9. Bölüm - Misapprehension

547 27 1
                                        

Slytherin arkadaş grubu ortak salonlarına gelmişti. Theodore arkadaşlarını görünce sevinçle koltuktan kalktı. Pansy'nin yüzünde de aynı gülümseme vardı. Theodore yanına gelince Pansy elindeki parşömenleri ona verdi. Theo son birkaç gündür konuştuğu bir Slytherin'li kızla o kadar fazla vakit geçiriyordu ki ödevlerini yapamamıştı. Pansy de bu seferlik onun için ödevini yapmıştı. Draco ikisine baktı ve kafasını onaylamaz şekilde sallayıp şöminenin karşısındaki koltuklardan birine oturdu. Blaise de yanına oturup elindeki kitabını okumaya başladı. Theodore kendini diğer koltuğa attı ve arkadaşlarına döndü. "Yüzünüzden gülümseme eksik olmuyor. Bilmediğim bir şey mi oldu?" dedi alayla.

İki arkadaş sinirli bakışlar ile Theodore'a baktılar. Draco "Siktir git Theo." diyerek bakışlarını yere çevirdi. Theodore elini kalbine koydu ve gözlerini kapatıp "Acıttı." dedi. Aklına gelen şey ile hemen yüzüne bir gülümseme yerleştirdi ve gözlerini açtı. "Size yeni haberlerim var." Öne doğru eğildi ve devam etti. "Biliyorsunuz ki çoğu Slytherin'li hatta Slytherin'li olmayan kız Draco Malfoy'un cazibesine kapılmış halde. Ve artık yeni bir hayranın daha var Draco, Astoria Greengrass." Pansy omuzlarını silkti.

"Bunu zaten çoğu kişi biliyordu fakat kendisi inkar ediyordu. Klasik Astoria." Draco ise hiçbir tepki vermiyor ve yere bakıyordu. Blaise elini arkadaşının omzuna koydu. Draco arkadaşının dokunuşuyla ürperdi ve ona döndü. Theodore anlamaz bakışlarla arkadaşını izlerken Pansy'nin yüzü ciddileşti. "Draco iyi misin?" diye sordu Pansy. Draco arkadaşına bakıp zoraki bir şekilde gülümsedi ve kafasını salladı. "İyiyim, öylesine dalmışım. Ben yatakhanede olacağım daha sonra da kütüphaneye gideceğim. Geç olmadan geri dönerim."

Oturduğu koltuktan kalktı ve yatakhane merdivenlerine ilerledi. Üç arkadaş Draco'nun arkasından bakakaldı. "Draco'ya neler oluyor?" dedi Theo anlamaz ve meraklı bakışlar ile. Pansy ve Blaise derin bir nefes aldı. "Zamanı geldiğinde öğreneceksin Theo." dedi Pansy. Blaise aklına gelen şey ile elindeki kitabı kenara bırakıp ayağa kalktı ve ortak salondan çıktı.

Hermione derin bir nefes aldı ve bakışlarını başka yöne çevirdi. "Bana inanmalısın Hermione." dedi Harry inatla. Hermione bakışlarını Harry'e çevirip "Harry, bu çok eski bir harita ve bazen hata yapabilir." dedi. "Hayır Hermione, harita asla hata yapmaz. Malfoy bazı geceler kaleyi terk ediyor. Bana inanmıyorsan harita sende kalsın. Her gece haritayı kontrol et, gerçeği kendi gözlerin ile göreceksin." Hermione bir Harry'e bir de Harry'nin uzattığı Çapulcu Haritası'na baktı. Merak ve endişe ile dudağını ısırdı ve haritayı arkadaşının elinden aldı. Harry arkadaşının gerçeği kendi gözleri ile göreceğini bildiği için mutluydu. Hermione elindeki haritayı inceledi ve gerginlik ile biraz daha sıktı.

İçinden 'Umarım haklı değilsindir Harry.' diye geçirdi. Ortak salondan içeri giren bir öğrenci duyuru yapmaya başladı. "Professör Mcgonagall hafta sonu yapılacak Hogsmeade gezisine katılacakların izin kağıtlarını şimdiden hazırlamasını söyledi." Herkes heyecan ile kendi arasında konuşmaya başlamıştı. Harry üzüntü ile arkadaşına döndü. "Hogsmeade gelmen senin için daha iyi olabilirdi. Biraz da olsa okuldan ayrılır ve kafanı toplardın." 

Hermione derin bir nefes aldı. O da gitmeyi düşünüyordu fakat daha sonra fikrini değiştirmişti. "Böyle iyiyim, gerçekten. Sana söz veriyorum bir sonraki geziye geleceğim." Hermione duraksadı. "Benim almam gereken birkaç şey vardı. Listeyi sana versem alır mısın?" dedi beklenti ile. Harry gülümsedi ve cevapladı. "Tabii ki alırım, sormana gerek bile yok. Sen bana listeyi ver yeter." Hermione arkadaşına içtenlikle gülümsedi. Yanlarında gelen bir kız öğrenci ile ona döndüler. 

