***
Arkadaşlar baştan söyleyeyim; sizi duygulandıracak bir şarkıyı dinlerken bu bölümü okumanızı istedim; Last First Kiss. Bu şarkı One Direction'un 2. Albümü Take Me Home'dan bir şarkı. Nedeni yok; bu bölümün bir kısmını bu şarkıyı dinlerken yazdım sadece. Her neyse iyi okumalar!
***
"Benim, Derry...." İçimde oluşan karmakarışık duygular yüzünden hiç bir şey anlayamıyordum. Dayanamadım ve o Derry denen herife patladım.
"Hiç bir şey anlayamıyorum bunu neden anlamak istemiyorsunuz! Ne dediğin hakkında hiç bir fikrim yok! Şu an bir kardeşimin daha olduğunu yeni öğreniyorum biliyor musun?" Bunu dediğim zaman kendimi fazla ezik ve cahil hissettim. Kalbim parçalandı da diyebilirim aslında.
Yanağımdan bir damla yaş süzüldü. "Ben nasıl bir insanım hiç bir fikrim yok. Nasıl bu olaylara karıştım onun da farkında değilim." Damlalara devam. "Bana sanki her şey benim yüzümden iş gibi davranmayı kesin! Benim de duygularım var ve şu an o kadar acı çekiyorum ki! Anlayamıyorsunuz! Anlayamadınız ve asla anlayamayacaksınız!" dediğim gibi kafamı kollarımın arasına alıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ettim.
"Diana ben bil-" Sözünü kestim.
"Kapa çeneni! Seni de, şu Harry ve Louis denen herifleri (çarpılacağım şimdi) de istemiyorum!" Biliyorum çok katı davranmıştım ama elimde değildi. Hem de hiç değildi. Kendimi bir an berbat hissettim. Hatta özür dileyip dilememek arasında kaldım. Ama kendimi ağırdan satacağım bundan sonra.
"Tamam o zaman. Ben gidiyorum." dedi ve gitti. Yanımda duran hapı ve suyu elime aldım. Hapı ağzıma koydum ve suyu içtim. Ellerimin titrediğini farkettim. Ama çok titriyordu. Aç değildim; üşümüyordum da. Hayır Diana. Sen korkmuyorsun. Çünkü sen korkak değilsin.
Burada tek başıma durmaktan baya sıkılmıştım. Uyanınca eve gidebilme dileğiyle kafamı yasladım ve göz kapaklarımın arasındaki boşlukları kapattım. (Bu nasıl bir cümle oldu ben de bilmiyorum ama neyse. :D)
***
Gözlerimi açtığımda sanki iki göz ararmışçasına etrafıma baktım. Ama yanımda doktordan başka kimse yoktu. Zaten beni uyandıran doktordu. Sanki her zaman yanımda birisi olurdu ama şimdi yok. Beni rahatlatan o kokusu. Gözlerimi yaşartan o gözleri. Ama bu kim? Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum.
Hayallerimden sıyrıldım ve doktora gülümsedim. O da bana aynı şekilde gülümseyince oturur vaziyete geldim.
"Artık taburcu olabilirsin." Bunu duyduğuma çok sevinmiştim. Dileğim gerçekleşti!
"Ah, teşekkür ederim." dedim ve ayağa kalktım. Şaftım kaymıştı. Lavaboya gidip elimi yüzümü soğuk su ile yıkadım. Soğuk su bana çok iyi gelmişti. Selpak ile yüzümü kurulayıp lavabodan çıktım. İlaçlarımı da alıp dışarıya çıktım.
Bir dakika? Benim evim nerede? İnanamıyorum! Arabamın olup olmadığını bile bilmiyordum. Ama daha önemlisi; benim evim var mı? Olduğum yerde durakaldım ve ellerimi belimde birleştirdim.
Buna zorunluydum. Evet, hatta bunu yapmazsam olmazdı. Hastaneye girdim ve oradaki bir görevliyi durdurup sordum.
"Louis adında bir adamın olduğu odayı biliyor musunuz acaba?" dedim. Belki şansıma bilir.
"Louis? Louis William'dan mı bahsediyorsunuz?" Hiç bir fikrim yoktu ama başımı aşağı yukarı salladım.
"O 1 saate yakın bir süre önce hastaneden çıkmıştı." dediği gibi kalbim parçalandı. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Korkuyordum. Hemde hiç korkmadığım kadar. En azından hafıza kaybı geçirdikten sonra.
Önümden bir kişi geçti. Ona muhtaçtım. Bu Luke'ydi. Onu durdurup gülümsedim. O da anlamamışçasına yüzünü buruşturdu ama sonra o da bana gülümsedi.
"Luke benim evimin nerede olduğunu biliyor musun?" Bunu duyunca kahkahalara boğuldu. Ama benim yüzümdeki ciddiyet bir saniyeliğine olsun bozulmamıştı.
"Luke ben ciddiyim." dedim sert bir ses tonuyla. O da gülmeyi kesti.
"S-sen ciddisin? Evinin nerede olduğunu bilmiyorsun yani?"
"Hafıza kaybı geçirdim haberin varsa?" dedim imalı bir şekilde. O da anlamışçasına 'haa' yaptı.
"Bilemiyorum ama istersen benim evime götürebilirim." dedi hevesle. Başka şansım yoktu.
"Başka şansım yok mu?" dedim üzgün bir şekilde.
"Yoo, var. İstersen seni burada bırakır, akşam olunca dışarıdaki erkekler seni alır, bir güzel becerir, sonra mutlu mesut hayatımıza devam ederiz."
"Luke beni evine götür." dedim aynı ses tonuyla. Korkunç bir gün beni bekliyor...
###
Arkadaşlar! Biliyorum, bu bölüm çok kısa oldu ama yazabildiğim kadar yazdım. Sonraki bölümü ne zaman atarım hiç bir fikrim yok. Her şey için teşekkür ediyorum.
Bu arada, bu sefer RidleyR5 'i ithaf ediyorum.
Sizi seviyorum ve Louis'in de sevdiğine eminim! 😍💩💋🎀❤️💍💘
ŞİMDİ OKUDUĞUN
For Reality (Louis Tomlinson)
FanfictionGözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. Ondan olabildiğince...
