31. Bölüm - Confrontation

234 12 4
                                        

Hermione gerginlikle etrafına bakınıyor, kaleyi inceliyordu. Herhangi birinin onu görmesine izin vermezdi. Arkasında saklandığı ağaca biraz daha yaklaştı. Soğuktan ürpermesiyle birlikte montunun önünü kapattı ve kollarını göğüsünde bağladı. Havalar ısınmıştı fakat geceleri hala serin oluyordu. Tam on dakikadır Yasak Orman'ın girişinde Snape'i bekliyordu. Kaleden çıktığı zaman onu görebilmek için ormanın derinliklerine gitmemişti fakat hala kaleden çıkan hiç kimse yoktu. Biraz daha beklemek zorunda olduğunu fark edince ofladı.

Kütüphanede yaşanan olaydan bir hafta geçmişti. Hermione o gün kütüphaneden ayrıldıktan sonra uzun bir süre Blaise ile birlikte kalmıştı. Beraber koridordaki banklardan birine oturmuşlardı ve konuşmuşlardı. Daha sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi ortak salona dönmüştü. Tabi ki de arkadaşları onu hemen soru yağmuruna tutmuştu. Hermione ise onlara Dumbledore'un mektubu araştıracağını söylediğini anlattı. Ayrıca onları koruyacağı bilgisini de ekledi. Daha fazlasını anlatamayacağının farkındaydı. Birkaç gün sonra ise Snape genç cadıyla konuşmuştu. Söylediğine göre Narcissa Hermione ile konuşmak istiyordu. Snape kıza bunu yapmak zorunda olmadığını söylemişti fakat genç cadı kadının ne söyleyeceğini çok merak ediyordu. Bu yüzden onunla konuşmayı kabul etmişti. Snape, genç cadıya cuma günü gece yarısından sonra ormanda onu beklemesi gerektiğini söylemişti. Yakalanmamak için cisimlenmeleri gerekiyordu fakat bunu Hogwarts'ın içinde veya çevresinde yapamazlardı. Sebebi ise Dumbledore'un yaptığı büyüydü.

Ormanın derinliklerine gideceklerdi ve büyünün etkisi altında olmayan bir yerde cisimleneceklerdi. Hermione kolundaki saate baktı. Saat gece bir buçuğa gelmek üzereydi. Bakışlarını tekrar kaleye çevirdiğinde birini fark etti. Merakla kaşlarını çattı ve oraya odaklandı. Üzerinde kapüşonlu pelerin olan biri kaleden çıkıyordu. Hermione o kişiyi izlemeye başladı. Bu kişinin Snape olmadığına emindi fakat yüzünü göremediği için kim olduğunu bilmiyordu. Pelerinli kişi kaleden çıktıktan sonra etrafına bakındı. Daha sonra koşar adımlarla ormana ilerlemeye başladı. Hermione ormana giden kişi ondan uzakta olduğu için rahatlamıştı. Genç cadı o kişinin kim olduğunu çok merak etmişti fakat peşinden gidip öğrenemeyeceğini biliyordu. Yine de bu kişinin kim olduğunu er ya da geç öğrenecekti.

Gizemli kişi ormanın derinliklerine ilerleyip gözden kaybolunca bakışlarını kaleye geri çevirdi. Birkaç dakika daha o şekilde bekledi. Kaleden çıkan Snape'i görmesi ile ağacın arkasından çekilip yerini belli etti. Adam birkaç saniye etrafına bakındı. Kızı görünce oraya doğru ilerlemeye başladı. Snape'in attığı her adımda Hermione biraz daha heyecanlanıyordu. Profesör kızın yanına gelince üzerindekileri inceledi. Genç cadı adamın bu hareketine anlam verememişti. Burnunu kırıştırıp "Yerinizi daha çok belli edecek kıyafetler bulamadınız mı, Bayan Granger? Malum gece gizlice Hogwarts'tan çıkıyoruz." dedi, her zamanki memnuniyetsiz sesi ile. Hermione şaşkınlıkla kafasını aşağı eğip üzerini inceledi. Altında siyah bir eşofman, üzerinde mavi bir tişört ve onun üzerinde ise gri bir mont vardı. 

"Özür dilerim, profesör. Gece kaleden gizlice çıkarken kombinime daha çok dikkat etmeliydim. Elime ilk geçen şeyleri giymem çok saçmaydı." dedi, alaycı bir ses tonu ile. Hermione bir profesöre karşı nasıl böyle konuşabildiğini bilmiyordu ve buna şaşırmıştı. Ama bozuntuya vermeyip aynı yüz ifadesini sürdürdü. Snape kaşlarını kaldırdı. "Kendi iyiliğiniz için bu tutumunuzu değiştirmenizi öneririm, Bayan Granger." Hermione gözlerini kısarak adama bakmaya devam etti fakat bir şey söylemedi. Snape başka bir şey söylemeden ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye başladı. Hermione adamı takip etmeye başladı. Profesör sanki nereye gitmesi gerektiğini biliyor gibi kararlı ve sert adımlar atıyordu. Genç cadının ise nereye gittiklerinden hiçbir fikri yoktu. Bu ormanın çok tehlikeli olduğunu biliyordu fakat yanında Snape olduğu için kendini daha güvende hissediyordu. Adamın ne kadar başarılı bir büyücü olduğunu biliyordu. Sinir bozucu biri olsa da bunu inkar edemezdi. Ay ışığının aydınlattığı ormanda bir şeye takılıp düşmemek için elinden geleni yapıyordu. Bir yandan bastığı yere bakıyor bir yandan da profesörü kaybetmemeye çalışıyordu. 

Promise | DramioneBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin