"Diana, aç şu kapıyı!" diye bağırdı Louis. Ama açmadım, ve açmayacaktım.
"Diana!!" dedi ama sesi daha kızgındı. Artık kapıyı açmak için uğraşmayı kesti ve yere çömeldi. Bunu eğilirken sırtını kapıya sürterek inmesinden anlamıştım. Şu an resmen sırt sırta duruyorduk; aramızda sadece kapı vardı. Ve bu kapı da ilişkimizdeki engelleri sembollüyordu.
"Ben sana ne yaptım Diana? Ben sadece seninle olmak için uğraştım ama sen sürekli ilişkimize birilerini soktun. Ben bunları hiç gördüm ama en son beni aldattığını görünce senden ayrıldım. Ama yine sana dönmek istiyorum çünkü sensiz yapamıyorum." biraz dalga geçer gibi güldü, sonra devam etti. "Sürekli senin benim arkamdan yalvarıyor olman gerekirken hep ben senin arkandan haykırıyorum. Ama sen hiç beni düşünmüyorsun."
"Ben mi seni düşünmüyorum? Onun beni zorla öpmesi, benim seni aldattığım anlamına mı geliyor yani? Louis, ben seni seviyorum ama senin, ayrılalı bir saat sonra başka birisiyle olman bana değer vermediğin anlamına geliyor."
"Başka birisiyle mi oldum?" dedi şaşkınlıkla.
"Evet Louis! Başkasıyla oldun!"
"Diana, bunu nereden çıkardın?"
Ağlamamak için zorladığım gözlerimi bıraktım ve ağlamalarına izin verdim. Daha sonra zorla konuştum. "Louis ben senin telefonunu aradım ama başka bir kadın açtı. Daha sonra arkadan senin sesin geldi. 'Kimmiş aşkım?' dediğinde delirecek gibi oldum. Anladın mı?" dedim.
"Diana o ben değildim."
"Ha-ha, ben de Sherlock Holmes'im Louis."
"Diana, ben ciddiyim. O ben değildim."
"Peki o kimdi Louis? O kadın neden senin telefonunu açtı?"
"Bilmiyorum."
"Zaten yanımıza gelip anahtarları vereceğin zaman sarhoştun."
"Evet Diana. Çünkü içmiştim. Bunu duyunca rahatladın mı? Ama o kadını tanımıyorum ve hiç bir alakam da yok!" dedi ve gitti. O ses, gerçekten telefondan gelen ses değil miydi?
Ağlamaya devam ettim. Az sonra kapı tıklandı. Tahmin ettiğim gibi Harry'di.
"Diana, içeriye girebilir miyim?" dedi nazik bir sesle. Ama her ne kadar nazik konuşsa da boğuk sesi bütün nazikliği ortadan kaldırıyordu.
"Tamam." dedim ve burnumu çekerek ayağa kalktım. Üstümü silkeledikten sonra kilidi açtım ve Harry'i içeriye aldım.
"Louis gitti mi?" dedim.
"Louis de, hırsız da, polisler de gitti." Bunu duyunca sevinmiştim.
"Peki eşyalar nerede?"
"Aşağıda, mutfağa koydum." dedi ve gözlerini devirdi.
"Diana, Louis'in seni aldatacağına inanıyor musun?"
"Her şey bunu gösteriyor Harry. İnanmak istemesem de inanmak zorundayım. Hayat böyle bir acı."
"Ama ben inanmıyorum. Onunla konuştum ve Louis'in hiç yalan söylediğini görmediğim gibi şimdi de yalan söylemediği açık ve net."
"O zaman neden telefonu açan kişi kadındı? Neden arkadan gelen ses bir erkek sesiydi? Neden Louis yanımıza geldiği zaman sarhoştu?"
"Onları ben de bilmiyorum." dedi ve tekrar o yeşil gözlerini devirdi. Ben de aynısını yaptım; yani ben de gözlerimi yere devirdim.
"Louis'i aradığına emin misin?"
"Evet, onun numarasını tuşladım; Obama'nın telefon numarasını değil." dedim yamuk bir gülümseme ile.
"Telefonunu verebilir misin?" dedi ve ben de telefonumu uzattım. Daha sonra o da kendi telefon numarasını eline aldı ve bir şeylere bakıp bana gösterdi.
"Bu telefon numaraları farklı. 9 yerine 6'ya basmışsın." dedi. Ve ben de hemen yanına geçtim ve boynuna sarıldım.
"Yani Louis beni aldatmadı mı?" Kaşlarını havaya kaldırdı ve 'cık' yaptı.
(Anlamışsınızdır her halde :D)
Hemen telefonumu elime aldım ve Louis'in numarasını tuşlaması için Harry'e uzattım. Yine yanlış tuşlamak istemiyordum.
"Louis?"
"Efendim Diana?"
"Eve gelir misin?" dedim ve telefonu kapattım. Havalara uçabilirdim. Binlerce kez Harry'e teşekkür ettim ve çocuk artık bıkmıştı. Açık ve net bıkmıştı.
Az sonra kapı çaldı. Ben uçan adımlarla odadan çıktım ve merdivenleri de aynı hızda inip kapıya ulaştım. Kapıyı açtım Louis olduğunu görünce dudaklarına yapıştım. Buna çok ihtiyacım vardı ve onun da ihtiyacı olduğunu biliyordum.
Az sonra ayrıldık ve nefes nefese kaldığımız için derin bir nefes aldık. Harry de merdivenlerden aşağıya yavaş adımlarla geliyordu.
"İşinizi başka yerde görün, kapının önünde değil aşk kuşları." dedi gülümserken.
"Harry, ya git, ya da sus." dedi Louis. Ona gülümsedim ve sarıldım.
"Seni özledim." dedim fısıldayarak. Yine eski pozisyonumuza döndük. Ama bu sefer burun burunaydık.
"Ben de seni özledim. Bir daha seni kaybetmeyi istemiyorum."
"Ben de." dedim. Bir daha öpmeye kalkıştı.
"Louis sadece bir defa izin veririm. Şartları zorlama." dedim, burnundan ayrılıp elini tuttum ve salona çektim.
"Bitti mi?" dedi Harry. Hemen atladım.
"Harry senin bizimle sorunun ne?" Omuz silkti ve Louis ile biz de koltuğumuza yerleştik.
"Saat gecenin 3'ü. Yatmayacak mısınız?" dedi Harry.
"Bunu çok isterim." diye atladı Louis.
"Louis, sapıklaşma. Bir şeyi de tadında bırak lütfen." dedim. Ya sonra bir şey yaptığıma pişman oluyorum.
"Ah, peki." dedi ve bir kaç saniye sonra tekrar konuştu. "Denerim." Ben de omzuna yumuşak bir yumruk atıp konuştum.
"Deneme, yap."
"Her neyse. Ben sizi baş başa bırakayım." dedi.
"Harry bir şey yapacağımız yok sen de fırsat vermeyi bırak." dedim.
"Benim çok uykum var. Artık lütfen yatalım." dedi ve hepimiz ayağa kalkıp odalarımıza yöneldik. Tabii ki Louis de benimle yatacaktı.
"Sen üzerine rahat bir şeyler giy. Ben yataktayım." dedim ve yatağa girdim. Louis de üzerine bir şeyler giyip yanıma geldi.
"Rüyanda beni gör. Ama eğer beni üzeceksen baltayla seni öldürdüğüm bir rüya gör."
"Sana da iyi uykular Diana." dedi ve ikimiz de uykuya dalmaya başladık. Bu sefer aklımı dağıtan düşünceler yoktu; sadece Louis'in yanında olmanın huzuru ve mutluluğu vardı.
**Evet belki kısa olabilir ama ben sırf bu bölümü sevgililer günü için yapmıştım. Biliyorsunuz bu bölümleri ben okul başlamadan önce yazmıştım ve bu bölümü de sevgililer gününde ek bölüm olarak yazdığımdan dolayı kısa yazabilmiştim. Umarım beğenmişsinizdir. Geçmiş Sevgililer gününüz kutlu olsun!
Siz de rüyanızda Emily'i görün tamam mı? Louis ile olduklarını görün. Olmadı mutlu bir rüya görün işte :D**
Sizi seviyorum ve Louis ile Diana'nın da sevdiğine eminim. 💏**
ŞİMDİ OKUDUĞUN
For Reality (Louis Tomlinson)
Fan-FictionGözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. Ondan olabildiğince...
