"Louis bu kalp sadece bir tane var. Parçalayıp yapboz gibi tekrar yapamazsın. Ama senden başkası belki bir gün bu kalbi tekrar tamir edebilir."
Bunu dememle birlikte arkasına döndü ve üzerime doğru yürümeye başladı. Dibime kadar geldikten sonra konuştu.
"O kalp benim ve her zaman benim olacak. Asla başkasının olmasına izin vermeyeceğim. Anladın mı?" dedi ve çok şaşırtan bir şey yaptı. Beni öpmedi ama yine arkasını dönüp gitti.
Harry de aynı benim gibi şaşkınlıkla Louis'i izliyordu. Bunları unutmaya çalıştım ama başaramadım.
"Neden sürekli böyle yapıyor?" dedim sabit bir yere bakarken.
"Bilmiyorum ama her ne yapıyorsa çok can yakıyor." dedi. İlk defa benim acımı paylaşabilen birisi çıktı!
"Kesinlikle doğru." dedim ve Louis'in yere fırlattığı anahtarları yerden almak için yere eğildim ve anahtarları elime alıp kapıya taktım. Daha sonra kapı zaten açılmıştı. İçeriye adımımı atmadan önce ayakkabılarımı çıkarmıştım ve hemen ayakkabıları alıp ayakkabılığa koydum. Harry'nin montunu da üzerimden çıkarıp askılığa astım ve kendimi koltuklara fırlattım.
"Çok yorgunum Harry."
"Bacaklarımı hissetmiyorum." dedi o da kendini koltuğa bırakırken.
"Hemen yatalım mı?" dedim gözlerim kapalı bir şekilde.
"Ben de onu düşünüyordum ama saat daha 8. İstersen film izleyelim."
"Tamam." dedim ve bilgisayardan bir film açıp televizyona bağladım. Harry de bu arada cips gibi yiyecekler getiriyordu.
"Louis sence ne yapıyordur?" dedim aniden.
"Louis nereden çıktı şimdi? Aklına ne ara geldi?"
"Ne zaman aklımdan çıktı ki?"
"Belki evindedir ve uyuyordur."
"Belki de bardadır ve başka kızlarla takılıyordur." dedim üzgün bir ses tonu ile.
"Pek sanmıyorum. O öyle şeyler yapmaz. Genellikle öyle şeyleri ben yaparım." dedi gülerek. Ben de ona en ters bakışlarımı attım.
"O yüzden anahtarı vermeye geldiğinde kokusu içkiliydi." dedim. Bu doğruydu.
"Bilmiyorum." dedi. Bir kaç saniye sonra tekrar konuştu. "Her neyse şimdi kafanı dağıtalım." dedi ve filmi başlattı. Hiç bir etkisi yoktu çünkü aklım Louis'den başka bir şey düşünemiyordu. Az sonra başka bir çaresi olmadığını, onunla konuşmam gerektiğini anladım.
"Harry ben iki dakika lavaboya gidiyorum." dedim telefonumu yanıma alıp odama çıktım. Hemen Louis'in telefon numarasını tuşladım. Üzgündüm, ve açlıktan ellerim titriyordu. Az sonra açtı.
"Alo?" dedi. Bu Louis değildi.
"Alo?" Az sonra arkadan bir ses geldi. Bu bir erkek sesiydi. 'Kimmiş aşkım?' dedi. Bu Louis'di büyük ihtimal.
"Bilmiyorum." dedi ve telefon elimden düştü. Ağlamaya başladım; ama çok şiddetli bir ağlamaydı bu. Az sonra telefondaki kız telefonunu kapattı ve Harry içeriye daldı.
"Diana, sen iyi misin?"
"H-h-harry."
"Efendim, ne oldu sana böyle?" dedi ve elimden tutup kalkmama yardımcı oldu.
"B-ben çok üzgünüm."
"Ne oldu, neden bu kadar üzgünsün?"
"Louis başkasını buldu." dedim tek nefeste. Çok şaşırmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
For Reality (Louis Tomlinson)
FanfictionGözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. Ondan olabildiğince...
