7 Haziran 1999 (Minho gittikten 5 yıl sonra)
Elindeki meyveleri sepete yerleştirip alnındaki yorgunluktan birikmiş terleri sildi. Nefes nefeseyken ellerini dizlerine koyup nefesini düzene sokmaya çalıştı. Hyunjin arkasından gelip o da nefes nefeseyken elini arkadaşının sırtına attı ve ovaladı. Nefes alış verişlerinin arasında eğilip arkadaşına seslendi. "İyi misin?"
Jisung doğrulup ellerini beline koydu. Tekrardan arkadaşına dönüp kafasını salladı. "Evet, evet iyiyim" Hyunjin gülümseyip sepetteki şeftalilerden birini arkadaşına uzattı. "Serinlersin" Jisung gülümseyip Hyunjinden şeftaliyi aldı. Parmağıyla arkalarındaki çeşmeyi işaret etti. Jisung o tarafa dönerken konuştu. "Orada yıkayabilirsin" Jisung kafa sallayıp arkadaşına tekrar gülümsedikten sonra çeşmeye doğru gitti.
Çeşmeyi açıp soğuk suyun altında şeftaliyi yıkadı. Yanında hissettiği hareketlilik ile yan tarafına baktı. "Yorulduysan evine gidebilirsin hem biraz dinlenmeye ihtiyacın var gibi görünüyor" Felix kendi meyvesini çeşmede yıkarken konuştu. Jisung şeftaliyi yıkamayı bitirince çeşmeyi kapatıp şeftaliden bir ısırık aldı ve etrafına baktı. Herkes toplanıp olmuş meyveleri topluyorlardı. Bu meyveler sonrasında kasabanın dışındaki marketlere veya fabrikalara gönderilecekti.
Kafasını sallayıp ağzındaki lokmayı yuttu. Şeftali ne çok sert ne de çok yumuşaktı. Tam kıvamında sulu suluydu. "Tamamdır. Biraz dinlenip yine gelirim" Oradan ayrılırken Felixin omzuna hafifçe vurup bir nevi hoşça kal demişti. Bahçenin dışına doğru yürürken bakışları etrafta meyve toplayan insanlardaydı. Arada elindeki şeftaliden ısırıklar alıyor susuzluğunu gideriyordu.
Bahçenin sonlarına doğru geldiğinde kafasını yere eğip düşünmeye başladı. Gözlerini kapattığında partideki an gözlerinin önüne geldi. Bu bir anda duraksamasını sağladı. Her ne kadar yataktan çıkmayı başarıp atlattığını düşünse bile gözlerini her kapatışında önüne onun yüzü geliyordu. Çok özlemişti onu. Yokluğunda hep bir yanı boş hissediyordu. Ömrü boyunca bir yanı boş yaşayacağına emindi.
Gözlerini açıp kafasını gökyüzüne çevirdi. Eskiden hala Minhoyu bekliyor geleceğini umut ediyordu. Bir gün yataktan çıkıp herkese onu unuttuğunu söylemişti. Fakat her ne kadar dışarıdan unutmuş gözükse bile kalbinin bir yerinde hala bir kapı açıktı. O kapı hala Minho için açıktı.
Kafasını sağa sola sallayarak düşüncelerden kurutulmaya çalıştı. Ama sadece çalıştı çünkü biliyordu ki gece yattığında tekrardan gözleri önüne Minho gelecekti ve bir uykusuz gece daha yaşanacaktı. Elindeki şeftaliyi tekrardan ısırıp sertçe yürümeye devam etti. Bahçeden çıktığında kaşlarının çatık olduğunu ona gönderilen tuhaf bakışlarla anladı. Dışarıdan aşırı sinirli ve sanki birisini dövmeye gidermiş gibi gözüktüğüne emindi.
Uzun bir yürüyüş sonrası evinin bahçesine geldiğinde derin bir nefes alıp kendisini düzeltmeye çalıştı. Zaten yatakta geçirdiği o kötü günlerde ailesi onun için çok fazla endişelenmişti daha fazla onları endişelendirmek istemiyordu. Üstelik yakın zamanda ablasının yanına gideceklerdi içlerinin rahat olması gerekiyordu.
Mutfak kapısından girdiğinde bir süre bakışları tezgahta kaldı. İki yıl önce Bayan Heiyi kaybetmişlerdi. Zaten çok yaşlanmıştı ve hastalanmaya başlamıştı. Jisung her saniyesine kadar hastanede Bayan Heinin yanında kalmıştı fakat yine de özlemini giderememişti. Her uyandığında Bayan Heiden günaydın öpücüğü alamaması hala kalbinde bir sızı oluşturuyordu.
Derin bir nefes verip içeriye geçti. Babası her zamanki koltuğunda oturmuş gazetesini okuyordu. Yanındaki uzun koltuğa kendisini bırakıp tavana bakmaya başladı. Kağıt hışırtıları duyduğunda babasının ona dikkat kesildiğini fark etti. "Bir sorun mu var?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SUMMER -Minsung
Fanfiction!✔! Han Jisung bir yaz tatilinde kasabaya bu kadar güzel birinin gelebileceğini ve geleceğini tamamen değiştireceğini bilmiyordu.
