Part 30

225 22 8
                                        

Senin.. Senin hafıza kaybı geçirmediğini; bunların hepsinin bir oyun olduğunu biliyorum....

Bu beni şok etmişti. O bunu nereden biliyordu? Bunu siz bile bilmiyordunuz! O kim? Çıldırıyorum. Harry beni her ne kadar durdurmaya çalışsada kafayı yiyorum. Tepiniyorum ve saçlarımı çekiyorum. Çığlık atıyorum. Ağlıyorum. Hıçkırıyorum ve nefret ediyorum.

Seni tanımasam bile senden nefret ediyorum! Sen kimsin ve bunları nereden biliyorsun? Bunu sadece benim bildiğimi sanıyordum! Bir dakika, kimseye söylemedin değil mi?!

Korkma, kimseye söylemedim. Bunları... Bunları sen bana söyledin. Kendin düşünürken bir şekilde benimle irtibata geçtin ve dolayısıyla ben de öğrenmiş oldum.

Sana güvenebilir miyim? Kimseye söylemeyeceksin değil mi? Şu an çıldırdığımın farkında mısın? Çığlık atıyorum, saçlarımı çekiyorum, tepiniyorum ve hıçkıra hıçkıra ağlıyorum! Bu sana yeter mi?

Bana güven. Bu sır sadece ikimizin arasında. Ama bu sırlar tabii ki zamanı geldiğinde açıklanacak. Bunu yapmak zorundayız. Gerçekler için...

O haklıydı. Her kimse haklıydı. Bunu tekrar sormalıydım. Sen kimsin? Ve sakinleşmeyi başarmıştım. Biraz zor oldu ve Harry ufak yaralara maruz kaldı ama iyileştim ya o bana yeter.

Ben? Benim kim olduğumun önemi yok. Çünkü... Çünkü sen beni tanıyorsun. Kim olduğumu biliyorsun ama aramızda herhangi bir konuşma gerçekleşmedi. Tabii bu konuşmalar hariç.

Ben seni tanıyor muyum? Nereden? Luke? Harry? Derry? Bir dakika; Harry kesinlikle değil ama. Louis? Liam? Niall? Zayn? Kimsin?! Erkek misin? Onu öğreneyim en azından.

Bu konuşmalarım sonrasında anlayacağını düşünmüştüm. O bir erkek.

Şu an konuşamam çünkü Harry gerçekten delirdiğimi düşünmeye başladı. Sen Harry'i tanıyorsun değil mi?

... Cevap yok.

Orada mısın?

...

Konuşmayı bıraktım ve Harry'e baktım. O ise hâlâ haşatını çıkardığım eliyle uğraşıyordu. Suçsuzum! O bana bulaştı; ben ona değil.

"Sen iyi misin?" Bana ters bir bakış attı.

"Bu soruyu her tarafımı morartmadan önce sorsaydın iyiyim diyebilirdim. Neden yaptın bunu? Delirdin mi yoksa?"

"Harry, boşver." Gözlerimi devirdim. O ise bana baktı ve gözlerini gözlerime kenetledi.

"Ne oldu Diana? Bana da mı anlatmayacaksın?" Gözlerinin içine baktım.

"Ben... Ben sadece Louis'i görmek istiyorum." Arkadan bir ses geldi.

"Ben zaten buradayım Diana; gelmene gerek yok." Bu ses beni korkutmuştu. Kahretsin! Bu oydu. Bu Louis'di.

Korkuyla kafamı arkaya çevirdim. Başta biraz tereddüt ettim ama en sonunda başardım. Ve Louis'in mükemmel ötesi gözleriyle karşılaştım. Onu hâlâ seviyordum. Ama bunu belli etmemem gerekiyordu. Çünkü ondan kurtulmam gerekiyordu.

"Louis. Seninle konuşmam gerekiyor. Önemli bir konu." dedim ağzımdan çıkan kelimelere şaşkın kalmam ile birlikte. "Özel." Vurgu yaparak konuşmuştum ve ayağa kalkıp Louis'in kolundan çekiştirdim. Odadan çıkıp Harry'nin kolyesini bulduğum odaya gittim.

"O sen miydin?" Sinirle konuştum.

"Kim ben miydim?"

"Louis, o sen miydin dedim sana!" Dişlerimi sıkıyordum.

"Kim ben miydim Diana!" Tamam, o değildi.

"Sen değildin. O zaman kimdi? Harry de değil... Luke olamaz. Niall? Yok, o da değil." Louis hayretle bana bakıyordu. Yine sinir krizi geçirmeye başladım.

Başta bir çığlık attım ve saçlarımı çekmeye başladım. Tepiniyordum ve avazım çıktığı kadar çığlık atıyordum. Elimde değildi; sanki bir tür güç beni ele geçirmişti ve bana bunları yapmama zorluyordu.

Louis beni sakinleştirmeye çalışsa da o da becerememişti. Ama ona karşı bir şey yapamıyordum. En sonunda tek çarenin bu olduğunu düşünüp ellerimi birbirine dayadı ve bir eliyle ellerimi dolayıp yüzümdeki saçları çekti. En son olarak dudaklarını dudaklarıma yapıştırınca rahatlamıştım.

Uzun süre nefessiz kaldık ve her ne kadar devam ettirmek istesem de nefessizlikten ölmemek için ayrılmak zorunda kaldık. Gözlerimi yere devirdim ve ikimizde derin nefesler almaya başladık.

"Özür dilerim. Elimde değildi. Sanki bir güç be-"

"Diana, sus. Sakın konuşma. Neler yaptığını biliyorum." Bunu demesiyle Louis'e dik dik bakmaya başladım.

"Ne yapmışım ben?" Bana çok kızgın bakıyordu.

"Bunu biliyorsun. Zorlama Diana. Bunu siz yaptınız." Ne yaptık?

"Ne yapt-" İşaret parmağını dudaklarıma getirerek 'shhh' sesi çıkardı. Gözleri kapalıydı ve konuşmaya başladı.

"Sus Diana. Lütfen. Sadece sus ve bunu tekrar yapmayacağınıza yemin et."

"Neyi yapmayacağım-"

"Diana sus ve sadece yemin et." Sakindi ama her an patlayacakmış gibi duruyordu. Ben de fazla sinirlendirmeden yemin etmeye karar verdim.

"Yemin ediyorum ki bunu tekrar yapmayacağım." Gözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. ....

Ondan olabildiğince uzak duracaktım. Çünkü.. Çünkü o bana zarar vermişti. Her yönden... Yıpranmamı sağladı ve kalbimi parçaladı. Ama o parçalanan kalbim, sadece bir bakışıyla sonsuza dek parçalanmayacakmış gibi düzeliyordu. O, beni büyülüyordu. Ama buna bir son vermeliydik. Son sözümüz 'Elveda.' olmalıydı. 'Seni seviyorum.' değil...

En sonunda fotoğrafları çıkarıp göstermesiyle şok olmuştum. Kim ispikleyebilir ki bizi? Korkuyorum. Ama Louis bana gülümsüyordu. Bu hiç normal bir şey değildi.

"Sen, kızarsın diye düşünüyordum. Tabii yanlış anlayacağın için.."

"Kızmama gerek yok. Zaten bunların bedelini Harry ile en ağır olarak ödeyeceksiniz. Sizin de kalbiniz parçalanacak ve yıpranacaksınız. (Sanki hiç kalbim parçalanıp yıpranmadım da!)"

"Bize, bize ne yapacaksın?" Hâlâ pis pis sırıtıyordu.

"Sadece ben yapmayacağım. Biz yapacağız."

&&&

Arkadaşlar! Sizin uzun yb istediğinizin farkındayım fakat benim de sınavlarım başlıyor hafta içi bunu daha yeni hatırlıyorum. Üzgünüm bölüm yine kısa ama burası heyecanlı yeri diye burada kestim.

Sizi seviyorum ve Louis'in de sevdiğine eminim!

For Reality (Louis Tomlinson)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin