Merhaba arkadaşlar. Aslında bu bölümü birkaç gün sonra yayınlayacaktım fakat yeni bölümü ne kadar çok istediğinizi görünce dayanamadım. Bölümlerin daha sık gelmesini istediğinizin farkındayım. Fakat dersler ve yaklaşan sınavlarla uğraşıp birde üstüne bunların yarattığı stresle başa çıkmaya çalışıyorum. Bundan dolayı buraya pek vakit ayıramıyorum. Bu bölümü bir ara bölüm olarak düşünebilirsiniz. İlerideki zamanlarda daha iyi bölümlerle karşınızda olacağım. Sakın sizi unuttuğumu veya umursamadığımı düşünmeyin. Sizleri çok seviyorum, görüşmek üzere.
Genç büyücü ortak salonun kapısını açtı ve yavaş adımlarla içeri girdi. Hermione'yi Gryffindor ortak salonuna götürene kadar gözyaşlarını zorlukla tutabilmişti. Onu yeterince üzdüğünün farkındaydı, hatta herkesi yeterince üzdüğünün farkındaydı. İçinden kendine küfürler ederken gözünden akan yaşları elinin tersiyle sildi. Yatakhane merdivenlerine ilerleyeceği sırada ortak salondaki koltuklarda fark ettiği hareketlilik ile oraya döndü. Arkadaşlarının onu gördüğünü ve ayağa kalktığını gördü. Hızla gözlerindeki yaşları sildi ve kaşlarını çattı. Arkadaşlarına ilerlerken konuşmaya başladı. "Burada ne işiniz var?"
Pansy hızla arkadaşına yaklaştı. "Sana ne yaptı?" dedi dolu gözlerle. Draco bakışlarını kaçırdı. "Sana ne yaptı?" diye sorusunu yineledi genç kız. Sesi öncekine göre daha sert çıkmıştı. Draco sıkkınlıkla derin bir nefes aldı ve boynunu gösterdi. Arkadaşları gördükleri şey karşısında şok olmuşlardı. Pansy birkaç hızlı adımda arkadaşının yanına vardı. Aynı hızla kollarını arkadaşına sardı. Draco sanki bu anı bekliyormuş gibi arkadaşına sarıldı ve gözyaşlarını serbest bıraktı. Hıçkırarak ağlamaya başladığında aynısını Pansy'de yapmaya başlamıştı.
Birkaç saniye sonra genç büyücü bacaklarında ayakta duracak gücü bulamadığında kollarını sardığı kız ile birlikte yere çömeldi. İkisi yerde birbirlerine sarılarak otururken diğerleri de yanlarına geldi. Pansy tıpkı Draco'nun yaptığı gibi kafasını arkadaşının omzuna gömdü. Gözyaşları çocuğun omzunu ıslatırken fısıldadı. "Ben buradayım." Theo ağlayan arkadaşlarını görünce gözlerinin dolmasına engel olamamıştı. Yavaş adımlarla arkadaşlarının yanına ilerledi ve dizlerinin üzerine çöktü. Kollarını arkadaşlarına sardı onlara sıkıca sarıldı. Blaise birkaç saniye arkadaşlarını izledi ve oldukları duruma bir kere daha üzüldü.
O da Draco ve Pansy'nin diğer tarafına geçti. Destek vermek için elini Pansy'nin omzuna koydu ve derin bir nefes aldı. Draco'nun ilk defa bu kadar şiddetli bir şekilde ağladığını görüyordu. Ve bu onun daha da kötü hissetmesini sağlıyordu. Sonunda tıpkı Theo gibi o da arkadaşlarına sarıldı. "Biz buradayız, Draco." diye fısıldadı. Hiçbiri bir şey söylemiyor, sadece ağlama seslerinin doldurduğu odada birbirlerine sarılıyorlardı.
Hermione arkadaşları ile büyük salona doğru ilerlerken gözleri ile etrafı tarıyordu. Aradığı kişiyi henüz bulamamıştı. Birkaç dakika sonra büyük salona varabilmişlerdi. Genç cadı Gryffindor masasına ilerlerken tekrar etrafı inceledi. Slytherin masasında oturan platin saçlı çocuğu görünce arkadaşlarına döndü. "Ben hemen geleceğim." Arkadaşlarının bir şey demesine izin vermeden hızla Slytherin masasına ilerledi. Gergin adımlarla masayı inceledi. Birkaç öğrencinin tiksinen bakışlarla ona baktığını görünce sakinleşmek için derin bir nefes aldı.
Draco arkası dönük olduğu için yanına gelen kızı henüz görmemişti. Çocuğun karşısında oturan Theo ve Blaise kızı görmüşlerdi. Theo gülümsedi ve "Günaydın Hermione." dedi neşeyle. Hermione Theo'ya gülümsedi ve aynı şekilde karşılık verdi. Draco ve Pansy arkasını dönüp kıza baktılar. Kız Draco'ya dönüp konuştu. "Biraz konuşabilir miyiz?" Draco merakla kaşlarını çattı. Acaba kötü bir şey mi olmuştu? Kafasını olumlu anlamda salladı ve masadaki arkadaşlarını meraklı bir şekilde bırakarak ayağa kalktı. Birkaç adım ileri gittiler. Hermione Draco'ya döndü.
