Etrafıma bakındıktan sonra korkak adımlarla eve doğru ilerlemeye başladım. Oh, Tanrım! İnsanlarda marketten bir şey çaldığımı düşünecekler. Yürüyüşümü düzelttim ve rahat bir şeklde yürümeye devam ettim. Eve ulaştığımda anahtarlarla kapıyı açtım ve içeri girip anahtarlar ile montumu köşeye fırlattım. Daha sonra geri dönüp montumu askıya astım ve anahtarı da aynamın önüne koyup Louis'in gelmesini beklemeye başladım.
O arada daha salonu temizlemediğim aklıma geldi. Ve saat 20:50 idi! Tanıştırayım, ben ve sorumsuzluk. Hemen salona koşar adımlarla ulaştım ve yerden aldığım yastıkları koltuklara yerleştirmeye başladım. Galiba 5 dakikada halletmiştim. Geriye kalan beş dakikada da beklemiştim zaten.
Saat tam 21:00 da kapı çaldı. Bir an heyecanlandım ama nedenini tam olarak ben de bilmiyorum. Hızlı adımlarla kapıya ulaştım ve kapıyı açtım. İşte karşımda tam bir meteor duruyordu. Ah, Tanrım! Yamuk bir gülümsemeyle beraber içeriye girdi. Ben hâlâ gözümü Louis'ten ayıramıyordum.
"Huhu? Neden beni yiyecekmiş gibi bakıyorsun?"
Bunu demesiyle beraber hemen gözlerimi yere devirdim. Ne diyeceğimi bilememiştim. Hemen konuyu değiştirmeye çalıştım ama buna izin vermeden elimi tuttu ve beni koltuğa çekip kucağına oturmamı sağladı.
Ben ne kadar kalkmaya çalışsamda beni bırakmadı ve yaklaşık 10 dakika bu vaziyette birbirimizi izledik. En sonunda bu derin sessizliği Louis bozdu.
"Çok güzelsin. Gözlerimi senden alamıyorum."
"Teşekkür ederim Louis." Hemen konuyu değiştirmeye çalıştım. "Ben cips almıştım, film izlerken yemek için-"
"Konuyu değiştirmeye çalışma. Çünkü beceremiyorsun."
Neden her şeyi anlamak zorunda? "..." Hiç bir şey söyleyemiyordum. Ama söylemek de istemiyordum. Beni övmesi hoşuma gidiyordu ama aynı zamanda beni utandırıyordu. Bana daha çok yaklaştığı anda kapı çalındı. Oh! Bir hırsız olsa bile bunun için Allah'a şükrediyordum.
"Kapı çaldı!" diyerek hızla kucağından kalktım ve kapıya ilerledim. Hemen kapıyı açmamla bocalamam bir oldu. Ah, hırsızdan daha kötüydü. Harry ve korkunç kız el ele tutmuş karşımda dikiliyordu.
"Bizi içeri almayacak mısın?"
"Oh, tabii. Girebilirsiniz." diyerek kapının önünden çekildim. Harry hemen Louis'in yanına oturdu. Ve şu an Louis'in kucağında olmak için her şeyimi verirdim.
Harry'nin hemen arkasından korkunç kız girdi. Bu kızın ismi ne? Bunu Harry'e sormalıydım.
"Harry, görüyorum yeni sevgili edinmişsin. İsmi ne?" bunu söylemem ile birlikte korkunç kızın bana ölümcül bakışlar atması bir oldu. Ben de korka korka karşı koltuğa oturdum. Çünkü Louis ve Harry tüm koltuğu kaplamışlardı. Ardından yanıma korkunç kız oturdu.
"Bella." dedi Harry. Kesinlikle böyle bir kızın ismi Bella olamazdı. Kısacası (sözde) Bella, Harry'e yalan söylemişti.
"Hmm, güzel bir isim." dedim. Ben koltuğun en köşesine sinmiştim. Louis Harry'e kaş göz işareti yaptı. Ama ben de anlamadım. Daha sonra kulağına eğildi ve bir şeyler fısıldadı. Harry sonunda anlamış gözüküyordu.
"Her neyse, biz sizi rahatsız etmeyelim. Bella, hadi gidelim."
Ben ikisininde niyetini anlamıştım. Harry ve Bella gidince Louis beni köşeye çekecekti. Ama Bella tabii ki buna izin vermedi. Çünkü o da Louis'in bana bunu yapacağını çok iyi biliyordu. Çok kararsız kalmıştım. Bella'nın yanında oturmak istemiyordum. Aslında tabii ki Louis'in beni öpmesini istiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
For Reality (Louis Tomlinson)
FanfictionGözlerini açtı ve benim gözlerime kenetledi. O mavi gözleri... Beni öldürüyordu. Sadece bana bakmasıyla içimde büyük bir huzur oluşuyordu ve bu çok güzel bir histi. Kendimi onun kollarına bırakmak istedim ama bunu yapmayacaktım. Ondan olabildiğince...
