Kızın elini tutması ve ayaklanması ile Draco da güçlükle ayağa kalktı. Kırık eşya parçalarının olduğu yerden uzaklaşıp daha düzgün bir yer buldular. İkisi birlikte yere oturdular ve sırtlarını duvara yasladılar. Kız kafasını çocuğa çevirdi. Genç büyücü donuk bakışlar ile tek bir noktaya bakıyordu. Sanki söylemek, haykırmak istediği kelimeleri tek tek yutuyordu. Kendini güçsüz ve çaresiz hissetmekten başka bir şey yapamıyordu. Kız çocuğa döndü ve belindeki asasını çıkarıp çocuğun elini tuttu.
Önce elindeki sonra da dizindeki yaraları iyileştirdi. Kendi dizlerinin halini görünce yüzünü buruşturdu ve aynı şeyleri tekrarladı. İşi bitince asasını tekrar beline koyarak sırtını duvara yasladı. "İstersen ne olduğunu anlatabilirsin. Artık küçük değiliz, birbirimizle dalga geçme seviyesini çoktan aştık. Yani seni yargılamam ve dinlerim. Anlatmak istemezsen ise seni anlarım. Anlatman için ısrar da etmem." Draco bir süre aynı pozisyonda kaldıktan sonra kıza döndü. "Neden bana karşı bu kadar iyisin?" Kız bir an duraksadı ve cevap veremedi.
"Hatırlasana, ben Draco Malfoy'um. Yıllarca sana bulanık diyen, seninle dalga geçen aşağılık birinden fazlası değil. Benden ölesiye nefret etmen gerekirken neden?" Diye fısıldadı genç büyücü zorlukla. Kız bakışlarını karşıdaki bir noktaya sabitledi ve omuz silkti. "Bilmem, belki de sadece eski aşağılık kişi olmadığındandır. Sene başından beri benimle dalga geçmek için bir sürü fırsatın vardı fakat sen hiçbir şey yapmadın. Hatta yüzüme bile bakmadın."
Kız bakışlarını onu izleyen çocuğa çevirdi. "Ne yaşadığın hakkında hiçbir fikrim yok Malfoy. Bu her ne ise seni olgunlaştırmış fakat aynı zamanda da yormuş. Ne olduğunu anlatacağın en son kişi olduğumun farkındayım ama en azından yardım etmeme izin ver." Draco Malfoy hala anlamıyordu. O hala aynı pislik kişiydi. Hermione Granger neden ona yardım etmek isterdi ki? Fakat başka çaresi olmadığı gün yüzüne çıkmıştı. Kafası ile onayladı ve kızın tepkisini izledi.
Kız mutluluk ile gülümsedi. Çocuğun bakışları ise ona yardım etmek için yanıp tutuşan kızın gülüşüne takılmıştı. Neden çocuğa bu kadar çok yardım etmek istiyordu? 'Bu benim kanımda var, birine yardım edebilecek haldeyken o kişiye sırtımı dönemem.' diye düşündü Hermione, kendini kandırdığının farkında olmasına rağmen. "Eğer bana yardım etmek istiyorsan tek yapman gereken şey bana ders çalıştırmak. Biliyorum, kulağa çok saçma geliyor fakat buna ihtiyacım var. Ve Blaise'e bile sorduğun sorunun cevabını vereyim, okulun ilk günü yüzümde olan çiziğin sebebi babamdı."
Hermione'nin ağzı şaşkınlık ile açılmıştı. Ne diyeceğini bilemez bir halde dinliyordu. "O gün okula benimle son kez konuşmak için gelmişti. Eğer böyle başarısız olmaya devam edersem okul bittikten sonra kendi başımın çaresine bakmam gerekiyormuş." Çocuğun yüzünde alaycı bir gülümseme vardı. Fakat bir anda ciddileşti ve babasının sözlerini tekrar etti.
"'Neden böylesin anlamıyorum Draco. O salak yetim çocuk ya da bulanık kız kadar bile başarılı olamıyorsun. Senin için bir servet harcadım fakat sen hala bir hiçsin. Lucius Malfoy'un hiçbir şeyi beceremeyen, adının lekelenmesine sebep olan bir oğul. Sen benim yaptığım en büyük hatasın Draco. Bu senin son şansın, bunu iyi kullan ve soyadına yakışır biri ol.' Daha sonra ise ona karşı çıktım ve o da bastonu ile yüzüme vurdu. Şimdi ise tek çarem soyadıma yakışan biri olmak ve belkide hayatımda ilk defa babamın takdirini kazanmak."
Kız burukça gülümsedi çocuğu rahatlatmak istercesine. Lucius'un onun hakkında dediklerini umursamadı çünkü bu duydukları onun nasıl biri olduğunu açıklıyordu. "Elimden geleni yapacağım ve sana yardım edeceğim. Eğer istersen bu akşam yemekten sonra kütüphanede buluşabiliriz. Neleri yapıp yapamadığına bakarız, ona göre çalışmaya başlarız."
Çocuk kafasını salladıktan sonra samimi bir şekilde gülümsedi. Kız tam ayağa kalkacakken elini tuttu. Kız çocuğa döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü. Çocuk yutkunduktan sonra konuşmaya başladı. "Bunları anlattığım nadir kişilerdensin Granger ve öylede kalacaksın. Yani burada olanları kimseye anlatmayacağına dair söz vermen gerekiyor. Bunlara Potter ve Weasley'de dahil. Söz veriyor musun?" Kız ayağa kalkarken hayatının kökünden değişmesine sebep olacak bir anlaşma için son sözlerini söyledi. "Söz veriyorum."
Daha sonra kolundaki saate baktığında ikinci dersi kaçırdığını gördü. Şaşkınlık ve korku ile gözlerini büyüttü. Hem dersi kaçırmıştı hem de arkadaşlarına yalan söylemesi gerekiyordu, tekrar. Hermione hızla Draco'ya döndü. "Benim gitmem gerekiyor, üçüncü derse yetişeceğim. Yemekten sonra kütüphanede görüşürüz." Çocuğun cevabını beklemeden koşar adımlarla ihtiyaç odasından çıktı ve boş koridorda koşmaya başladı. Çocuk ise yüzündeki gülümseme ile kızın çıktığı kapıyı izliyordu.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Promise | Dramione
FanfictionÇocuk kafasını salladıktan sonra samimi bir şekilde gülümsedi. Kız tam ayağa kalkacakken elini tuttu. Kız çocuğa döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü. Çocuk yutkunduktan sonra konuşmaya başladı. "Bunları anlattığım nadir kişilerdensi...
