17:Aşk Mektubu

2.1K 305 175
                                        


15 Temmuz 1991

"Jisung salataları getirdin mi?"

Annesinin bağırması üzerine elmayı yarım bırakıp mutfak kapısından içeri girdi. "Getirdim buradalar" Jisung elindeki sepeti gösterdi. Annesi masayı gösterdiğinde elindekileri masaya koydu ve annesini izlemeye başladı.

"Başka bir şey lazım mı?"

"Felix çiçekleri getirdi mi?" Jisung hemen mutfaktan çıkıp bahçe masasına baktı fakat Felix hala gelmemişti. İçeri dönüp kafasını salladı. 

"Buradayım!"

Felixin neşeli sesini duyunca tekrar bahçeye çıktı. Felix bisikletini koyup sepetinden çiçekleri aldı. Bugün çok uzaklardan bir aile yatıya gelecekti. Kimin geleceğini bilmiyordu Jisung ama bu kadar hazırlık yapılıyorsa önemli birinin geleceğini düşündü. 

Felix elindeki çiçekler ile koşturarak geldi. Jisungun yanına geldiğinde nefes nefeseydi. "Sonunda!" Jisung ellerini beline koyarak söylendi. Kimin geleceğini bilmese de önemli birsiydi ve annesinin ona dediği gibi her şeyi hazır etmek istiyordu. 

Felix ellerini kaldırdı "Özür dilerim" Jisung gülerek göz devirdi ve Felixin elinden çiçekleri aldı. Salondaki büyük masaya Bayan Hei tabakları yerleştirirken Jisung da ortadaki vazolara çiçekleri yerleştirdi. Beyaz gülleri kokladıktan sonra yüzünde gülümseme açtı.

Bayan Hei Jisungun hallerine gülüp mutfağa geçerken Jisungun saçlarını karıştırdı. Jisung arkasını dönünce koltukta uzanan Felixi görünce kaşlarını çattı.

"Tembel gibi oturacak mısın?"

Felix doğrulup Jisunga baktı. "Bugün neden bu kadar agresifsin?" Jisung çattığı kaşlarını normale döndürdü. "Öyle miyim?" Felix başını aşağı yukarı salladı. Jisung belki de öyle olduğunu düşünerek mutfağa girdi.

"Başka bir şey lazım mı?" Bu sırada Felixte Jisungun yanına gelmişti. Annesi arkasını dönüp ikisine de gülümsedi. "Hayır her şey hazır ikiniz gidip oynayabilirsiniz" Felix Jisunga baktı. "Bugün futbol oynayacaktık söz vermiştin!" Jisung Felixe dönüp kafasını salladı ve ikisi de el sallayıp oradan ayrıldılar.

Futbol oynamak için çarşının ortasında küçük bir yere geçmişlerdi. Hyunjin ve Jisung bir takım olmuşlardı. Felix ve Seugminde bir takım olmuşlardı. Kalede Jeongin vardı. Tuttukları küçük bir çocuğa başlatması için bir düdük vermişlerdi. Küçük çocuk düdüğü çaldığında hepsi topa koşmaya başladı. 

Yorulduklarında dinlenmek için yanlarındaki kaldırıma yan yana oturmuşlardı. Hepsi nefes nefese etrafı inceliyor Jeongin ve Seungmin taş, kağıt makas oynuyordu. Jisung bitirdikleri su şişelerine baktı. Tekrardan susamıştı ve hiç su kalmamıştı. Etrafta bir su şişesi ararken önüne bir su şişesi uzatılmıştı.

Kafasını kaldırdığında beklediği kişiyi görememişti. "Teşekkür ederim Min Hana" Ardından Min Hananın elindeki su şişesini alıp kafasına dikmeye başladı. Min Hana çömelip Jisungun terini silmeye başladı. Arkadaşları pür dikkat ikisini izliyordu. Felix bu kızdan hiç hoşlanmıyordu Jisunga fazla yakın davranıyordu.

"Şey gerek yoktu aslında" Jisung Min Hananın bileğini tuttu. Min Hana gülümseyip elini geri çekti. "Yine futbol mu oynadın?" Hyunjin araya girip cevapladı "Oynadık" Sonuna bastırarak söylemişti. Bir imada bulunduğu çok açıktı. Jisung Hyunjinin söylediklerini gülüp Min Hanaya döndü. 

Min Hana Hyunjini umursamadı. Jisung su şişesini geri verecekken Min Hana engelledi. "Sende kalabilir belli ki susuz kalmışsınız" dedi ve boş şişelere baktı. Jisung gülümseyip teşekkür ettikten sonra Min Hana oradan ayrıldı.

"Bu kıza çok sinir oluyorum" Felix Min Hananın arkasından neredeyse tıslayarak söyledi. Diğerleri bu haline güldü. Seungmin Felixin saçlarını karıştırdı ve gülerek söyledi. "Yoksa kimse sana aşık değil diye kıskanıyor musun?" 

Felix Seungminin omzuna art arda yumruklar attı. Seungmin gülüp yumruklarını tuttu "Tamam tamam ben seni severim" Ardından Felixe sarıldı Felix ise onu ittirdi "Git be!" Diğerleri onlara gülerken Jisung yanındaki başka bir beden hissetti ve beklentiyle o tarafa döndü.

"Minho" 

Sonunda beklediği kişiyi bulduğunda yüzü gülmeye devam ederken gözleri parlamıştı. Minho ona dönüp gülümsedi. Ardından elindeki mektubu ona uzattı. Jisung mektubu eline aldı ve sorgulayan bakışlarla Minhoya döndü. 

"Bu ne?" 

Minho omuzlarını silkti "Sanırım aşk mektubu" Jisung kaşlarını çattı "Sanırım?" Minho mektuba bakarak konuştu "Bilmiyorum bana Min Hana verdi sana vermem için"

Diğerleri Minhonun söylediklerine kahkaha atmaya başlamıştı. Felix mektuba bakarak tısladı "Biliyordum!" Seungminin gözlerinden yaşlar gelmeye başlamıştı gülmekten. Jeongin hem gülüyor hem de vurarak Seungmini durdurmaya çalışıyordu. 

Jisung elindeki mektuba biraz daha baktıktan sonra açmaya karar verdi. Fazla yırtmadan özenle açtıktan sonra içinden bir kağıt çıkmıştı. "Bunu bizim yanımızda mı okuyacaksın?" dedi Hyunjin Jisung omuz silkti "Evet?" Hyunjin biraz daha yaklaştı "Hadi oku o zaman salak"

Jisung Hyunjine hafif bir yumruk attıktan sonra mektubu açtı. Fakat bir süre sonra Minho Jisungun kulağına fısıldadı. "Jisung bu kız için özel bir şey bence burada hepimizin içinde okuman saygısızca olabilir" Jisung Minhonun dediğine katılıp ayağa kalktı ve biraz uzaklaştıktan sonra mektubu okumaya başladı.

Bitirdiğinde biraz üzülmüştü çünkü kendisi Min Hanayı kız kardeşi gibi görüyordu ve kardeşi gibi gördüğü birisinden aşk mektubu almıştı. Diğerlerinin yanına döndüğünde herkes ona sorgulayan bakışlar atıyordu "Onunla konuşmam lazım"

Minho ayağa kalktı "Kabul edecek misin?!" Jisung Minhonun fırlamasına korkmuştu "Hayır!" Minho kafasını salladıktan sonra geri oturdu. "Sadece ona düzgün bir şekilde bunu anlatmalıyım" 

Seungmin ayağa kalkıp Jisungun omzuna vurdu "En iyisini yapıyorsun" Jisung moral aldıktan sonra gülümseyip mektup ile birlikte Min Hananın yanına gitti.

Minho ve diğerleri ikisini izliyordu. Minho diğerlerine döndü. "Min Hananın Jisunug sevdiğini biliyor muydunuz?" Felix ayağa kalkıp Minhonun yanına gelip koluna girdi. "Ben biliyordum o kız asla Jisungun yanından ayrılmıyordu" Minho kafasını salladı.

İkisi gözden kaybolunca kendi işlerine döndüler. Hyunjin Minhonun yanına gelip elindeki tahta çubukla oynamaya başladı "Senin sevdiğin veya çıktığın birisi var mı?" Hyunjin olsa da utanıp söylemeyeceğini biliyordu ama yine de sormuştu "Hayır yok" Hyunjin Minhonun omzuna vurdu "Hadi ama lisedesin eminim bir kız arkadaşın vardır!" 

Minho kafasını kaşıdı "Hayır yok" Hyunjin kafasının sallayıp güldü "Peki öyle olsun" Minho Hyunjine döndü "Senin?" Hyunjin ağlıyormuş gibi yaptı "Yok! ühü!" Minho Hyunjinin surat ifadesine güldü ve şakalaşmaya devam ettiler.

Durduklarında ikisi de Jisung ve Min Hanaya bakıyorlardı. Min Hana kafasını aşağı yukarı salladıktan sonra mektubu da alıp Jisungun yanından ayrılmıştı.

"Kırılmış olmalı" dedi Minho. "Tabii senin sevdiğin birinin seni sevmediğini öğrendiğinde üzülürsün" dedi Hyunjin. 

Minho üzülmek istemiyordu.

-------------------------------

Yaşları:

Jisung ve diğerleri: 14

Minho:16

Jeongin:13

Yazım hatası varsa affedin kontrol etmeden attım <3







SUMMER -MinsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin