9:Çiçeklerden bile güzel

2.3K 353 121
                                        


12 Temmuz 1987

Jisung bisikletini çimenlerin üzerine attıktan sonra nehrin yanına yaklaştı. Sadece Felix ve Seungmin vardı. İkisi de birbirlerini suda boğmaya çalışıyorlardı. Onların eğlencesi böyleydi.

"Hyunjin ve Jeongin nerede?"

Seungmin Felixin başını suda tutarken cevapladı. "Hyunjin Jeongine bisiklet sürmeyi öğretiyormuş". Felix sudan kafasını kaldırdı Seungmini omuzlarından suya tutup üstüne bindi.

"Ben onlara bakıp geliyorum"

Jisung arkadaşlarının onu duymadığını biliyordu. Kendi eğlencelerindeydiler. Arkaya dönüp tekrar bisikletine bindi. Çarşının ortasına geldiğinde Hyunjini Jeongini yerden kaldırırken gördü. Hemen yanlarına koşup Jeonginin üzerinden bisikleti kaldırdı.

"Ne oldu?"

"Bisikleti sürerken düştü bisiklette onun üstüne düştü." 

Jeonginin yanaklarından küçük küçük göz yaşları akmaya başlamıştı. Ses çıkarmamak için alt dudağını dişliyordu. Hyunjin ağladığını görünce onun için üzüldü ve onu düzgünce tutamadığı için kendisine kızdı. 

"Özür dilerim Jeongin ağlama lütfen"

Hyunjin Jeongine sıkıca sarıldı ve Jeonginin kafasını boynuna gömdü. Saçlarına küçük bir öpücük bıraktığında Jeongin daha iyi hissediyordu. Şimdi o kadar acıtmıyordu. 

Jisung Jeongin ve Hyunjinin sarılmasını izlerken gözü bankta oturan Minhoya kaymıştı. Hiç düşünmeden yanına koştu. Bankın önüne durduğunda Minhonun dikkati hala kitaptaydı. Jisung kitabın aralığında kendisinin verdiği çiçeği görünce mutlu oldu. 

"Minho!"

Dikkatini çekmek için bağırdı. İşe yaramıştı Minhonun dikkati ondaydı kaşlarını çatmış Jisunga bakıyordu. Jisung bankta hemen Minhonun yanına oturdu. O kadar yer yokmuş gibi Minhonun dibine oturmuştu. Minho bankta biraz kaydı ve aralarında aralık bıraktı. Jisung tekrar Minhoya yaklaştı. Minho tekrar kaydığında bankın sonuna gelmişti. Jisung tekrar ona yaklaştı ve Minho gideceği bir yer olmayınca pes etmişti.

"Ne istiyorsun Jisung?"

"Hiiç sadece sana bakmak istedim"

Jisung ellerini Minhonun yanındaki demirlere koyunca daha çok yaklaşmışlardı. Minho rahatsız olup hemen ayağa kalktı. "Başladın yine saçma sapan hareketlerine". Jisungda ayağa kalktı. Yüzünde hala o salak gülümseme vardı. "Sadece yüzünü daha yakından görmek istedim." 

"Neden?"

"Çünkü yüzün çok güzel. Güzel olan şeylere bakmak hoşuma gidiyor"

Minho yere bakıp dudağını ısırdıktan sonra Jisunga dönüp kaşlarını çattı. "Ben güzel değilim! Erkekler güzel olmaz". Jisung omzunu silkti. "Ama sen güzelsin. Hem dee..." Jisung etrafına bakınca güzelce açmış çiçekleri gördü. "Hem de çiçeklerden bile güzel". Minho arkasını döndüğünde çiçekleri gördü. Hemen arkasını dönmeden sırıttı. Arkasını döndüğünde tekrar ciddi ifadesini takındı.

"Hayır değilim"

"Evet öylesin!". İşaret parmağıyla Minhonun çatılan kaşlarını düzeltti. "Ama şu huysuz hallerin seni yaşlı bir dede yapıyor" Minho Jisungun elini alnından çekip kaşlarını daha çok çattı. "Ben yaşlı dede değilim! Hem ben senden büyüğüm bana saygılı davran"

Jisung ellerini çaprazladı ve tek kaşını kaldırıp konuştu. "Huysuz!". Minho Jisungun kolunu tuttu. "Özür dile!". Jisung biraz daha eğildi. "Huy-suz!". Minho Jisungun kolunu bıraktı. "Baş belası!"

Ardından kitabını alıp gitti. Jisung arkasından ona baktıktan sonra onu sinir etmenin ne kadar güzel olduğunu düşündü. 

Sinirlenince çok tatlı oluyorsunuz huysuz bey.

Arkasını dönüp gidecekken ablası ve o sinir olduğu çocuğu gördü. Hwang In Yeop ablasını duvara sıkıştırmış kulağına bir şeyler söylüyordu. Jisung çok sinirlendi fakat ablasının da güldüğünü gördü. 

Bir süre duvardan onları izledi. Ablasının yüzünden gülümseme hiç yok olmuyordu ve sürekli birbirleriyle fısıldaşıyorlardı. Jisung bu çocuğa gerçekten son sinir oluyordu. Ablası onun neresini seviyordu anlamıyordu. 

Omzunda bir el hissedince hemen arkasını döndü. Min Hana Jisunga gülüyordu. "Sakin ol benim!" Jisung Min Hanayı görünce rahatladı ve oda gülümsedi. "Ne yapıyorsun burada?". Jisung arkasını gösterdi. "Ablamı gözetliyorum" Min Hana arkasına baktı ve kendi kuzeniyle Jisungun ablasını gördü. 

"Ablanı böyle gözetlememelisin! Özelliklede sevdiği insanın yanındayken"

"Ablam bu çocuğu mu seviyor?"

"Evet tabikide fark etmedin mi?"

Jisung kafasını olumsuz anlamda salladı. Min Hana Jisungun bu hallerine güldü. "Hadi onları rahat bırakalım" Min Hana Jisungun koluna girip onu oradan uzaklaştırdı. Giderken Min Hana arkasındaki çifte gülümseyerek bakıyordu onları tatlı bulmuştu. 

Birlikte nehre geldiklerinde çimenlere oturdular. Min Hana diğer çocuklara el sallıyordu Jisung ise hala ablasının o çocuğu sevdiğine inanamıyordu. Kesinlikle o Hwang In Yeop denen çocuğu gördüğü yerde öldürecekti. 

"Jisung! Hala aklın onlarda mı?"

Jisung Min Hananın ona bağırması ile dikkati dağıldı. "Min Hana insanlar neden birbirine aşık olurlar?". Min Hana gelen soruyla şaşırmıştı. "Bilmem. Bu garip bir soruydu Jisung". Jisung kafasını salladıktan sonra hemen ayağa kalktı ve bisikletine doğru gitti.

"Jisung! Nereye?"

"Sorumun cevabını bulmaya!"

Jisung bisikletine binip oradan uzaklaştı. Evlerinin bahçesine bisikletini bıraktıktan sonra mutfak kapısından eve girdi. İlk soracağı kişiyi bulmuştu. "Bayan Hei". Bayan Hei bulaşıkları yıkarken Jisunga dikkatini verdi. "Efendim Jisung". Jisung sandalyeye oturdu ve ayaklarını sarkıtmaya başladı. "İnsanlar neden aşık olurlar?". Bayan Hei Jisungun sorusunu hiç beklemiyordu fakat bu yaşta bunu sormasına gülmüştü.

"Ben hiç aşık olmadım Jisung bu yüzden bilemiyorum üzgünüm"

Jisung oflayıp salona girdi. Annesini piyano çalarken gördü. Hiç rahatsız etmeden piyanonun üstüne tordu ve annesini dinlemeye başladı. Annesi çalmayı bitirdiğinde oğluna gülümsedi ve saçlarını okşadı. "Anne sana bir soru sorabilir miyim?"

"Tabikide Jisung"

"İnsanlar neden aşık olurlar?" 

Jisungun annesi gelen soruyla kahkaha atmıştı. Jisung komik bir şey deyip demediğini anlamak için içinden cümlesini tekrarladı. Bu komik bir şey miydi?

"Annee! Ben ciddiyim!"

Annesi oğluna dönüp gözündeki yaşları sildi ve oğlunun ellerini tuttu. "Sincabım şuan bunu anlamak için çok küçüksün. Ama sana söz veriyorum büyüdüğün zaman bunu sana anlatacağım"

Jisung suratını astığında annesi yanaklarını sıktı. Jisung bu soruyu gerçekten merak ediyordu. Bir insan diğer bir insana neden aşık olurdu ki? Hem aşk neydi ki? 

Saçmalık hıh

------------------------------------

Oy ve yorum? :3

Bugün ruhen pek iyi hissetmiyordum bu yüzden diğerlerinden daha kısa olmuş olabilir özür dilerim. 

Umarım beğenirsiniz <3


SUMMER -MinsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin