"Seungmin?"
Arkamı dönüğümde Seungmin ile karşılaştım. Elinde market poşetleri vardı. Pazara gittiği belliydi. Bana sanki bir hayaletmişim gibi bakıyordu. Fakat korkuyla değil büyük bir şaşkınlıkla. Sanırım oda benim döneceğimi düşünmüyordu. Aslında buradaki kimseye görünmeden bir yerlerde kalacaktım ve sonrasında kendimi gösterecektim ama Seungmin beni yakalamıştı.
Bir umutla ona bakıyordum. Umarım bana kızgın değildir. Ben ne diyorum ki tabii ki de kızgındır. Sonuçta onunla da çok yakındık. Biz kitap arkadaşıydık. Birlikte saatlerce kütüphanede kitap okur sonra da tartışırdık. Büyük bir hayal kırıklığına uğradığı kesindi.
Bana biraz daha yaklaştı. "Geleceğini düşünmüyordum" Bana kızıp, bağırıp vuracağını zannediyordum fakat Seungmin hala o küçük Seungmindi. Hem görünüşü hem de kişiliğinden hiçbir şey eksilmemişti. İçimdeki umut daha fazla yeşerirken ona gülümsedim. Seungmin de bana gülümsemişti. Yaptığım bunca şeye rağmen bana gülümsemişti.
"İstersen evimde konuşabiliriz tabii acelen yoksa" Hemen ellerimi olumsuz anlamda salladım" Hayır yok konuşabiliriz". Kafasıyla onaylayıp bana gel işareti yaptı. Ona arabamı gösterdim "Arabayla gidebiliriz" Poşetlerini arka koltuğa bırakıp arabada yanıma oturdu.
Bana yolu tarif ediyordu ve bende ona uyup ilerliyordum. Bu sırada eski sokakları tekrar görüyordum. Bir kaçı değişmişti. Yıkılan binalar bile vardı. Evlerinde yanarak ölen yaşlı çiftin de evi yıkılmıştı. Bu kalbimi acıtmıştı sonuçta orada da bir sürü anı vardı ve hepsi yok olmuştu.
Yol boyunca konuşmamıştık. Zaten bütün soruları mı saklıyordum. Eve gittiğimiz zaman ona hepsini soracaktım. Belki fazla gelmemesi için bir kaçını eksiltirdim. Fakat gerçekten soracağım çok soru vardı. Özellikle de o. Jisung. Nasıldı? Ne olmuştu? En önemlisi beni unutmuş muydu?
"Burası" Seungmin konuştuğunda frene basıp arabayı durdurdum. Evin önüne park edip birlikte arabadan indik. Poşetlerin bir kaçını alıp ona yardım ettim. Eve girdiğimizde çok düzeli olduğunu gördüm. Ailesine ne olmuştu? Gitmişler miydi?
"Salona geç ben de bunları koyup geliyorum" Kafamla onaylayıp içeri girdim. Salonun büyük bir çoğunluğunu kaplayan kitaplığı gördüğümde gülümsedim. Kitaplığa yaklaşıp parmaklarımı kitapların üzerinde gezdirdim. Bunu yapmayı çok severdim. Kütüphanede de okuyacağım kitabı böyle seçerdim. Kalbim bana durmasını söylediğinde dururdum ve kitabı alıp okurdum.
Ne ara kapattığımı bilemediğim gözlerimi açıp bir kitap da durdum. Kitabı elime aldığımda gülümsedim. Bu Seungmin ile birlikte okuduğumuz ilk kitaptı.
>~<
Kütüphane de her zamanki gibi oturup kitabımı okuyordum. Bu kitabı bitirmek üzereydim. Sonunda bittiğinde sandalyeden kalkıp yerine koymak için kütüphanenin üst katına çıktım. Kitaplıkların arasında biraz yürüdükten sonra sonunda yerini bulmuştum. Ardından okumak için başka bir kitap aramaya başladım.
Gözlerimi kapatıp parmaklarımı kitapların üzerinde gezdirdim. Bu şekilde bir kaç kitaplık geçtikten sonra bir kitabın üstünde durdum. Fakat kitaba değen parmağımın yanında başka bir parmak daha vardı. Gözlerimi açıp parmağın sahibine baktım. Seungmin elindeki iki kitabı sol eliyle tutuyor sağ parmağıyla da benim tuttuğum kitabı tutuyordu. Bana bakışlarından utandığını anlamıştım.
Hemen parmağını çekip arkasını döndü. Gidecekken onu durdurdum. Bunu neden yapmıştım bilmiyordum sadece durdurmuştum. Bana geri dönüp baktığında ona gülümsedim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SUMMER -Minsung
Fiksi Penggemar!✔! Han Jisung bir yaz tatilinde kasabaya bu kadar güzel birinin gelebileceğini ve geleceğini tamamen değiştireceğini bilmiyordu.
