"O zaman beni öp, ben de beni umursadığını anlayayım." Benim ağzım beş karış açık kalmıştı. Ben, ben birisini asla aldatamazdım. Özellikle Louis'i, Harry ile. Çocuk mahvolurdu ve birbirlerine düşerlerdi. Sonuç kesinlikle kötü biterdi.
"Ne?" dedim şaşkınlıkla.
"Beni duydun. Eğer beni öpersen beni umursadığını anlarım Diana." Hâlâ ağzım beş karış açıktı.
"Aslında ben seni de seviyorum. Özellikle gülüşünü, gözlerini ve saçlarını... Ama aynı zamanda Louis'i de çok seviyorum. O gözleri beni mahvediyor. Ben de ikinizi arasında kaldım. Tabii ki seni de öpmek istiyorum."
"O zamam öp."
"Ne? Ben düşündüklerimi sesli mi söyledim?"
"Evet." dedi sırıtarak.
İnanamıyorum! Şimdi de bu mu yaa? Ben gerçekten öldüm, bittim. Bella lütfen beni daha erken öldür! Tanrım, lütfen yardım et!
"Ama bu sefer Louis üzülecek Harry. Onu da düşün."
"Benim umrumda olan tek kişi sensin Diana."
"Ama siz çocukluk arkadaşısınız, ve ben bunu sırf benim yüzümden bozmanızı istemiyorum."
"Bilmiyorum, Louis gerçekten çok şanslı birisi. Her zaman kendisine tam istediği gibi kızlar bulabiliyor. Ama ben anca Bella gibi katillere kalıyorum."
"Sen ciddi misin? Çocuğun hayatı ne kadar batmış haberin var öyle değil mi? Ben ölsem sen üzülmez misin?"
"Kendimi öldürürüm." dedi sessizce.
"Düşün, her sevgilinin başına böyle bir şey gelse? Louis'in hayatı şu an böyle. Hâlâ şanslı diyebiliyor musun?"
"Bu açıdan hiç bakmamıştım."
"Eğer baksaydın zaten böyle bir şey söylemezdin. Harry, sen çok tatlısın. Neden hiç kız arkadaş bulamıyorsun?"
"Bulamadığımı kim söyledi? Herkes peşimden koşuyor haberin varsa?"
"Neden onlarla çıkmıyorsun?"
"Çünkü onlar doğru kişiler değiller. Ama sen doğrusun, hem de en doğrusu."
"Harry, beni anlıyor musum? Düşün; iki kıza sırılsıklam aşıksın. Onlar da aynı duyguları sana karşı hissediyorlar. Ama ikisi de birbirinden güzel. Sen hangisini seçersin?"
"Kıvırcık saçlı, yeşil gözlü olanını." dedi sırıtarak.
"Harry, ben ciddiyim."
"Bilmiyorum, arada kalırdım."
"Zaten ben de şu an öyleyim. ve sen "beni öp" diyerek daha çok sıkıştırıyorsun. Lütfen beni anla. Louis'i de düşün; sonunda diri bir sevgili bulabildi diye seviniyor, sen o diri sevgilisini elinden almaya çalışıyorsun."
"Evet, gerçekten çok korkunç bir durum olurdu. Seni çok istiyorum, ama aynı zamanda Louis'in de üzülmesini istemiyorum. Daha doğrusu senin yüzünden birbirimize düşmek istemiyorum. Beni anlıyor musun?"
Olumlu anlamda başımı salladım. Gerçekten çok zor bir durumdu. Bunu halletmek için benim düşünmem gerekiyordu. Sessizlik içerisinde...
"Dün, Bella ile yer değiştireceksin diye sevinmiştim ama bir yandan da sende bu kokuyu istemezsin diye kabul etmeyecektim. Daha sonra sen banyo yapmamı tavsiye ettin ve ben de bu dertten kurtuldum, ama Bella her türlü yanıma oturacaktı. Beni üzen şey zaten buydu. Ben seni istiyordum, ve hâlâ istiyorum. Kararını ver; yarın saat 12'den önce beni öpersen vana değer verdiğini anlarım. Yoksa sonuç olarak Bella ile kötü şeyler yaşayabilirim. Ve tabii ki Louis ile..."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
For Reality (Louis Tomlinson)
FanficGözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. Ondan olabildiğince...
