Altın üçlü günün son dersinden çıkmış büyük salona ilerliyordu. "Size yüzlerce kez söyledim. Blaise'i bulamadığım için kütüphaneye gittim. Orada da zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Sizden bir şey saklayacak değilim." Harry hala şüpheli gözler ile Hermione'ye baksa da Ron kafası ile onayladı. "Hermione haklı, bize ne zaman yalan söyledi ki." Ron'un söyledikleri ile Hermione kimsenin duyamayacağı şekilde titrek bir nefes aldı.
Harry de en sonunda ofladı ve kafası ile onayladı. Büyük salona girdiklerinde Hermione'nin bakışları Slytherin masasında dolaşıyordu. Gözleri sarı saçları bulduğunda istemsizce kaşlarını çattı. Gryffindor masasına oturduktan sonra çocuğu izlemeye devam etti. Çocuk çenesini avuç içine yaslamış donuk bakışlar ile masayı izliyordu. Etrafındaki hiçbir şeyi umursamıyordu.
Hermione çocuğun bakışlarından bir şey çıkarmaya çalıştı fakat bulduğu tek şey duygusuz ve donuk bakışlardan başka bir şey değildi. Masalarda beliren yemekler ile herkes yemeğe başlamıştı. Hermione birkaç lokma yedikten sonra önündeki tabağı ittirdi. Ron şaşkınca Hermione'ye baktı. "Önünde böyle güzel yemekler ve sen yemiyorsun, çok yazık." dedi ve yemeğine geri döndü. Hermione gözlerini devirerek güldü.
Bakışlarını Slytherin masasına çevirdiğinde gözleri hızla mavi gözler ile buluşmuştu. Çocuk donuk bir şekilde kızı izliyordu. Draco'nun başı ile dışarıyı işaret ettiğini gördüğünde hafifçe kafasını salladı. Çocuk yanındakilere bir şeyler söyledikten sonra masadan kalktı ve büyük salondan çıktı. Hermione arkadaşlarına döndü. "Ben kütüphaneye gideceğim, ders çalışmam gerekiyor. Büyük ihtimalle de geç gelirim." Harry ve Ginny'nin tuhaf bakışlarını fark etse de Harry'nin kafası ile onayladığını görünce hızla ayağa kalktı. Masadaki birkaç kitabı alıp hızlı adımlarla büyük salondan çıktı, kütüphaneye doğru ilerledi. Kütüphaneye girdiğinde hemen arka tarafa doğru ilerledi.
Raflardan dolayı oldukları yer görünmüyordu ve bu Hermione'yi biraz da olsa rahatlatmıştı. Draco'yu rafların önünde görünce elindekileri rastgele bir masaya bırakıp yanına ilerledi. Draco kızın geldiğini fark etmişti ama bakışları hala kitaplardaydı. Hermione bir süre elini kitaplarda dolaştırdı ve kitapları inceledi. Birkaç kitabı eline aldıktan sonra üst raflardaki bir kitabı gösterdi. "Şu kitabı verebilir misin?"
Draco kitabı alıp kıza uzattı. Hermione Draco'ya küçük bir gülümseme gönderdi ve masaya doğru ilerledi. Kitapları masaya dizdikten sonra sandalyeye oturdu ve bir kitabı alıp okumaya başladı. Çocuk rafların önünde dikiliyor ve kızı izliyordu. Kafasındaki soru işaretlerine hala cevap bulamıyordu. Karşısındaki Hermione Granger'dı, yıllarca dalga geçtiği, bulanık diyerek hakaret ettiği kız.
Şimdi ise o kız gelmiş ona yardım ediyordu. Ders çalıştırması için Blaise'den yardım isteyebilirdi fakat o Hermione'den istemişti. Kız o kadar hevesli ve çocukta o kadar çaresizdi ki yapabileceği tek şey bu gibi gelmişti o an. Hermione yaklaşık bir saat boyunca kitap okumuş ve parşömene bir şeyler yazmıştı. Draco'nun yaptığı tek şey ise orada dikilip kızı izlemekti.
Hermione en sonunda kalemi bırakmış ve doldurduğu parşömenleri bir araya toplamıştı. Kafasını kaldırdığında hiç beklemediği bir manzarayla karşılaşmıştı. Bir an ne yapacağını bilemedi ve sadece mavi gözleri izledi. Daha sonra sessizliği bozmak için öksürdü. "Ben birkaç konu ve bilginin özetini çıkardım ve önemli yerleri belirttim. Şimdi bunları oku ve anlamadığın kısımları bana sor. Zaten en son üzerinden tekrar geçeceğim."
Draco kafası ile onayladı ve masaya yaklaşıp kızın yanındaki sandalyeye oturdu. Kızın önüne koyduğu parşömenleri okumaya başladı. Bir yandan okuyor bir yandan da anlamadığı yerleri Hemione'ye soruyordu. Kız çocuğun sorduğu her soruyu cevaplayıp anlamadığı yerleri anlatıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Promise | Dramione
FanfictionÇocuk kafasını salladıktan sonra samimi bir şekilde gülümsedi. Kız tam ayağa kalkacakken elini tuttu. Kız çocuğa döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü. Çocuk yutkunduktan sonra konuşmaya başladı. "Bunları anlattığım nadir kişilerdensi...
