"Diana?" Cevap vermek istemiyordum. Ve muhtemelen de vermeyecektim. Az sonraki sözü benim donup kalmama neden olmuştu. "Diana? Seni öpebilir miyim?"
Bunu demesi üzerine ona daha çok yaklaştım ve Harry'i öpmek için burnuna girmemle, kolyeyi çekmesi bir oldu. Ve sonucunda şak! Çocuğun üzerine düştüm. İkimiz de beraber yatağıma yapıştıktan sonra bir ses geldi. Bir fotoğraf çekme sesi.
En azından yatağıma düşmüştük ki yere yapışmamıştık. Harry de, aynı benim gibi şaşkınlıktan dili tutulmuş bir şekilde beni üzerinden itti ve birlikte ayağa kalktık. "O ses de neyin nesiydi?"
"Bilmiyorum." dedim aynı şekilde. Harry birkaç adım ilerleyip etrafı keskin gözlerle inceledi. Bir gıcırtı sesi benim daha da ürpermeme neden oldu. Ve kafamı çevirirken bir gölge görmemle o gölgenin kaybolup seslerin kesilmesi bir oldu.
"Harry birisi bizi mi çekti?" dedi benim bile adını koyamadığım bir duygu tonu ile.
"Evet Diana. Birisi bizi üstüste dururken çekti. Ve bunun hiç iyi sonuçlanacağını sanmıyorum." Bu sözleri benim daha çok ürpermeme neden olurken yatağıma oturdu ve gözlerini devirdi. Ofladıktan sonra dolmuş, yeşil o mükemmel gözleriyle bana baktı.
"Diana, Bethany ile tanışmama, ve aynı gün küsmeme neden olacağın için şimdiden teşekkür ediyorum. Ve bu arada; Louis ile bir kez daha kavga edeceğimiz için de. Ve bir de kolyemi bulup da bana vermediğin için de." Kendimi berbat hissetmeme neden olan bu sözler kalbimi parçalamıştı. En gereksiz soruyu sordum.
"Bethany kim?"
"Bethany'nin dediğine göre ilkokul arkadaşıymışsınız. Ve hatırlatayım; bugün benim Bethany ile çıkmama neden oldun. Dediğim gibi aynı gün onunla küsmeme neden olacak kişi de sensin." Gözleri dolmuştu. Ben bunu isteyerek yapmamıştım. Sadece onun sorusunun cevabını vermiştim. Ya da en azından denemiştim ve başarısız olmuştum.
"Neden bana "Diana, seni öpebilir miyim?" dedin o zaman? Sen istemiyorsan neden soruyorsun?" Bu sözlerin benim ağzımdan çıkması beni oldukça şaşırtmıştı.
Bana tekrar keskin bir bakış attı. "Yani sen istiyor musun?" Bundan bunu çıkarması beni hiç şaşırtmamıştı. Yani, kim bu söylediğim kelimelerden bunu çıkarmaz ki? Bunu çıkarmayacak da neyi çıkaracak? Tamam, saçma sapan konuştuğumun farkındayım. Susuyorum.
"Harry saçmalama, onu kastetmek istememiştim." dedim bıkkın bir ifadeyle.
"Diana, itiraz etme. Bu dudaklara dayanamıyorsun." Pislik... Ben onu mu dedim ya?
"Harry, saçma sapan konuşmayı bırak. Eğer o dudaklara katlanamasaydım hayatımda seni kaç kez öpmüş olurdum." Tek kaşını kaldırarak bana baktı.
"Sen hafıza kaybı geçirmemiş miydin?" Bu dediği üzerine tüylerim diken diken oldu. Lafı nereye taşımıştım.
"Harry kapa çeneni. Ne dediğinin farkında mısın? Hafıza kaybı geçirmediğimden bahsediyorsun."
Bana daha çok yaklaştı ve konuşmaya başladı. "Evet, çünkü bu dediklerinden bu sonuca varılıyor. Hayatının başlangıcını hatırlamadığını sanıyordum." Çünkü hatırlamıyorum!
"Çünkü hatırlamıyorum Harry! Benim burada rol yaptığımı mı sanıyorsun?" Gözlerini devirdi ve konuşmaya başladı.
"Bilemiyorum. En iyisi sus." Yine yakın duruyorduk ve bir anda bir fotoğraf sesi daha geldi. Bunun üzerine Harry hızlıca ayrıldı ve seslice küfrettikten sonra sinirle etrafı gözetlemeye başladı.
"Lanet olsun! Her şey yanlış anlaşılmalar yüzünden batacak! Kahretsin!" diye bağırıp duruyordu ve bu benim hiç hoşuma gitmiyordu. Tabii aralarda söylediği küfürleri saymıyorum bile.
"Harry kes sesini. Sadece senin ilişkilerin mi batacak sanıyorsun?" Bunu neden dedim ki?
"Diana sen neler çeviriyorsun? Senin bir ilişkin mi var? Luke ile. Ya da başka birisi?"
"Yok Harry, yok! Anla ki yok! Şimdi kes sesini ve devam et! Bunu bir kez daha söylemek istemiyorum." Sinirlerimi bozmuştu.
"Diana bana bağırma! Zaten şu fotoğrafçı denen (küfür) aramaktan (küfür) yırtıldı! Sanki yer yarılıp içine giriyor!" Bunu demesiyle aklımda bir kaç ses oluştu. Bu korkunçtu. Çok net duyabiliyordum. Hem de çok net.
Bu bir şey değil Diana.
Sahip oldukların sadece bu kadar değil.
Senin sahip olduğun bir kişi daha var.
O kişi de benim...
Bu sözler benim ürpermeme neden oldu. Yine ürperdim! İşim gücüm ürpermek zaten! Bir dakika? Bu ses kimindi? Benimle nasıl konuşuyordu? Anlayamıyordum. Çok net duymuştum ve benim sahip olduğum o kişi kim?
"Harry, sus bir dakika. Lütfen." Nazik olmazsam anlayamayacak. Harry de beni umursamayıp aramaya devam etti.
Benden korkma. Buna alışacaksın. Ben çoktan alıştım. Seninle ilgili her şeyi biliyorum. En ufak sırrını bile.
Bu ses beni çıldırtıyordu. Ellerimi saçlarımı arasına geçirdim ve odaklanmaya çalıştım, ne dediğini daha iyi anlamaya.
Şu an beni duyuyorsun öyle değil mi? Ben seni hissedebiliyorum. Sen oradasın ve benim dediklerimi dinliyorsun. Bu benim eksik parçamı tamamlıyor. Şimdi beni sadece dinle.
Sinirim gitgide çoğalıyordu. O kimdi?! Kuvvetli bir çığlık attım ve deli gibi tepinmeye başlayınca Harry bana 'Neler oluyor?' dermişçesine baktı. Yanıma ulaştı ve beni durdurmaya çalıştı. Ben ise eline vurup ona sert bir şekilde "Bana dokunma!" diye bağırdım.
İyisin, iyi olacaksın. Benden korkma; çünkü ben senin hayatını kurtaran kişi olacağım. Yalanların bir anlamı yok. Artık gerçekler için savaşacağız.
En sonunda Harry'i ittirip dağılmış saçlarımı önümden aldım ve tepinmeyi kestim. Onunla konuşmam gerekiyordu.
Sen kimsin? Her ne kadar beynimi zorlasam da bir işe yaramıyordu. Orda mısın? Beni duyabiliyor musun?
Sen misin Diana? Orda mısın? Benimle irtibata mı geçmeye çalışıyorsun? Sesin net gelmiyor. Bir daha dene.
Sen kimsin? Benden ne istiyorsun?
Seni duyuyorum. Vay canına, ikinci deneyişte işe yaradı. Benim ne sırrımı biliyorsun?
Senin.. Senin hafıza kaybı geçirmediğini; bunların hepsinin bir oyun olduğunu biliyorum....
ŞİMDİ OKUDUĞUN
For Reality (Louis Tomlinson)
FanfikceGözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. Ondan olabildiğince...