Çocuk, kız ağzını açtığı sırada ondan önce davranıp konuştu. "Dün gece biz ayrıldıktan sonra bir şey mi oldu? Çok uykusuz görünüyorsun." Hermione'nin gözleri büyüdü. Uykusuz görünmemek için elinden gelen her şeyi yapmıştı. Arkadaşları bile fark etmemişti. Draco bunu nasıl sadece bir bakış ile fark etmişti? "Sana söylemem gereken bir şey var fakat bana kızmayacağına dair söz vermen gerekiyor." Draco ciddi bir ifade ile "Hermione," dedi ve duraksadı. "...sana asla kızmam."
Genç cadı kafasını olumlu anlamda salladı. "Başına gelenleri başkasının duymasını istemeyeceğin için hastane gitmeyeceğine emindim. Bende bu yüzden dün gece sen gittikten sonra gizlice kütüphaneye girip boynun için iksir yaptım." Draco şaşkınlıkla birkaç saniye kızı izledi. Hermione çocuğun şaşkınlığından faydalanarak cübbesinin cebindeki iksir şişesini eline aldı. Çocuğun elini tutup açtı. Yumruk yaptığı elini çocuğun eline koyup şişeyi bıraktı ve hızla çocuğun elini kapattı. Başkasının görmesi isteyeceği son şeydi. Çocuk birkaç saniye kapalı eline baktı. Bakışlarını karşısındaki kızın gözlerine çevirdi. "Benim için başını belaya sokmanı istemiyorum. Fakat anladığım kadarıyla bu imkansız."
Kız çocuğun haklı olduğunu belirtircesine gülümsedi. Draco aklına gelen şeyle kaşlarını çattı. "Ortak salona gideseye kadar sana eşlik etmiştim. Nasıl kütüphaneye gittin?" Hermione çocuğun yüzündeki şaşkın ifadeyi görünce yüzüne alaycı bir gülümseme yerleştirdi. "Sen beni ortak salonun önüne götürdün fakat içeri girerken görmedin." Kızın söylediklerine karşılık kıkırdadılar. Draco elindeki şişeyi cebine koyarken kız konuşmaya başladı. "Bu iksiri daha önceden okuduğum bir kitapta görmüştüm. Tam hatırlamadığım için kitabı bulması biraz zor oldu ama üstesinden geldim. Normal iksirlere göre daha yoğun bir kıvamı var. Ayrıca çok güçlü bir iksir. Birkaç gün sürmen yeterli olur. Eğer sargı bezi ile sararsan daha iyi olur. Yaklaşık bir haftaya eskisinden bile daha iyi olur."
Son cümleyi söylerken yüzünde kendinden emin ve gururlu bir gülümseme vardı. Draco karşısındaki kıza hayran kalmış bir şekilde bakıyordu. Yüzündeki gülümseme kaybolmuyordu. Hermione gibi biri hayatında olduğu için çok şanslıydı. "Teşekkür ederim Hermione." Kız "Rica ederim." dedi ve devam etti. "Uzun zamandır aklımda bir fikir var." Çocuk kızın devam etmesi için kaşlarını çattı. "Bence senin arkadaşların ve benim arkadaşlarımın konuşmasının vakti geldi. Sonuçta biz arkadaşız. Bizi seviyorlarsa birbirlerine saygı duymaları gerekiyor. Kahvaltıdan sonra gölde buluşabiliriz diye düşündüm. Ne dersin?"
Çocuk gergin bir şekilde lafa girdi. "Güzel bir fikir fakat yemekten sonra benim bir işim var. O yüzden biz daha geç gelebiliriz." Hermione merak etsede sessiz bir şekilde çocuğun konuşmasını bekledi. "Ayrıca ikimizde dikkatli olmalıyız. Yoksa büyük bir kavgaya yol açabiliriz." Hermione'nin suratı asıldı, kafasını olumlu anlamda salladı. "O zaman yemekten sonra görüşürüz Bay Malfoy." Draco'nun yüzünde bir gülümseme oluştu. Ne olursa olsun genç cadı gülümsemesine sebep oluyordu.
"Görüşürüz Bayan Granger." Hermione arkasını dönüp uzaklaşırken genç büyücü yüzündeki gülümseme ile kızı izliyordu. Kız ilerlerken arkasını dönüp çocuğa baktı. Çocuğun onu izlediğini görünce yüzündeki gülümseme büyüdü. Önüne dönüp yürümeye devam etti. Draco derin bir nefes aldıktan sonra arkasını dönüp arkadaşlarının yanına ilerledi. İkisi ne zaman bu kadar yakın olmuşlardı? Draco bu sorunun cevabını bilmiyordu fakat öğrenmek için fazla çaba da harcamıyordu. Çünkü halinden gayet memnundu.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Promise | Dramione
Fiksi PenggemarÇocuk kafasını salladıktan sonra samimi bir şekilde gülümsedi. Kız tam ayağa kalkacakken elini tuttu. Kız çocuğa döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü. Çocuk yutkunduktan sonra konuşmaya başladı. "Bunları anlattığım nadir kişilerdensi...
