Bu bölüm smut içermektedir rahatsız olursanız gidebilirsiniz <3
Her şeyin düzene girmesinden kaç gün hatta yıl geçtiğini kimse bilmiyordu. Zaten oldukları ana odaklanmak varken neden geçmişi veya geleceği düşünerek kendilerini üzsünler ki? Şuan harika bir düzene girmişlerdi. Arada olan küçük problemler dışında her şey yerli yerindeydi. Zaten her zaman öyle olmadı mı? Tek yapmamız gereken o küçük problemleri unutup olduğumuz ana odaklanmak.
Herkesin düzene girmesi uzun bir süre almıştı tabii fakat tekrardan eskisi gibi olmaları hepsini çok mutlu ediyordu. Şimdi ise Jisung ve Minho birlikte kalacakları evi tekrardan düzene sokuyorlardı. Jisung'un ailesi ablalarının yanında kalacaklarını -Arada ziyarete gelecekler- söylemişlerdi ve Jisung aklına gelen planı izin aldıktan sonra uygulamaya başlamıştı.
"Jeongin kalkıp yardım eder misin artık?!"
Felix duvara çivi çakan eşinin merdivenini tutarken geldiklerinden beri hiçbir şey yapmayıp Dori ile oynayan Jeongin'e döndü. Jeongin kaşlarını çattı ve Dori ile oynamayı bırakıp Felixe döndü. "Ne demek yardım eder misin Hyung? Ben zaten yanınızda durarak size en büyük yardımı vermiyor muyum?"
Felix gözlerini devirerek içinden küçük mırıltılarla Jeongin'e söylenirken Jisung ikisinin bu hallerine güldü. Ardından bakışları kapıdan küçük koltuğu geçirmeye çalışan Hyunjin ve Minho'ya döndü. Herkes sırf bu ev için çok çalışıyordu. Bu tekrardan bağlarının ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyordu Jisung'a.
"Hyunjin şimdi şu sopayı götüne sokacağım, sana yan git diyorum!"
"Hyung kıçım yetmiyor gidemiyorum!"
Hyunjin yakınırken ve Minho ona sinirden damarları çıkmış bir şekilde bakarken Jeongin hallerine kahkahalarla gülüyordu. Öyle ki gülerken geriye gitmiş ve kafasını çarpmıştı. Felix bu sefer Jeongin'in haline gülmeye başladı. Fakat bu sadece Jeongin'in hafiften ağlamaya başlamasıyla son buldu. Felix eşini unutup Jeongin'e koştu ve kafasını elleri arasına alıp çarptığı yeri ovalamaya başladı.
Tabii bunun sonucunda Chan yere inerken takılıp düşmüştü. Jisung temizlediği vazoyu masaya geri bırakıp sadece bir kaç dakikada oluşan kaosa bakıp gülmemek için yanaklarını ısırdı. Minho ve Hyunjin sonunda koltuğu bıraktıklarında Minho gülmemek için kendisini sıkan eşinin yanına ilerledi. Ellerini beline sararak alnına bir öpücük bırakırken ikisi de terli olmasını umursamadı.
"Sen bize mi gülüyorsun hm?"
Jisung kafasını sallayıp eşinin dudaklarını öptü ve geri çekildi. İkili orada gülerken kaosun altında kalanlar onlara bakıp yüzlerini ekşitti. "Aloo burada ölüyorum!" Chan bağırdığında ve yardım istediğinde Felix hemen eşinin yanına koştu. Üstünden merdiveni kaldırıp gülmemeye çalışarak eşini kaldırdı. Chan kalktığında belini tutarak esnedi.
"Vah vah kocacığım yaşlanmış"
Herkes tekrardan gülmeye başlarken Chan Felix'i gıdıklamaya Felix de ondan kaçmaya başlamıştı. Gülüşlerin arasında içeriye elindeki limonatalarla ve kurabiyelerle Seungmin ve Changbin girdi. Herkesin gözü ellerindekilere kaydı ve aynı anda Jeongin ve Hyunjin'in karnı guruldadı. Fakat kimsenin şuan buna odaklanacak hali yoktu bu yüzden hemen koşarak limonata ve kurabiyelerin olduğu masaya gittiler.
Herkes limonatasını alıp içerken bir yandan da kurabiyelerden yiyorlardı. "Bu tarihe şaheser diye geçilmesi gereken kurabiyeleri kim yaptı?!" Hyunjin kurabiyelerden birini kaldırıp bağırdığında Felix gururla elini kaldırdı. Chan Felix'in yanağını öpüp "Başka bir şaheser yapmış" Herkes "ooo" demeye başladığında Felix utanıp kafasını Chan'ın göğsüne yasladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SUMMER -Minsung
Fanfiction!✔! Han Jisung bir yaz tatilinde kasabaya bu kadar güzel birinin gelebileceğini ve geleceğini tamamen değiştireceğini bilmiyordu.
