Hermione son kez boy aynasında kendine baktı. Aynadaki yansıması gülümsemesine sebep oldu. Fakat aklına gelen şey ile gülümsemesi yavaşça yüzünden silindi. Ginny arkadaşının yüzünü görünce gözlerini devirdi. "Yeter artık Hermione." Yavaş adımlarla arkadaşının yanına gitti. Hermione'nin asası ile dalgalı bir hale getirdiği saçlarını inceledi. Daha sonra aynadan arkadaşına baktı. "Biliyorum, partiye onu davet etmek istiyordun. Fakat artık yapacak bir şeyimiz yok. Parti yakında başlayacak." Hermione endişeli bir ifade ile bakışlarını aynadan çekip vücudunu arkadaşına çevirdi. "Biliyorum ama..." dedi ve duraksadı. Derin bir nefes alıp sakinleşti. "Blaise bile onu bütün gün sadece bir kere görmüş. Yemeklere de katılmadı. Bir şey olabileceğinden endişeleniyorum."
Ginny imalı bir şekilde gülümsedi. "Arkadaşın için bu kadar endişelenmen çok güzel bir şey. Fakat herkesin olduğu gibi onunda bu okuldan ve bizlerden başka bir hayatı var. Belki biraz yalnız kalmak istemiştir ya da ailevi bir sorunu olmuştur ve morali bozuktur." Son cümlesinden sonra yatağına ilerleyip oturdu. Hermione arkadaşını izliyordu. Ginny yatağının yanındaki hafif topuklu ayakkabılarını alıp giyerken konuştu. "Benim de öyle bir ailem olsa bende mutsuz olurdum." Hermione surat asmaya devam etti çünkü kızın söyledikleri doğruydu. Draco'nun annesine verdiği değere bakılırsa kendisi o kadar da kötü biri değildi. Fakat babası... Hermione devamını getiremedi. Öyle bir adam için ne diyebilir ki? Kötü kalpli, şeytani, umursamaz, kaba ve dahası. Nasıl bir baba çocuğuna böyle davranabilirdi?
Draco bu karanlık işlerden uzak durmaya çalışıyordu fakat babası buna engel oluyordu. 'Keşke elini tutup onu bütün bu şeylerden çıkarabilsem. Ona mutlu ve özgür olabileceği bir hayat verebilsem.' Düşündüğü bu şeyler heyecanlanmasına sebep olmuştu. Sakinleşmek için derin bir nefes aldı. Böyle şeyler düşündüğü için kendine kızdı. 'Olmayacak şeyleri düşünüp aptal hayaller kuran bir ergene dönüştüm.' Bu Hermione Granger değildi. Resmen yavaş yavaş kendine yabancılaşıyordu. Hermione normalde durumu gerçekçi bir şekilde ele alır ve bir çözüm arardı. Her şeyin bir anda kendiliğinden güzel bir hal almasını beklemek çok saçmaydı.
Ginny asasını sandığına koyarken devam etti. "Belki de ileride kendi mutlu ailesini oluşturur." Bunları söylerken hala gülümsüyor ve kıza bakıyordu. Hermione kaşlarını çattı. "Ginny!" diye uyardı kafası ile odadaki diğer birkaç kızı gösterirken. Kızlar onlara bakmıyorlardı fakat Hermione konuşmayı dinlediklerine emindi. Bu söyledikleri genç cadının yüzünün kızarmasına sebep olmuştu. Ginny ise kızın bu hareketine kahkaha atmakla yetindi. Hermione derin bir nefes alıp arkadaşının yaptığını onaylamaz gibi kafasını iki yana salladı. "Artık çıkmamız gerekiyor. Diğerlerini daha fazla bekletmeyelim." Ginny kafası ile arkadaşını onayladı ve ayağa kalktı. Son kez hazır olup olmadıklarını kontrol ettiler ve yatakhaneden ayrıldılar.
Hermione kollarını göğsünde bağlamış, dalgın bakışlar ile etrafı inceliyordu. Harry ve Ginny Slughorn'un ısrarı üzerine onunla beraber sohbet ediyorlardı. Büyük ihtimalle Profesör anılarını anlatıyor ya da Harry'ye soru soruyordu. Ginny onu yalnız bırakmak istememişti ve bu yüzden onun yanında duruyordu. Hermione ve diğerleri ise bir köşede duruyorlardı. Hermione sohbete katılmıyor, dinlemekle yetiniyordu. O sırada genç cadı kendisi dışında birinin daha etrafı incelediğini fark etti. Pansy sanki birini arıyormuş gibi etrafa bakıyordu. Hermione yavaşça kızın yanına yaklaştı ve kulağına eğildi. "Birini mi arıyorsun?"
Pansy irkildi ve yanındaki kıza döndü. "Şey," duraksadı ve devam etti. Söylemekten çekiniyor gibi bir tavrı vardı. "tanıdığım biri geleceğini söylemişti de." Hermione anladığını belirtircesine kafasını olumlu anlamda salladı. O sırada Ron "Ben birazdan dönerim." dedi ve yanlarından ayrılıp bir grup erkeğin olduğu yere doğru ilerledi. Arkadaş grubu bir süre sohbet etti. Hermione, Blaise'in Luna'ya olan bakışlarını gördükçe çok mutlu oluyordu. Çocuk resmen kıza aşk ile bakıyordu. Luna ise bu bakışların farkında bile değildi. Bazen etrafı izliyor bazen de konuşan kişiyi dinliyordu.
Bu sohbet Hermione'nin kafasının dağılmasını ve bir süreliğine Draco'yu unutmasını sağladı. Hermione ile Blaise dersle alakalı bir şey hakkında konuşmaya başladılar. Sınavlar başlamıştı ve dersler çok yoğun geçiyordu. Bu yüzden kız ders çalışmak yerine bu partide olduğu için halinden hiç memnun değildi. Genç cadının bakışları arkadaşına kaydı. Pansy bir yere kitlenmiş, gözlerini oradan ayırmıyordu. Hermione kızın şaşkın bir ifade ile oraya baktığını gördü. Merakla oraya döndüğünde bir çift gördü. İkisini de tanımıyordu fakat Slytherinde olduklarını tahmin ediyordu.
O sırada çocuk eğildi ve yanındaki kızın dudağına minik bir öpücük bırakıp gülümsedi. Hermione kızın neden onları izlediğini anlamamıştı. "Kahretsin." Hermione bunu söyleyen Theo'ya döndü ve onunda oraya baktığını fark etti. "Neler oluyor?" dedi merakla. Theo ona cevap vermeden Pansy'ye baktı. Hermione arkadaşına baktığında kızın gözlerinin dolu olduğunu gördü. Tekrar ilerideki çifte baktı ve çocuğun pis bir sırıtışla Pansy'ye baktığını fark etti. Kıza döndüğünde ağlamak üzere olduğunu gördü. Telaşla elini kızın koluna koydu. "Pansy, sorun ne?" Pansy hızla kafasını iki yana salladı ve ardından hızlı adımlarla yanlarından ayrıldı. Kız yanlarından ayrılırken gözyaşları çoktan yanaklarına doğru süzülmeye başlamıştı. O sırada yanlarına gelen Ron "Pansy!" diye kızın arkasından seslendi.
Pansy hiçbir şey demeden onlardan uzaklaştı ve kapıdan çıkıp gözden kayboldu. Ron telaşla yanındakilere döndü. "Neden ağlıyor, ne oldu?" dedi tek bir nefeste. Blaise derin bir nefes aldı. "Cardew Darnell, Pansy'nin senelerdir deliler gibi aşık olduğu ve onunda Pansy'yi peşinden koşturttuğu kişi. Slytherinde, bizden bir yaş büyük. Şerefsizin teki." Hermione şaşkınlıkla arkadaşını dinliyordu. Blaise'in yanında duran Luna konuştu. "Kulağa kötü biri gibi geliyor." Blaise sadece kafasını olumlu anlamda sallamakla yetindi. Ron sinirle derin bir nefes aldı. Hızla arkasını döndü ve çocuğun olduğu tarafa doğru bir adım attı. Theo hızla Ron'un önüne geçti. "Onu dövmenin bize bir faydası olmayacak." Ron çocuğu ittirmeye çalıştı. "Emin ol sinirlerime faydası olacak." Theo onu tuttu ve gitmesini engelledi. "Şu anda Pansy'nin birine ihtiyacı var. Onun peşinden git."
Ron çocuğun cümlesi ile birazda olsa sakinleşti. Theo'dan birkaç adım geriye gitti ve hızlı adımlarla kapıya ilerledi. Theo ellerini saçlarına götürüp karıştırdı. Yavaş adımlarla arkadaşlarının yanına geldi. "Onu daha sonra ben döveceğim." Hermione hala yaşananların şokundaydı. "Ron ona değer veriyor." Hermione bunu söyleyen Luna'ya döndü ve kafası ile onayladı. Blaise lafa girdi. "Pansy'ye olan ilgisini saklamak için hiç çaba harcamıyordu." Demek ki herkes bunu fark etmişti fakat belli etmiyordu. 'Umarım iyi olurlar.' diye düşündü. O sırada Ginny ve Harry yanlarına gelmişti. "Ron nerede?" dedi Ginny etrafa bakınırken. "Umarım başını belaya sokmaz. Yoksa annem beni mahveder."
Blaise neler olduğunu anlatınca genç cadı şok olmuştu. "Ron'un Pansy'den hoşlandığına inanamıyorum. Yani demek istediğim..." dedi dudağını büzüp omuzlarını silkerek. "Pansy ona göre biraz daha sert biri. Ron her zaman kişiliği annem gibi olan biriyle birlikte olmak istediğini söylerdi. Bu yüzden çok şaşırdım." Harry lafa girdi. "Bence şu anda Pansy Ron'u düşünecek bir durumda değil." Diğerleri kafasını olumlu anlamda sallamakla yetindi. Hermione derin bir nefes aldı. Nedensizce aniden içine bir sıkıntı girmişti. Sanki kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordu. 'Daha kötü ne olabilir ki?' diye düşündü. Acaba bunu düşünmek için henüz çok mu erkendi?
"Bende tam bu gece daha ne kadar kötü olabilir diye düşünüyordum." Herkes bunu söyleyen Theo'ya döndü. Çocuk bir eli ile şakaklarını ovuyor diğer eli ile de girişi gösteriyordu. Herkes bakışlarını oraya çevirdi. Hermione gördüğü görüntü ile dona kaldı. Kalp atışı hızlandı ve boğazı kurudu. Karşısındaki görüntü sanki bir kabustan çıkmış gibiydi. Demek ki içindeki kötü hissin sebebi buydu. Derin bir nefes alıp ellerini yumruk yaptı. Ginny herkesin şaşkınlığını dile getirdi. "Draco'nun yanındaki Astoria mı yoksa ben hayal mi görüyorum?"
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Verdiğiniz oylar ve yaptığınız güzel yorumlar beni daha çok motive ediyor. Yani daha çok bölüm yazabiliyorum. Bu sayede bölümlerin yayınlanmasında aksaklık olmuyor.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Promise | Dramione
FanfictionÇocuk kafasını salladıktan sonra samimi bir şekilde gülümsedi. Kız tam ayağa kalkacakken elini tuttu. Kız çocuğa döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü. Çocuk yutkunduktan sonra konuşmaya başladı. "Bunları anlattığım nadir kişilerdensi...
