6 Haziran 1987
Çocuklar bahçeye girip kızıl saçlıyı beklemeye başladılar. Fakat bir türlü gelmiyordu. Bahçenin çimenlerine oturmuş vişne suyu içip birbirleriyle konuşuyorlardı. "AAH çok sıkıldım ama ben!"
Seungmin bıkkınlıkla kendisini arkaya atarken konuştu. Felix ve Hyunjinde ona katılıp oflamaya başladılar. "Beklerken meyveleri toplamaya ne dersiniz hem bir iş yapmış oluruz oyalanırız hem de yardım etmiş oluruz"
Jeongin fikrini öne sürdüğünde ilk önce herkes bakışmış bir kaç mırıldanma oflanmadan sonra kabul edip ayağa kalktılar. Hyunjin ve Jeongin, Felix ve Seungmin birlik olup ağaçlara çıkıp toplamaya başladılar. Jisung ise kendi başına bir ağaçta hem toplayıp hem de sepete koyuyordu.
Hyunjin bir elma alıp Jeongine fırlatınca Jeonginin dikkati dağıldığı için elma kafasına düştü. Jeongin çatık kaşlarla Hyunjine bakınca Hyunjin gülüp onunla alay etti. "Yeni bir Newton doğuyor!"
Jisung onların haline gülmüş elindeki elmayı bakmadan sepete atmıştı. Elmayı bıraktığı gibi acıyla inleme sesi gelince ağacın altına baktı. Kızıl saçlı çocuk kafasını tutup gözlerini yummuş acıyla bağırmıştı. "Dikkat etsene be!"
Jisung hemen ağaçtan atlayarak inip kızıl saçlı çocuğun önüne gelip elini saçlarına koyup ovmaya başlamıştı. "Özür dilerim! Çok acıdı mı?"
Kızıl saçlı çocuk Jisungun elini çekip Jisunga kaşları çatık bakmaya başladı Jisung kızıl saçlı çocuğun canının acıdığını anlayınca birçok kez hafifçe eğildi. "Özür dilerim gerçekten özür dilerim!"
Kızıl saçlı çocuk Jisungun arkadaşlarına da baktıktan sonra yerdeki kitabı alıp yürümeye başladı. Jisung çocuğun kolundan tutup kendisine çevirdi. "Dün olanlar için hem özür dilerim hem de teşekkür ederim"
Kızıl saçlı çocuk hafifçe kafasını salladıktan sonra kolunu kurtarıp tekrardan yürümeye başladı ama tekrar kolundan tutuldu. "Bizimle nehre gelmeye ne dersin? Hem daha güzel bir şekilde tanışmış oluruz"
Kızıl saçlı kafasını olumsuz anlamda sallayıp geri dönecekken Jisung çocuğun bileğinden kavrayıp onu bahçeden çıkardı. Arkadaşları da arkadan geliyorlardı. Kızıl saçlı çocuk ilk önce elini kurtarmaya çalıştı fakat sonradan pes edip nereye götüreceğine baktı. Jisung koştura koştura sonunda nehre gelmiş gelince elini dizlerine koyup nefesini dengelemeye çalıştı. Kızıl saçlı çocuk etrafını inceliyordu. Masmavi çok güzel bir nehir yemyeşil ormanlık alan ve çimlerin üzerindeki masa ve sandalyelere baktı. Buranın manzarası bile ayrı güzeldi.
Kızıl saçlı manzarayı incelerken Jisung da onun etrafa olan şaşkın ve hayran bakışlarını inceliyordu. "Nasıl beğendin mi?". Kızıl saçlı kafasıyla onaylayıp tekrar manzarayı izlemeye başladı. Bileğinde el hissetti ve bir yere sürüklendi. Jisung onu nehre sokmaya çalışıyordu. Tam nehrin kıyısında kendisini durdurdu. Jisung arkasına baktı ve kafasını hafif yana eğip kızıl saçlı çocuğa baktı.
"Neden gelmiyorsun?"
"Suya giremem. Islanırsam babam bana çok kızar."
"Hadi gel! Lütfen! Durulanırsın zaten fark etmez!"
Kızıl saçlı Jisunga bakıp kafasını sağa sola salladı. "Yoksa yüzme bilmiyor musun?" Kızıl saçlı Jisunga kaşlarını çatıp bağırdı. "Ne alaka be! Sadece yüzmek istemiyorum!"
Jisung kızıl saçlının inadını ve huysuzluğunu anlayamıyordu. Hızlı hareketlerle kızıl saçlıyı elinden tutup nehre çekti. Kızıl saçlı nehre girer girmez vücuduna değen soğuklukla titredi ve bağırdı. "AĞĞH çok soğuk!"
"Merak etme alışırsın sadece gözlerini aç!"
Kızıl saçlı gözlerini aralayıp baktı. Hemen tekrar kapatıp kollarını sıkıca Jisungun boynuna dolayıp bağırmaya devam etti. "Hayır çıkar beni buradan! Boğulacağım çıkar beni!"
Jisung kızıl saçlının yüzme bilmediğini anlayınca onu belinden tutup nehirden çıkardı. Kızıl saçlı nehirden çıkar çıkmaz kendisini çimenlere atıp nefesini düzeltmeye çalıştı. Diğerleri de nehirden çıkıp kızıl saçlının etrafını sardılar. Felix hemen nefes alıyor mu diye kontrol etmek için kulağını ağzına götürdü. Kızıl saçlı Felixi ittirip doğruldu. "Yaşıyorum! Daha ölmedim!"
Jisung tuttuğu nefesi vermiş rahatlamıştı. Fakat gözlerinden ateş çıkaran çocuk ona döndüğünde nefesini tekrar tuttu. "Fakat ölebilirdim! Sana girmek istemediğimi söylemiştim!"
"Özür dilerim yüzme bilmediğini bilmiyordum. Hem bana yüzme bilmediğini söylemedin!"
Kızıl saçlı Jisunga daha fazla öfkeyle bakmaya başlayınca Jisung susup kafasını eğdi. Seungmin hemen bir bardak su getirip kızıl saçlı çocuğa verdi. Çocuk suyu alıp içtikten sonra Seungmine teşekkür etti. Ve kalkıp koşarak oradan uzaklaştı.
Jisung kendisini çimenlere atıp elleriyle kafasını örttü "Ben tam bir salağım!". Hyunjin ve Jeongin gülmelerini tutamayıp kahkaha atmaya başladılar. Felix ikisine de sert olmayan bir yumruk atınca ikisi de kahkahalarını bastırmaya çalıştı. Felix arkadaşının yanına çimenlere uzandı. "Sorun değil başka zaman tekrar tanışırsınız". Seungmin de diğer yanına uzanıp konuştu. "Ama yaptığın büyük salaklıktı bunu da unutma"
"Seungmin!"
"Ne!"
Hyunjin ve Jeonginde yanlarına uzanıp birlikte gökyüzünü izlemeye başladılar. "Neden bilmiyorum fakat içimden bir şey onu tanımam onun ismini öğrenmem gerektiğini söylüyor ve ben buna karşı koyamıyorum"
-------------------------------------------------
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SUMMER -Minsung
Fanfiction!✔! Han Jisung bir yaz tatilinde kasabaya bu kadar güzel birinin gelebileceğini ve geleceğini tamamen değiştireceğini bilmiyordu.
