Louis
Daha önce hiç böyle bir şey ile karşılaşmamıştım. Eğer birisine not gönderdiysem, hemen kağıdı alıp okumaya başlardı.
Bu kız biraz garip bir kızdı. Zaten bu huyundan hoşlanmıştım...
O notta;
"Okul çıkışı sınıfın önüne gel. Sana önemli bir şey sormalıyım bebeğim." Yazmıştım. Ve ikinci gönderdiğim notu okuyamaması gayet normal. 2 saniyede sizde yazmaya çalışsaydınız elbette siz de berbat yazardınız.
Bay Robert "Kim yazdı bu notu?!" Diye bağırınca hiç endişelenmeden benim yazdığımı söyledim. Bazı kişiler korkularından bir şey söyleyemez. Ama ben Tanrı'ya şükür öyle değildim.
Anlayamadığım şey şu; o da bir insan değil mi? En fazla bağırıp çağıracak. Öldürecek hali yok ya...
Diana
Okul çıkışını heyecan ile bekliyordum. Ama bir de şu yönden düşündüm; benimle muhattaba giren kişiler, çoğunlukla derste aldığım notları almak için konuşurlardı.
Sonunda son ders zili de çaldı. Louis hiç kitaplarını toparlamadan dışarıya çıktı ve beni beklemeye başladı. Ben ise hâlâ kitaplarımı toparlamaya çalışıyordum.
İşim bitince derste aldığım notları vermemi isteyeceğini bildiğimden dolayı notlarımla beraber dışarı çıktım. Bir-iki kez etrafa bakındıktan sonra Louis'i gördüm. Ahhhh! Gülümsemesen olmaz mı? Dayanamıyorum da...
"Selam."
"Selam. Ders notlarımı istiyorsan sorma zahmetine girme. Alabilirsin." diyerek notlarımı Louis'e doğru uzattım.
Bir an bocalamış gibi gözüktü. Ama sonradan kendini toparladı ve;
"Aslında ben başka bir şey soracaktım."
Başka bir şey mi? Tanrım!!
"Diana?"
"Efendim?"
"Benimle çıkar mısın?"
Bir an duraksadım. Yanaklarımın domatese dönüştüğüne iddaya varım. Aslında domatesi pek sevdiğim söylenemez. Ben böyle saçma sapan şeyler düşünürken Louis'in dudaklarını dudaklarımda hissettim. Ne olduğunu anlayamamıştım.
Louis Tomlinson beni öpüyordu.
Bir an kitabım yere düştü. Ama hiç umrumda değildi. Sadece Louis'e karşılık veriyordum. Ve bir an yaptığımızın farkına varıp göğüsünden ittirip ayrılmaya çalıştım. Fakat o beni daha sıkı sardı. Anlayamıyordum. Fakat anlamakta istemiyordum.
Bu huzurlu öpücüğü arkadan gelen sesle ayırmak zorunda kaldık.
"Ooooo, Louis! Kendine yeni bir bebek mi buldun?"
Kendimi bir an oyuncak bebek gibi hissettim. Hem ne düşünüyordum ki? 2 gün sonra beni bırakmayacağı ne mâlum? Ne de olsa bir kaç gün sonra beni ittirip yeni bir sevgili bulacaktı. Zaten biz daha 12. Sınıfa gidiyoruz. En azından ben daha bir ilişkiye hazır değilim.
Yere eğildim,notlarımı elime kaptığım gibi sınıfıma yöneldim. Ama Louis elimden tutup;
"Ne oldu?" diye sordu.
Ben ne diyeceğimi düşünürken beni kendine daha çok yaklaştırdı. Ben sonunda;
"Neden ben?" diye sordum.
Aklımdaki binlerce sorulardan birisi buydu.
"Bir nedeni yok." diyebildi anca.
"Diğer kızlar yetmedi mi? Hem zaten onlar benden kat kat daha güzel değiller mi? Bir-iki gün önce bana ezik muâmelesi yapan Louis Tomlinson, şimdi benimle sevgili mi olmak istiyor? 2 gün sonra beni bırakmayacağın ne mâlum?"
Galiba biraz fazla soru sormuşum ki, Louis hâla soruları sindirmeye çalışıyor. Kolumu nefretle karışık üzgünlükle çektim ve sınıftan çantamı alıp eve doğru yürümeye başladım.
Louis
Bu kızın neyi var? Şu an benimle olmak istemiyor mu? Dünya tersine döndü derlerdi de ben inanmazdım. Ama biliyorum, o kız benim olacak.
Yine işlerini mahvettin Louis! Her zaman yaptığın gibi, her işi boka çevirdiğin gibi...
Çocukluğumdan bu zamana kadar, kızlar benim dış görünüşünle çıkmak istiyor. İçimle değil. İşte, şu an sırf bu nedenle yalnızım, sırf bu nedenle...
Küçüklüğünde bile bana "Eğer 10 dolar verirsen seninle çıkarım." Diyenler vardı. Ve ben bunları gerizekalı gibi kabul ediyordum. Tanrım!!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
For Reality (Louis Tomlinson)
FanficGözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. Ondan olabildiğince...
