13 Temmuz 1993
"Hyunjin!"
Hyunjin arkasını dönüp ona bağıran ve yüzündeki kocaman gülümsemesiyle onlara yaklaşan Jisunga baktı. Son zamanlarda fazla mutluydu. Ona yaptığı iğrenç şakalara bile gülüyordu. Yanına ulaştığında ellerini beline koydu.
"Eee ne yapıyoruz?"
"Sen neden bu kadar mutlusun? Beni korkutuyorsun" dedi Seungmin. Jisung gözlerini devirerek Seungminin omzuna elini koydu "Ben her zaman mutluydum sadece siz kördünüz" Bu sefer göz deviren taraf Hyunjin ve Seungmin olmuştu.
Felix elindeki çiçeklerle yanlarına geldi. "Bakın ne kadar güzel kokuyorlar" Jisung çiçeklerden birini alıp burnuna yaklaştırdı ve kokladı. Gerçekten çok güzel kokuyordu. "Bu çiçeğin ismi ne?"
Felixin gözleri mutlulukla açıldı. "Mor sümbül. Hatta bir hikayesi bile var!" Jeongin hikayelere bayılırdı ve hemen olduğu yere oturup Felixi de karşısına oturttu "Anlat hadi!" Diğerleri de yanlarına oturunca Felix anlatmaya başladı.
"Yunan mitolojisindeki Spartalı prenslerden Hyacinthus, iyi görünümüyle pek çok Yunan tanrısının ilgisini çekmeyi başarıyor. Özellikle savaş ve güneş tanrısı Apollon ve "Batı Rüzgarı" lakaplı Zephyrus ilgisini çeken Hyacinthus, onunla birlikte savaşmak isteyen bu iki talipten Apollon'u tercih ediyor. Bu yüzden Zephyrus, pek çok mitolojik hikayede de olduğu gibi kıskançlıkla hareket ediyor."
"Apollon ve Hyacinthus bir gün disk atma oynarken Apollon'u etkilemek isteyen Hyacinthus, attığı diskin peşinden giderek yakalamak istiyor. Bu fırsatı değerlendiren Zephyrus, diski ondan önce yakalayıp Hyacinthus'un kafasına fırlatıp onu öldürüyor. Buna çok üzülen Apollon ise yer altı dünyasının tanrısı Hades'in Hyacinthus'u almasına izin vermiyor. Onun yerine Hyacinthus'un bedenini bir mor sümbüle çeviriyor."
Jisungun morali bozulmuştu. Hyacinthusun ölmesine çok üzülmüştü. Mor sümbülü bir kez daha kokladı. Jeongin yanağından bir damla düşerken konuştu. "Ama bu çok güzeldi" Hyunjin ağlar gibi yapıp Jeonginin başını omzuna koydu. "Ağlama Joengin ben seni asla bir sümbüle çevirmem"
Herkes gülemeye başlarken Jeongin Hyunjinin omzundan kalkıp kafasına vurdu. Hyunjin kafasını ovalarken Seungmin sümbüllerden birini aldı. "Bir tanesi bende kalabilir mi?" Felix kafa salladı. "Tabii"
Seungmin sümbüllerden birini elinde çevirmeye başladı. Arada sırada da kokluyordu. Seungmin göstermese de bu tür hikayeleri çok severdi. Özellikle büyüdükçe bu tür hikayelere olan hayranlığı artmıştı. Her gün kütüphaneye gider bir kitap alırdı ve o gün içerisinde o kitabı bitirirdi. Bazen Minho ile birlikte okurlardı. Hatta birbirlerine okudukları hikayeleri anlatırlardı.-Ki Seungmin bunları çok severdi-
"Gerçekten harika bir hikayeydi" Felix kafasıyla onayladı. "Bana annem anlattı. Annem çiçekler hakkında her şeyi bilir." Jeongin Hyunjin ile kavga etmeyi bırakıp Felixe döndü. "Başka çiçeklerin başka hikayeleri de mi var?" Felix onu onayladı.
Jeongin Hyunjine dönüp dudağını büzdü. "Hyunjin lütfen bugün Felixin annesinin yanına gidelim çiçeklerin hikayesini dinleyelim lütfeeen!" Hyunjin ilk önce reddedecekti fakat Jeonginin bu şirin haline kimse dayanamazdı. Kafasıyla onaylayıp Felixe döndü. "Felix bugün seninle takılabilir miyiz? Hikayeleri dinlemek için?" Felix başıyla onayladı.
Seungmin onları dinlerken sorup sormamak arasında kaldı. Cesaretini toplayıp elini kaldırdı. "Ben de gelebilir miyim?" Felix başıyla onayladı. "Tabii" Seungmin mutlu olmuştu. Hikayeleri öğrenip gidip Minhoya anlatmak istiyordu. Emindi ki Minho da çok sevecekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SUMMER -Minsung
Fiksi Penggemar!✔! Han Jisung bir yaz tatilinde kasabaya bu kadar güzel birinin gelebileceğini ve geleceğini tamamen değiştireceğini bilmiyordu.