"Blaise Zabini adındaki bir Slytherin'li öğrenci seni dışarı çağırmamı istedi. Tablonun önünde bekliyor." Hermione kafası ile onaylayıp yanındaki çantasını omzuna taktı ve ayağa kalktı. Harry'ye dönüp konuştu. "Ben Blaise ile konuştuktan sonra kütüphaneye gideceğim. Sonra görüşürüz." Harry arkadaşına "Görüşürüz." dedikten sonra Hermione tabloya doğru ilerlerken arkasından bağırdı. "Yatma saatinden önce geri dön." Hermione arkasını dönüp güldü ve tekrar önüne döndü. Tablodan çıktıktan sonra birkaç adım ileride, duvarın önünde bekleyen arkadaşının yanına ilerledi. "Bir sorun mu var?" dedi merakla Hermione. Blaise kaşlarını çattı ve konuştu. "Arkadaşımı görmek için sadece bir sorun olduğunda mı gelebilirim?"

Hermione arkadaşını kırdığını düşünüp konuşmak için hızla ağzını açtı fakat Blaise'in yüzündeki gülümsemeden dalga geçtiğini fark edip ağzını geri kapattı. "Ha ha ha." dedi asık bir suratla. Hermione kollarını göğsünde birleştirdi ve Balise'in yanından geçerek yavaş adımlarla yürümeye başladı. Blaise'de arkadaşının yanına geçip ona ayak uydurdu. "Son zamanlarda çok dalgınsın Hermione. Seni tanımasam Çağının En Zeki Cadısı olduğuna asla inanmam." Hermione güldü. "Artık o lakaba layık olduğumu düşünmüyorum."  dedi ve Blaise'e döndü.

"Bugün Draco ile kütüphanede ders çalışacağız. Sen de gelmek ister misin?" Blaise gülümsedi ve konuştu. "Aranızda ki resmiyeti kaldırdığınızı bilmiyordum." dedi alayla ve devam etti. "Soruna gelirsek, seninle ders çalışmaya asla hayır demem."  Hermione elini arkadaşının omzuna koydu ve içtenlikle gülümsedi. Birkaç Slytherin'li ve Gryffindor'lu arkadaş olsa da Hermione ve Blaise'in arkadaşlıkları öğrencilerin bir kısmı tarafından hala garip karşılanıyordu. Bu yüzden birkaç öğrenci onlara bakmışlardı ama ikisi de artık bunu umursamıyorlardı. Hermione elini çekti ve önüne döndü.

İkisi de kütüphaneye varıncaya kadar hiç konuşmadı. Kütüphaneye girdiklerinde her zamanki gibi kütüphanenin arkasına ilerlediler. Fakat ikisi de gördükleri kişiler ile oldukları yerde durdular. Masada Draco oturuyordu ve tuhaf olan şey bu değildi. Tuhaf olan şey yanında oturan kişinin Daphne Greengrass olmasıydı. Draco çok sinirli gözüküyor ve yanındaki kıza değil de masaya bakıyordu. İkisi de Hermione ve Blaise'i fark etmemişlerdi. Daphne, Draco dışında kimsenin duyamayacağı bir ses tonu ile bir şeyler anlatıyordu. Draco sinirle masada duran birkaç kitabı çantasına koydu ve çantasını omzuna takıp hızla ayağa kalktı. Kafasını kaldırdığında orada dikilen iki arkadaşı gördü.

Daphne'de ayağa kalkmıştı ve onları izleyen kişileri görmüştü. Bakışlarını Hermione'ye çevirdiğinde yüzünde sinsi bir gülümseme oluştu. Hermione Draco'ya baktığında şaşırmıştı. Çocuk ona sinir ve tiksinti ile bakıyordu. Draco hızla yürümeye başladı ve ikilinin yanında geçip ilerlemeye devam etti. Hermione hiçbir şey anlamıyordu, Blaise'e döndü. "Sen peşinden git, ben burayı hallederim." Hermione çocuğun cümlesi ile hızla arkasına dönüp Draco'yu takip etmeye başladı.

Genç cadı dikkat çekmemek için koşmuyor, hızlı adımlarla yürüyordu. En sonunda Draco'ya yetişti ve çocuğu durdurmak için bileğini tuttu. Draco durdu ve arkasını döndü. Kız merakla "Ne oldu?" dedi. Hermione o sırada çocuğun gözlerinin dolu olduğunu gördü, yüzünde ki kızgınlık ve hayal kırıklığı belli oluyordu. Draco hızla elini çekti ve "Benden uzak dur Granger." diyerek arkasını döndü. Hızlı adımlarla yürümeye devam edip gözden kayboldu. Hermione koridorun ortasında tek başına dikiliyordu. Bir süre kıpırdayamadı ve düşündü. 'Onu bu kadar üzecek ne yapmıştım?' Gözleri dolunca ağlamamak için birkaç defa gözlerini kırpıştırdı. 

Fakat hala gözlerine dolan yaşlarla ağlamamak için bu sefer bakışlarını tavana çevirdi. Derin bir nefes aldı ve okul kazağının bilek kısımları ile gözlerini sildi. Koridorda kimsenin olmadığına şükrediyordu. Bakışlarını tekrar önüne çevirdi ve elleri ile çantasının askısını tuttu. Arkasını döndü ve yürümeye başladı. Ortak salona varıncaya kadar kimsenin kızarmış gözlerini ve burnunu görmesine izin vermedi. Biri onu o halde görseydi arkadaşlarına açıklama yapması gerekecekti ve Hermione daha fazla yalan söylemek istemiyordu.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Promise | DramioneBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin