Part 4

1K 73 2
                                        

Mesaj demişken, telefonuma hiç mesaj gelip gelmediğini kontrol ettim. Gözlerim fal taşı gibi açıldı aniden. Toplam 376 tane mesaj gelmişti. Hayretler içerisinde telefonuma bakıyordum.

Yarısı kızlardan gelmişti. Diğer çeyreği hocalardan, geri kalanları ise beni tehdit eden ama sadece sözde dövecek olan erkeklerden gelmişti. Aslında alışık olduğum bir durumdu.

Bayan Steph'e

-Artık gidebilir miyim Bayan Steph? diye sordum.

-Oh, tabii ki.

Hemen eve gidip çantamı aldım ve okulun yolunu tuttum. Okul kapısından girince tüm kızlar bana "Neden okula geç geldin Louiiiiiiiiiiiiiis???" Diye soracaklarını bildiğimden dolayı aklımda en kısa cevabı düşünüyordum.

Bir an aklıma bir soru takıldı;

Bunlar benim telefon numaramı nereden bulmuşlardı?

Ben bu soruyu düşünmeye devam ederken okula Çoktan girmiştim ve merdivenlere yönelmiştim. Bir an panodaki kağıda gözüm kaydı. Hemen yaklaşıp okumaya başladım. Anladığım kadarıyla o kağıtta okulun en popüler çocuklarının telefon numaraları yazıyordu. Ve o kağıdın içinde ne yazık ki benim de telefon numaram bulunuyordu.

Aslında başta o kağıdı yırtmayı düşündüm ama başka çocukların da bocalaması için kağıda hiç bir şey yapmadan kendi telefon numaramı değiştirmeye karar verdim, ne de olsa iş işten geçmişti.

Bu ders, derse girmeyecektim. Ne de olsa dersin bitimine 15 dakika kalmıştı.

Hemen okuldan dışarıya çıktım ve dışarıda boş bir bank bulup yerleştim. Ama belki sıkılırsam son beş dakika kala derse girebilirim.

Diana
~~~~~
Açıkçası Louis'in nerede olduğunu çok merak ediyordum. Bütün ders boyunca Louis'i düşündüğüm için bir türlü derse konsantre olamıyordum.

Bir an kapı çaldı. Louis geldi düşüncesiyle kapıya bakarken Louis'in gelmediğini, sadece sınıf defterini getirdiklerini gördüm.

Etrafıma bakındım. Bugün Louis gelmeyince ben de tek oturmaya karar vermiştim. Fakat bu huzurumu, Louis'in dün bana tanıştırdığı grubundaki Harry gelerek bozdu. Aslında o çok tatlı ve neşeli bir çocuktu. Ama gerçekten bir çocuktu.

Onun grubundan bir de Zayn adında birisiyle tanıştım. O, gerçekten çok yakışıklıydı. Bence grubun en yakışıklı kişisiydi.

Niall da biraz fazla yemek yiyordu. Sarışındı ama boyatma olduğu her halinden belliydi. Aslında bu saç, ona çok yakışıyordu.

Ummm. Bir kişi daha vardı. İsmini unuttum. L harfi ile başlıyordu ama ismi unutmuştum. Bunu Harry'e sormaya karar verdim.

"Harry?"

"Efendim Diana?"

"Sizin grubunuzundaki kişilerin isimlerini söyleyebilir misin?"

Tek nefeste;

"Liam, Niall, Ben yani Harry, senin sevgilin ve Zayn."

İçimden ne kadarda; 'Evett! Louis benim sevgilim!!' Diye çıksada dıştan;

"Harry, Louis benim sevgilim değil." Diye çıkıyordu ve öyle çıktı.

"Şu an olmasada yakında olacak tatlım."

Bana tatlım deyince kendimi bir garip hissetmiştim ama bu güzel bir duyguydu.

"Grubunuzdakilerin isimlerini söylediğin için teşekkür ederim Harry."

"Önemli değil. Bugün bizimle takılmaya ne dersin? Sana test kitabının yüzünden başka yüzlerin de olduğunu gösteririm."

Burada bana kısacası "inek" demeye çalışıyordu. Aslında çalışmadı, tamamen "inek" dedi bana.

"Ben inek değilim."

"O zaman bizimle takılmaya başla."

Her zaman ki gibi içimdeki sürtük 'Sen iste ben camdan aşağıya atlayayım!' Desede dışımdan şöyle çıktı;

"Mâdem bu kadar ısrar ettin, tanıştır bakalım bana dünyayı."

Bir an sessizlik çöktü. Aklımdaki soruyu Harry'e de sorsam mı diye düşünüyorken;

"Neden bu kadar sessizlik oldu?" Diye sorarak tüm hayallerim ortadan ikiye bölündü. Ve ben aklımdaki soruyu ona da sormaya karar verdim.

"Harry, sence Louis neden beni seçti?"

Bu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Bu soruyu Louis'e de sormuştum. Ama cevabı; "bir nedeni yok diye almıştım."

"Bu çok uzun bir hikâye."

"Bizim de önümüzde çok uzun bir günümüz var Harry."

"Öyleyse anlatmaya başlayayım." Derken sınıfa Zil çaldı.

"Her neyse. Gel behçede anlat." diyerek kolunu tutup çekiştirmeye başladım.

Bahçeye ulaştığımızda Louis'in bana yaklaştığını gördüm. Gelip bana sarıldı. Ben ise hemen;

"Neden gelmedin?" Diye sordum.

"Boğuldum." deyince Harry ile aynı anda ağzımız açık kaldı. Louis eliyle çenemi yukarıya doğru ittirerek ağzımı kapattı. Harry benden önce;

"Nasıl becerdin?"

"İşte, çay içerken ters bir şeyler oldu ve bende gözlerimi hastanede açabildim."

"İyi misin?" Diye sordum telaşla.

Neden telaşa gitiyorum bende anlamadım. Ne de olsa iş geçmiş bitmişti.

"Gördüğün gibi tatlım?" Diye kendini gösterdi.

Zil çalmadan hemen kantine gidecektik. Kolumu Louis'in koluna sardım ve başımı koluna yasladım. Derin bir nefes alarak o muhteşem kokusunu içine çektim. Başka kızlar bana kıskançlık dolu gözlerle bakıyordu. Ben de yüzüme en "hıh! O benim taam mııı?" 'lık ifademi sergiledim ve kantine doğru yavaş adımlar ile ilerledik.

"Ne istiyorsunuz?" diye sordu Harry kantine vardığımızda.

Ben parayı uzatarak "Bana bir tane simit alır mısın Harry?" diye sordum ki Louis parayı bana geri uzattı ve Harry'e jendi parasını uzatarak "İki tane simit ile iki tane çay alır mısın?" Diye sordu. Harry'de kantin sırasına girdi ve bizde sınıfımıza doğru ilerlemeye başladık.

For Reality (Louis Tomlinson)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin