Duyduğumuz neşeli sesle hemen birbirimizden ayrıldık. Seungmin ani hareketlerle beni odasına itip kapıyı kilitledi. Ben odaya itilmemle yere düşmüştüm. Hemen ayağa kalkıp kulağımı kapıya dayayıp duymaya çalıştım.
"Seungmin kapıyı tamir ettirmelisin çok zor açılıyor" Tanıdık ses tekrar duyulduğunda sesin kime ait olduğunu çözemedim. Sadece Jisung olmaması için dua ediyordum. Şuan onun karşısına çıkacak durumda değildim.
"Ah evet kapıda bir sorun var en kısa zamanda baktıracağım" Seungminin sesini duyduğumda biraz daha rahatlamıştım. Ardından bir kaç ses geldiğinde koltuğa oturduğunu anladım. "Sen neden geldin?" Seungminin sesi daha net gelince kapının önünde durduğunu anladım.
"Arkadaşımın evine gelemez miyim?" Tanıdık ses sorgulayıcı konuştuğunda Seungminin kıkırtısını işittim. "Tabii ki gelebilirsin" Seungmininde en az benim kadar korktuğu belliydi.
"Önceki gelişimde getirdiğim defter burada kalmış onu almaya geldim" Ardından koltuk gıcırdaması daha duyulduğunda kalktığını anladım. Bir kaç yaklaşan ayak sesinden sonra nefesimi tutmaya devam ettim. "Sanırım odanda olmalıydı" Yaklaşan adımları duydukça kalbimin ritmi daha da hızlanıyordu.
"Ben getiririm!" Seungmin sesini kontrol edemeyip bağırdığında biraz daha rahatlamıştım. "Tamam bekliyorum" Kapının önünden çekilip duvarın arkasına saklandım. Seungmin kapıyı açıp yavaşça içeri girdikten sonra kapıyı kapattı. Gözlerimiz hemen buluştuğunda parmağını dudaklarına koyup sus işareti yaptı.
Başımla onayladığımda kafamı sallayıp kim olduğunu sordum. Bana doğru yaklaşıp eğildi ve kulağıma fısıldadı. "Hyunjin"
Gözlerim kocaman açıldı ve göremeyeceğimi bildiğim halde duvara baktım. "Hyunjin mi?" Seungmin hemen eliyle ağzımı kapattı ve kaşlarını çattı. "Bağırmasana" Kafamla onayladığımda ellerini ağzımdan çekti.
Yanımdan kalkıp defteri bulmaya gitti. Bir kaç çekmece açtıktan sonra dolaplara baktı. Ben ise duvara yaslanmış hareketlerini izliyordum. Aklımda Hyunjinin bana kızgın olup olmadığını geçiriyordum. Seungminin açtığı bir çekmece de defteri görünce hemen ayağa kalkıp ona vermek için yanına gittim.
Defteri elime alıp Seungmine gülümseyerek verdim. Oda bana gülümseyerek defteri aldı. "Nerede kaldın Seung-" Açılan kapıyla ikimizde o tarafa döndük. Kalbimin öncekinden daha hızlı attığına yemin edebilirdim.
Hyunjin bir bana bir Seungmine bakıyordu. Ardından gözleri buluşan ellerimize gittiğinde kaşları daha çok çatıldı. Odağı ben olduğumda ayaklarımın titrediğini hissettim. "Sen?!" Hyunjinin bu bakışları bile benden ne kadar nefret ettiğini anlatıyordu.
Seungmin şaşkınlıktan çıkıp hemen Hyunjinin yanına koştu. Hyunjin Seungmine dur işreti yapınca Seungmin olduğu yerde durdu. Çoktan gözleri dolmuştu bile. Ben ise hala hayatımı nasıl kurtarabileceğimi düşünüyordum. Hyunjin çatık kaşlarıyla bana doğru adımladığında olduğum yerde daha fazla küçüldüm.
Önümde durduğunda gözlerinde saf bir öfke yoktu. Evet bana kızgındı fakat gözlerinde biraz da olsa görülebilen bir özlem vardı. Fakat suratıma inen yumruk bunların tam tersini söylüyordu.
Yediğim yumrukla yere düşerken Hyunjin üstüme çıkıp diğer yumrukları geçirmeye başlamıştı bile. Seungmin hemen koşarak Hyunjini durdurmaya çalışıyordu. Hyunjin ise durmadan yüzüme yumruk atıyordu. Acıyla yüzümü buruşturuyordum fakat bunları hak ediyordum. "Ne yüzle!" Hyunjin bağırmaya başladığında yumruklar daha da sertleşti. "Ne yüzle geri geldin!"
Artık yumruklar beni bayıltacak raddeye geldiğinde elimle yüzümü siper ettim. Bu sefer ellerime yumruklar atmaya başladı. Arada koluma değen ıslaklıklarla ağladığını anlamıştım. Demiştim her ne kadar kızgın olsa bile içinde bir özlem olduğunu.
"Hyunjin dur artık!!" Seungmin resmen çığlık attığında Hyunjin sonunda durabilmişti. Üstümden kalktığında Seungmin hemen yanıma gelip yüzümü elleri arasına aldı. Ben gözlerimi açmaya çalışırken Seungminin hıçkırıklarını duymuştum. Ardından sertçe çarpılan bir kapı sesi.
Seungmin ağlarken benimle ilgilenmeye çalışıyordu "Özür dilerim" Kafamı salladım "Sen neden özür diliyorsun ki bu benim suçum" Yavaş yavaş ayağa kalktığımda Seungmin kolumun altına girip elini belime koydu ve beni yatağa yatırdı. Ben hala acıdan dolayı dişlerimi sıkarken ve yüzümü buruştururken Seungmin odadan çıkıp elindeki ilk yardım kutusu ile içeri girdi.
Kutuyu açıp içinden bir kaç eşya çıkarıp geri masaya koydu. Gözlerim yarı kapanık olduğu için ne yaptığını tam göremiyordum fakat pamuğa bir şey döktüğünü görmüştüm. Pamuğu yavaşça yüzümdeki yaralara sürerken ben elimin altındaki çarşafı sıkıyordum.
Hala gözünden yaşlar akarken yüzüme pansuman yapmaya devam ediyordu. Gözümü açabilecek duruma geldiğimde ona baktım. Çoktan bir sürü pamuk kana bulanmıştı. Hem yüzündeki yaşları silmeye çalışıyor hem de pamuğa ilacı dökmeye çalışıyordu.
Elini tutup bana bakmasını sağladım. "Bu durumda benim ağlamam gerekmiyor mu?" Az da olsa tebessüm ettirebildiğimde ben de gülmüştüm. Fakat acıyan yanaklarımla tekrar sabit durmuştum. Elimi yanağına götürüp yaşları sildim "Ağlama" Seungmin kafasıyla onaylayıp pansumana devam etti.
"Hyunjinin sinirini anlıyorum fakat sana vurması...Ah çok ileri gitti" Seungmin çatık kaşlarıyla konuştuğunda kafamı salladım "Hayır inan bana az bile yaptı" Seungmin pamuğu yüzüme bastırdığında acıyla inleyip ona baktım. Kaşlarını daha çok çatıp bana bakmıştı "Kes sesini" Ona gülümseyip kafamı sallayarak onayladım.
Pansuman bittiğinde pamukları çöpe atmak için odadan çıkmıştı. Gözlerimi tavana sabitleyip düşündüm. Acaba Jisungda Hyunjin gibi beni yumruklayacak mıydı? Yoksa daha kötüsünü yapıp beni vuracak mıydı? Belki de ben yokmuşum gibi davranırdı.
Seungmin geri geldiğinde yatağın ucuna oturdu. "Burada dinlenebilirsin ve hayır itiraz istemiyorum" Kaşlarımı olabildiğinde çatmaya çalıştım ve ona baktım "Seungmin sen koltukta yatamazsın seni yerinden etmek istemiyorum gerçekten gerek yok" Seungmin göz devirdi "Her zaman böyle huysuz muydun?"
Huysuz!
"Dediğim gibi sen burada uyuyorsun ve ben de koltukta uyurum beni merak etme" Gülümseyip kafamı salladım. Normalde daha fazla itiraz edebilirdim fakat hiçbirini kabul etmeyeceğini biliyordum. Seungmin her zamanki gibi inatçıydı işte. Bana gülüp ayağa kalktı. Geri geldiğinde elindeki suyu masaya koydu. "Susarsan bunu içebilirsin ben salonda oturuyorum" Kafamı salladım. Tam gidecekken onu durdurdum. Arkasını dönüp hemen yere çökerek yanıma geldi. "Hyunjin ne olacak?"
Seungmin bakışlarını kaçırdı "Bilmiyorum" Kafamı tekrar tavana çevirip derin bir nefes aldım. Buraya dönmem kesinlikle bir hataydı. Eminim herkes bensiz mükemmel hayatlar yaşamaya başlamışlardı bile ve ben tekrar gelip hepsinin düzenini bozuyordum.
Seungmin ayağa kalkıp elimi tuttu. "Sen şimdilik bunları düşünme. Eminim Hyunjin hiçbir şey söylemez." Gülümsedim. "Umarım" Seungmin de gülümseyip elimi bir kez daha ovaladıktan ve odadan çıkmadan önce konuştu.
"İyi uykular Minho"
------------------------
Evet biraz daha kaos ehe
Sizce nasıl gidiyor güzel mi hoşunuza gidiyor mu?
Oy ve yorumlarınız benim için önemli~
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SUMMER -Minsung
Fanfic!✔! Han Jisung bir yaz tatilinde kasabaya bu kadar güzel birinin gelebileceğini ve geleceğini tamamen değiştireceğini bilmiyordu.
