiyaç odasına gidecekti. Harry ve Ron yapmaları gereken ödev için kütüphaneden kitap almaya gitmişlerdi. Hermione ödevini daha önceden yaptığı ve Ginny'nin de işi olmadığı için o sırada ortak salonda vakit geçirmişlerdi. Daha sonra yolda Theo ile karşılaşmışlardı ve şu an beraber gidiyorlardı. Hermione merakla bütün yaşananları genç büyücüye anlattırmıştı. Çocuk kavganın önemli bir şey olmadığını fakat aldığı cezanın canına okuduğunu söylemişti.
"İnanabiliyor musunuz?" dedi sitemle. "Profesör Snape iksir malzeme dolabındaki bütün şişelerin ve kavanozların tozunu büyü kullanmadan aldırdı. Cezadan sonra birkaç saat boyunca nereye baksam şişeler ve kavanozlar gördüm. Resmen bayılacağım sandım." İki kız çocuğun söylediği şey ile kıkırdadı. Hermione yanında yürüyen çocuğun gözüne tekrar baktı. Suratını buruşturdu ve "Bu çabuk geçecek bir morluğa benzemiyor, Theo." dedi. Genç büyücü alaylı bir ifade takındı. "Sen asıl ilk halimi görseydin tek gözümü kaybettiğimi düşünebilirdin."
Theo'nun diğer tarafında yürüyen Ginny konuşunca ona döndüler. "Sanırım pek fazla bir şey değişmemiş. Baksana, insanlar durmadan sana bakıyorlar." Theo etrafına baktı ve o anda kızın haklı olduğunu fark etti. Omuzlarını umursamaz bir tavırla silkti. "Bence o bakışları yanlış yorumluyorsun." Kollarını iki yana açtı ve kollarını arkadaşlarının omuzlarına koydu. "Bence bana bakmalarının sebebi sizin gibi güzel ve zeki iki kızın yanında olmama şaşırmaları." Kızlar çocuğun söylediklerine kıkırdadı.
Theo kollarını çekti ve yürümeye devam ettiler. İhtiyaç odasının önüne gelince kapının ortaya çıkmasını beklediler. Birkaç saniye sonra ortaya çıkan kapıdan içeri girdiler. Daha önceden geldiklerinde yaptıkları gibi biraz ilerideki koltuklara ilerlediler. Onlar dışında herkes gelmişti. Hermione Harry ve Ron'un yanındaki boş yere oturdu. Diğer koltukta ise Blaise, Pansy ve Luna oturuyordu. Bu yüzden Ginny herkesi görebileceği bir şekilde yere oturdu ve Theo'da kızın yanına oturdu. Genç cadı bağdaş kurup oturmuştu. Theo ise bacaklarını ileri doğru uzatmıştı ve ellerini arkaya yaslamıştı.
Hermione cübbesinin cebindeki mektubu çıkardı ve Blaise'e uzattı. Blaise çatık kaşlarla yazan şeyi okudu. Daha sonra mektubu Luna ve Theo'ya da gösterdi. Kağıdı arkadaşına geri verdikten sonra büyük bir sessizlik oluşmuştu. "Yani bunu Karanlık Lord'un yaptığını düşünüyorsunuz?" Pansy hemen lafa girdi. "Daphne veya bir başkası da olabilir." O sırada konuşan Luna ile ona döndüler. "Draco nerede? Belki bu konuda bir fikri vardır." Hermione Draco'ya bunu söylemek istemediğini ve sebebini söyledi. Luna sakince kafasını olumlu anlamda salladı. Harry omuzlarını silkerken "Ben hala Dumbledore'a söyleme taraftarıyım. O bize yardım edebilir." dedi. Hermione arkadaşının haklı olduğunu biliyordu fakat kafası hala karışıktı. Bu sefer Theo konuştu. "Bence Dumbledore bizim düşündüğümüzden daha çok şey biliyor olabilir." Herkesin merakla ona baktığını görünce bir açıklama yapması gerektiğini anladı. Doğruldu ve arkaya yasladığı ellerini çekti. Yanındaki kız gibi oturmaya başladı.
"Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Draco son zamanlarda durmadan Snape ile konuşuyor. Snape Malfoy'ları uzun zamandır tanıyor, yani ona güveniyorlar. Fakat yine de normalde Draco'nun onunla bu kadar çok konuştuğunu hiç görmemiştim. Mutlaka ona bir şeyler söylemiş olmalı. Snape ise Dumbledore'dan hiçbir şeyi saklamaz. Yani Draco'dan öğrendiği birkaç şeyi ona anlatmış olabilir." Bir süre herkes sessizce bunu düşündü. Hermione kafasını olumlu anlamda salladı. "Haklısın." Birkaç saniye duraksayıp devam etti. "Profesör Dumbledore ve Snape ile konuşacağım." Omuzlarını silkti. "Draco bundan hoşnut olmayacaktır fakat yapacak başka bir şeyim yok. Oturup umutsuz bir şekilde yeni bir mektup veya bir ipucu beklemek belki de her şey için çok geç olmasına sebep olur." Kollarını bağladı ve bakışlarını yere çevirdi. Sonunda aklına bir fikir gelmesi ve devam edebileceği bir yol bulması kızı azda olsa rahatlatmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Promise | Dramione
FanfictionÇocuk kafasını salladıktan sonra samimi bir şekilde gülümsedi. Kız tam ayağa kalkacakken elini tuttu. Kız çocuğa döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü. Çocuk yutkunduktan sonra konuşmaya başladı. "Bunları anlattığım nadir kişilerdensi...
