15 Haziran 1987
"Limonatalar geldi!"
Felix elinde limonatalarla bahçeye adım attı. Diğerleri yüzlerindeki koca gülümseme ile bir oh çektiler. Hyunjinin annesi tekrar onları meyve toplamaya çıkarmıştı. Toplarken eğlenip gülmüşlerdi fakat bir yandan da yorulmuşlardı. Çimlere uzanıp Felixin limonataları getirmesini beklemişlerdi. Felix elinde limonatalarla gelince de ayağa kalkıp tepsiden limonataları aldılar. Hepsi tek bir dikişte bitirmişti. Felix hallerine kıkırdayıp küçük yudumlarla limonatasını içmeye başladı.
"Yüzmeye gidelim mi?"
Jeongin bardağı tepsiye geri koyarken konuştu. Hepsi bardakları geri koyduktan sonra Hyunjin başıyla onayladı ve bisikletlerine gitmeye başladılar. Jeongin Hyunjinin bisikletinin arka kısmına oturdu kendisi daha bisiklet sürmeyi bilmiyordu fakat Hyunjin söz vermişti ona bisiklet sürmeyi öğretecekti. Diğerleri de bisikletlerine binip bahçeden çıktılar.
Binaların arasından birbirleriyle şakalaşarak geçiyorlardı. Etraf onların kahkahasıyla güzelleşiyordu. Çarşının ortasına geldiklerinde Jisung bisikletini durdurup heykelin altında oturan çocuğa baktı. Elinde meyve suyu ile kitap okuyordu. Arkadaşları Jisunga baktıklarında Jisung onlara devam etmelerini söylemişti. Jisung bisikletini çocuğun önüne sürdükten sonra çocuğa en büyük gülümsemesini sundu.
"Hadi atla!"
Çocuk kafasını eğip Jisunga bakmaya başladı. Jisung bisikletini az yana kaydırıp çocuğun elini tuttu ve kaldırdı. "Yüzmeye gidiyoruz" Çocuk elini hızla çekince Jisung elini tekrar tutup konuştu. "Merak etme biz yüzeriz sen ise kitap okursun." Çocuk etrafına baktıktan sonra kitabı kapatıp Jisungun arkasına bindi. Sırtları birbirine değiyordu Jisung ensesinde çocuğun kızıl saçlarını hissediyordu. Sırıttıktan sonra pedalı çevirip nehre doğru sürmeye başladı.
Nehre vardıklarında nehre uzak bir yere bisikletini bıraktı. Kızıl saçlı çocuğun elini tutup nehre doğru koştu. Nehrin kıyısına geldiklerinde durdu ilk önce harika manzaraya baktı. Dağlar bulutlar ve parıldayan güneş. Ardından kafasını yan tarafında parlayan kızıl saçlıya çevirdi. "Nasıl?"
Kızıl saçlı kafasını Jisunga çevirip gülümsedi. "Güzel"
Jisung kızıl saçlının elini bırakıp tişörtünü çıkardı. Kızıl saçlı çimlere uzanıp bir süre daha dağları izledi. Jisung nehre girdiğinde ilk önce soğuktan titremiş ardından arkadaşlarıyla oynarken ısınmaya başlamıştı. Jisung ve arkadaşları nehirde birbirleriyle şakalaşarak oynuyordu kızıl saçlı çimlere uzanmış kitap okuyor arada Jisung ve arkadaşlarına bakıp sırıtıyordu.
Jisung nehirden çıkıp kızıl saçlının yanına çimlere oturdu. Islak saçını geri atıp gökyüzüne baktı. Bulutlar herhangi bir şeye benzemiyordu sadece buluttu işte. Fakat güzel gözüküyorlardı. Jisung kafasını yana çevirip kızıl saçlının okuduğu kitaba baktı. "Yolculuk"
"Kitabın konusu ne?"
"Bir adamın ülkesinde savaş çıkması sonucu başka ülkelere giderek hayatta kalmaya çalışmasını anlatıyor"
Jisung kafasını sallayarak onayladı. Kızıl saçlı çocuğa biraz daha yaklaşıp kitabı okumaya çalıştı. Kızıl saçlı kitabı Jisungun görebilmesi için yana çevirdi. Kitap okumaktan nefret eden Jisung burnuna gelen papatya kokusuyla beraber kitabı zevkle okudu. Seungminin yüzüne su sıçratması ile kitaptan ayrıldı. "Seungmin!"
Seungmin çimlere otururken konuştu. "Bizi tanıştırmayacak mısın?"
Jisung kızıl saçlıya dönüp herkesi tanıştırmaya başladı. Bu sırada diğerleri de teker teker sudan çıktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SUMMER -Minsung
Fanfiction!✔! Han Jisung bir yaz tatilinde kasabaya bu kadar güzel birinin gelebileceğini ve geleceğini tamamen değiştireceğini bilmiyordu.
