"Sözlerine dikkat et Ron!" dedi Hermione yüksek sesle. Aynı zamanda tehdit eder bir şekilde işaret parmağını çocuğa doğru uzatmıştı. "Doğruları duymak canını yakıyor Hermione." dedi çocuk tıpkı kız gibi yüksek ses ile. "Ron, ağzından çıkanları kulağın duymuyor." Elini omzuna koyan Harry'ye baktı ve çocuğun elini ittirdi. Elindeki Slytherin atkısını havaya kaldırdı. "Bana sakın bunun normal bir şey olduğunu söyleme Harry." Ginny derin bir nefes alıp etrafı inceledi. Ortak salonda, diğer öğrencilerin önünde tartışıyorlardı.
Herkes dikkatle onları izliyordu. Tekrar kavga eden ikiliye döndü. "Çocuklar, bu tartışmayı başka zamana saklasanız daha iyi olur, herkes sizi izliyor." Ron sinirli bir şekilde eli ile etrafı gösterdi. "Zaten herkes olan biteni biliyor." Hermione gitgide daha fazla sinirlenmeye başlıyordu. Birkaç adımda çocuğun yanına gitti elinde duran atkıyı hızla çekip aldı. "Bana bunları söyleyen kişinin Pansy ile arkadaş olması ne kadar ironik değil mi?" Çocuk kaşlarını çattı. "Bu aynı şey değil ve bunu biliyorsun!"
Ginny yanlarına gidip Hermione'yi omuzlarından tuttu ve geri çekti. "En iyisi biz yatakhaneye gidelim, saat geç oldu." Genç cadı onu götürmeye çalışan arkadaşını durdurup tekrar Ron'a döndü. "Sakın bir daha kiminle konuşacağıma ya da ne yapacağıma karışma Ronald." Çocuğun bir şey demesine izin vermeden arkasını dönüp hızlı adımlarla yatakhaneye ilerledi. Ginny'de aynı şekilde arkadaşının peşinden gitti.
Ron şaşkınlık ve pişmanlık ile yatakhane merdivenlerine bakıyordu. Harry arkadaşının önüne geçti. "Senin sorunun ne Ron? Hatırlarsan dördüncü senede de buna benzer bir şey yapmıştın. Sırf istemediğin biriyle birlikte baloya gittiği için onu ağlatmıştın. Sence de Hermione'nin üzerine fazla gitmiyor musun?" Ron derin bir nefes alıp arkadaşına döndü. Söyleyecek hiçbir şeyi yoktu çünkü haksız olduğunun farkındaydı. Bu yaptıklarını neden yaptığını bile bilmiyordu.
Acaba Ginny böyle bir şey yapsa bu kadar çok tepki verir miydi? Kardeşine sinirlenirdi fakat onu bu kadar üzecek bir şey yapmazdı. O zaman neden Hermione'ye böyle davranmıştı? Sebebini bir türlü anlayamıyordu. Draco ve Hermione'yi birlikte düşündüğünde üzerinde bir ağırlık hissediyordu. Kelimeler istemsizce ağzına geliyor ve kendini durduramıyordu. Bunun tek sebebi arkadaşını önemsemesi miydi?
O sırada hızla odasına giren Hermione yatağına doğru ilerledi. Ginny aynı hızla arkadaşını takip ediyordu. "Lütfen sakin olmaya çalış Hermione, Ron'un ne kadar aptal olduğunu ikimiz de biliyoruz." Genç cadı sinirle elindeki atkıyı yatağının üzerine attı. Birkaç saniye atkıya baktı. Bütün bu olanlar sadece bir atkı yüzünden oluyordu. Yatağın kenarına oturup gözlerini kapattı. Ginny arkadaşının yanına oturdu. Bir süre hiçbir şey demedi ve arkadaşının sakinleşmesini bekledi.
Hermione sinirlendiği için ısınan yüzünün normale döndüğünü hissedince gözlerini açıp arkadaşına döndü. "Böyle davrandığına inanamıyorum. Harry ve sen bana destek çıkıyorsunuz. O ise işleri kötüleştirmekten başka hiçbir şey yapmıyor. Kendisini ne sanıyor? Sonuçta biz..." Hermione bir an duraksadı. Yüzünün tekrar ısındığını fark etti. Ginny merakla kaşlarını kaldırdı. Genç cadı "...arkadaşız." diye cümlesini devam ettirdi.
"Hermione..." dedi Ginny sakin bir ses ile. "...yoksa bana geçen sene söylediklerin değişti mi?" Hermione telaşla vücudunu arkadaşına çevirip cevap verdi. "Hayır, öyle bir şey yok Ginny. Sana geçen sene söylediklerim hala geçerli. Ron'dan hoşlanıyordum fakat bu geçici bir şeydi." Bakışlarını başka yere çevirdi. "Hele ki bu yaptıklarından sonra arkadaş olduğumuza bile şükretmeli."
Artık Ron'a karşı tek hissettiği şey yıllardır var olan bir arkadaşlıktan kalan duygulardı. Artık daha fazlasını düşünemiyor ve ona aşık olduğu için kendine şaşırıyordu. Belki de Hermione Ron'a olan hislerini yanlış yorumlamıştı. Bu sadece arkadaşça bir sevgiydi ve genç cadı ise bu duyguları daha önce hiç tatmadığı bir duyguya bağlamıştı. Ginny'nin yüzünde ufak bir gülümseme oluştu. Saklamaya çalışsada arkadaşı bunu fark etmişti.
Hermione merakla kaşlarını çattı. "Neden gülümsüyorsun?" Ginny yavaş bir şekilde ayağa kalktı. "Zaten Draco'ya olan bakışlarını gördükten sonra bunu sormam çok saçmaydı." Hermione duydukları karşısında neye uğradığını şaşırdı. Şaşkın bir ifade ile birkaç saniye o şekilde kaldı. Genç cadı arkadaşının yüzündeki ifadeyi görünce gülmeye başladı. Hermione sinirle yastığını eline aldı. Ginny bunu görünce kapıya doğru koşmaya başladı. Genç cadı elindeki yastığı arkadaşına doğru fırlattı fakat kız son anda yastıktan kaçmıştı. "Berbat bir arkadaşsın Ginny." Ginny yerdeki yastığı alıp arkadaşına attı.
Hermione yastığı yakalayıp yatağına koydu. Genç cadı odanın kapısını açıp arkadaşına döndü. "Ben de seni seviyorum Hermione. İyi geceler." Hermione gülümseyip "İyi geceler." dedi. Ginny odadan çıkıp kapıyı kapattı. Hermione yüzündeki gülümseme ile bir süre kızın çıktığı kapıya baktı. Daha sonra aklına gelen şey ile gülümsemesi yok oldu. Gerçekten de Draco'ya olan bakışları dışarıdan öyle mi görünüyordu? 'Diğer arkadaşlarıma nasıl bakıyorsam ona da öyle bakıyorum.' diye düşündü. Gerçekten de öyle miydi? 'Acaba Ron bu yüzden mi bu kadar tepki veriyordu?'
Aklına gelen şey ile bu fikrin ne kadar saçma olduğunu fark etti. 'Ne olursa olsun, kimse hayatıma bu denli karışamaz.' Yavaş hareketlerle ayağa kalkıp yatağının ucundaki sandığına ilerledi. Pijamalarını alıp üzerini değiştirdi. Yatağının yanına gelince yatağın üzerindeki atkıyı fark etti. Atkıyı aldı ve komodinin üzerine koydu. Asasını yastığının altına koyup yatağına yattı. Aklına gelen şey ile bir an duraksadı. Draco'nun Lord Voldemortla görüşmesi gerekiyordu. Bir süre o şekilde kalıp bir plan düşündü. Birkaç defa düşündüğü planın üzerinden geçti. Draco'nun kaleden ayrılıp ayrılmadığını artık öğrenme vakti gelmişti. Örtüyü üzerine çekti ve gözlerini kapattı.
Saat gece yarısını geçmişti ve bir kişi dışında odadaki herkes uyumuştu. Hermione doğruldu ve komodin çekmecesine uzandı. Yavaş bir şekilde çekmeceyi açıp içindeki Çapulcu Haritası'nı eline aldı. Yatağının yanlarındaki perdeleri kapatacağı sırada gözüne Slytherin atkısı takıldı. Haritayı yatağın üzerine koyup atkıyı da aldı. Perdeleri kapatıp atkıyı yatağının üzerine bıraktı. Arkasını dönüp yatağının altında duran asasını aldı. Asanın ucunu haritanın üzerine koyup gerekli cümleyi söyledi ve beklemeye başladı. "Lumos." diye fısıldayarak asanın ucundan ışık çıkmasını sağladı.
Haritayı açıp asanın ucundaki ışığı haritaya doğrulttu. Bir süre yatakta duran haritayı inceledi. Koridorda dolaşan Flich dışında kimseyi göremeyince hayal kırıklığına uğradı. Acaba geç mi kalmıştı yoksa Draco daha ortak salondan ayrılmamış mıydı? Elindeki asayı haritanın yanına bıraktı. Harry'nin söylediklerine inanmamıştı fakat hala içinde bir şüphe vardı. Ayrıca Draco Voldemort ile konuşacağını söylemişti. Gece dışında başka ne zaman kaleden ayrılacaktı ki? Haritayı artık geri vermek istiyordu ve bu denemek için en uygun zamandı.
Beklemekten başka bir seçeneği olmadığını anlayınca derin bir nefes aldı. Bir süre haritanın yanındaki Slytherin atkısını izledi. Bugün atkıyı taktığında burnuna gelen kokuyu hala hatırlıyordu. Atkıyı eline aldığında aklına gelen şey ile yüzü kızarmaya başladı. Gölün kenarından ayrılıp kaleye vardıklarında atkıyı çıkarmayı unutmuştu. Draco büyük ihtimalle bunu fark etmişti fakat hiçbir şey söylememişti. Bunun yüzünden ortak salona gelene kadar okulda Slytherin atkısı ile birlikte dolaşmıştı. Öğrencilerin ona olan bakışlarını umursamamıştı çünkü bu bakışlar onlar göle giderken de vardı.
Ortak salona geleseye ve Ron çılgına döneseye kadar atkının boynuna sarılı olduğunu fark etmemişti. Atkıyı yavaş bir şekilde yüzüne doğru yaklaştırıp kafasını aşağı eğdi. Derin bir nefes alıp parfüm kokusunu içine çekti. Hem Draco'nun hem de parfümün kokusu çok net hissediliyordu. Draco'nun kokusunun bu kadar güzel ve etkileyici olduğunu daha önce hiç fark etmemişti. Yapabilecek olsa atkıyı bir daha asla geri vermezdi. 'Parfümü bile zengin kokuyor.' diye düşündü. Yaptığı şeyin farkına varınca atkıyı hemen haritanın yanına koydu. 'Kendine gel Hermione!' diye kendine kızdı. 'O senin arkadaşın, sadece arkadaşın.'
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Promise | Dramione
FanfictionÇocuk kafasını salladıktan sonra samimi bir şekilde gülümsedi. Kız tam ayağa kalkacakken elini tuttu. Kız çocuğa döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü. Çocuk yutkunduktan sonra konuşmaya başladı. "Bunları anlattığım nadir kişilerdensi...
