Part 3

1.3K 79 9
                                        

Evimin önünde bir an duraksadım. O lanet eve girmek istemiyordum. Babam, sırf benimle ilgilenemediği için eve birkaç sürtük getirdi. Ve benim hayatımı güzelleştireceği yerine ne kadar mahvettiğinin farkında değil.

Eve girer girmez "Hoşgeldin Louis!" Derken cırtlak seslerini ortaya koydular. Ben ise;

"Ben odama çıkacağım. Eğer ses çıkaran olursa onu doğduğuna pişman ederim." diyerek tehdit ettim.

Sessizliğe çok ihtiyacım vardı. Gerçekten fazlasıyla. Beni ben olduğum için seven birisini bulmak istiyordum. Büyük ihtimalle o kişi de Diana idi.

O sürtüklerle olmak istemiyordum. Ben Dainna ile olmak istiyordum. Onun o güzel yeşil gözlerini benim mavi gözlerime dikip tip tip bakmasını istiyorum. Ama bunu Dainna bilmiyor. Ama er ya da geç öğrenecek.

Biraz kestirdikten sonra hafif gözlerimi aralayıp saate baktım. Saat gecenin dördüydü ve ben felaket acıkmıştım.

Hızlı adımlarla aşağıya indim. Hizmetçimiz Bayan Lady mutfakta bulaşıkları yıkıyordu. Hemen;

"Bayan Lady?"

"Efendim Louis?"

"Bana küçük bir sofra hazırlar mısın rica etsem?"

"Oh, tabiki! Hemen hazırlıyorum." diyerek soframı hazırlamaya başladı. Ben ise elime bir bira kapıp televizyonun karşısına geçtim

Bir müddet sonra;

"Louis, sofranı hazırladım. Gelip yiyebilirsin."

"Ah, teşekkür ederim Bayan Lady." diyerek masaya oturdum.

Bayan Lady ile aramızda kibar bir bağ vardı. Ben hep ona annem gözüyle bakıyordum. Çünkü annem ben çok küçük yaşlarımdayken ölmüştü. Genellikle kızları bu nedenle tavlayamıyorum. Anne öğüdü dinlemeyen bir çocuk olmak çok zor.

Yemeğimi bitirince doğru odama çıktım. Çok uykuluydum. Hemen yatağıma girip ısıtmaya çalıştım. Ve tatlı bir uykuya daldım...

Diana

Yatağımda bir sağa, bir sola dönüyordum. Fakat hiç uykum yoktu, ve aklımdaki düşünceler yüzünden bir türlü gözlerimi kapatıp tatlı bir uykuya dalamıyordum. Louis aklımdan çıkmıyordu. Nasıl bir dua ettiyse??

Bir ses ile irkildim, kapı tıklanıyordu. Bu gelenin Louis olma ihtimalini düşününce daha da korktum, korkuyla "Evet?" dedim.

"Girebilir miyim?"

Sesinden tanımıştım. Bu gelen kişi Arthur'du. Baş parmağı ağzının içinde üzgün surat ifadesi ile karşımda dikiliyordu.

"Girebilirsin tatlım."

Soluk soluğa anlatmaya başladı;

"Gece çok kötü bir kabus gördüm. Oyuncaklar canlanıp "Bizimle neden oynamıyorsun Arthur?!" Diye beni kovalıyorlardı. Bende onlardan kaçarken uyandım. Normalde annemlerin yanına giderdim ama, annem ve babam beni ortalarında sıkıştırıyorlar. Ben de buraya geldim."

Uzun bir konuşmadan sonra yanıma geldi. Ama sonra ne oldu bende anlamadım koşa koşa gitti. Ve bir müddet sonra eline, doğum gününde ona hediye aldığım oyuncak ayısını almış koşa koşa yanıma geldi.

"Şimdi tamız, dedi ve tatlı bir sırıtış belirdi o küçücük yüzünde."

Ve ikimizde tatlı bir uykuya daldık...

Louis

Gece, toplam 2 saat 36 dakika uyuyabilmişim. Gerçekten bütün gece Dainna'yı düşündüm. Okula gittiğimde ilk işim derste uyumak olacak.

Üstüme siyah bol ve düz bir t-shirt ile altıma siyah ama M.Ö'den kalma olduğundan dolayı rengi griye dönüşmüş olan dar pantalonumu giydim. Tabii dar sayılırsa...

Hızlı adımlarla aşağıya indim. Yanıma yaklaşan sürtük kızlar tam "Günaydın Louis!" Diyecekken, onların lafını "Sizede, sizede" diyerek geçiştirdim ve mutfağa geçtim.

Babam mutfaktaydı ve dazlasıyla düşünceli gözüküyordu. Ben de mevzuyu merak edip;

"Ne oldu, baba?"

"Hiç." diyerek geçiştirdi.

Ciddileşip tekrar sordum.

"Ne oldu?"

"Oğlum, biz bir şey düşünüyoruz."

"Ne gibi?"

Çayımdam yudum aldım.

"Buradan taşınacağız."

Ağzımdaki çay bir anda boğazıma kaçtı ve ters bir şeyler oldu. Bununla beraberinde gözlerimi hastanede açmam bir oldu.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Daha önce hiç boğulmAmıştım. Kısık göz ile etrafıma bakındım. İlk defa doğmuşum gibi bakıyorlardı ve parmaklarını beni göstererek;

"Gözlerini açtı!" diyorlardı.

Herkes parmağıyla beni gösterince kendimi suçlu gibi hissettim. (Klipten belli oluyo. Eğer araba çalarsan işte seni parmaklarla böyle gösterirler. Asadafga ;)))

"Ben iyiyim." diyebildim. Ve etrafıma bakınınca babamı göremedim. Hemen Bayan Steph'e (doktor);

"Babam nerede?" diye sordum.

"İşi çıktı, gitmesi gerekti."

O an gözlerim sinirle doldu. Tekrar Hayatımı mahvedip gidiyordu. Ben babamın bana verdiği mesajı gayet iyi anlamıştım. Peki Bay Tomlinson!!

For Reality (Louis Tomlinson)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin