57.Bölüm Mektup

67 6 0
                                    

Arabayı görünmeyecek bir yere park ettikten sonra kahvehaneye doğru ilerledim. Dün Uraz'la geçen konuşmadan sonra direk uyumuştum. Sabahta uyandığımda evde kimse yoktu bende bu şeyden yararlanıp geri buraya gelmiştim.

Sokağın başına geldiğimde duraksadım çünkü herkes buradaydı, hemde herkes. Hızla sırtımı duvara dayadım ve düşünmeye başladım. Arkadan girmem gerekiyordu bu yüzden yan sokaktan ilerleyecektim ama kahvehanenin arka kapısı yoktu.

Kesin Adem ve Mete'de içerdedir bu yüzden ikisinden birinide çağıramam. Sesli bir şekilde nefes verirken arka sokaktan ilerlemeye başladım. Burası yan sokağın aynısıydı neredeyse, kahvehanenin arkasına geldiğimde cama doğru ilerledim. İyiki bu cam açıktı, yere çöküp camdan içeriye baktım. Abimler bir masada toplanmış diğer herkesle birlikte. Mete'de ciddi bir şekilde bir şeyler anlatıyordu. Adem ise ortalıkta yoktu.

''Şimdide bizi mi gözetliyorsun vahşi kız''duyduğum alaylı ses ile yerimde sıçrayarak yere düştüm. Resmen yerde oturuyordum şu an

''Ne sessiz sessiz yaklaşıyorsun be''dedim fısıltıyla. Adem gülerek kollarımdan tutup beni kaldırdı

''Neden fısıldıyoruz?''dedi o da fısıldayarak. Sonradan fark etmiş olacakki kaşları havaya kalktı ve camdan içeri baktı.

''Abinler demek...şu çocukları korkutan. Maşallah kaç tane abin var?''dedi ve bana döndü. Takmıştı çocuklara.

''Beş tane var, oradaki kuzenin Mert yanındaki Uraz, Aras, Kan, Gülnida, kuzenim Hakan ve Rüzgar'' dedim. Neden açıklama yapıyordum ki ben buna? Bunu fark ettiğimde yüzüm ne şekil aldıysa artık Adem buna güldü.

''Safsın hemde baya... Mert'de senden hiç söz etmemişti''dedi.

''Benim buraya geldiğimi söyleme sakın onlara...özelliklede kuzenine''dedim ve onlara bakmaya devam ettim. Rüzgar kafasını bize doğru çevirirken aynı hızla Adem belimden tutup yerlerimizi değiştirdi sonrada sırtını cama yasladı. Bu şekilde benim görünmemi engellemişti ve küçücük camdan sadece Adem'in sırtı gözüküyordu. Kollarındaki ellerimi çekerken bir adım geri çekildim.

''Saol''dedim. Az kalsın yakalanıyordum çünkü. ''Telefonunu ver''dedi elini bana uzatarak. Kaşlarım çatıldı, neden istiyoruki şimdi bu?

''Hadi''dedi ve eline baktı. Sesli bir şekilde nefes verirken telefonumu eline verdim. Ekrana baktıktan sonra çatılı kaşları ile geri bana döndü ''Açsana''

Telefonumun şifresini girdikten sonra aramalar yerine geldi ve bir numara yazıp çaldırdı. Cidden ne yapmaya çalışıyor bu?

Kendi telefonu çalınca cebinden çıkardı ve açtı sonrada kendi telefonunu bana uzattı. Benim telefonumuda kendi cebine koyup göz kırptı. Aklımdan geçeni yapacaktı galiba, yüzündeki gülümseme ile beni kolumdan tutup duvara itekledi sonrada camı tıklattı. Camı biri açınca Adem son kez bana bakıp camdan içeri girdi ve camı arkasından kapattı. Hızla telefonu kulağıma götürdüm.

''Hayırdır reis klasiklerine devam mı?''dedi tanımadığım bir erkek sesi. Büyük ihtimalle az önce camı açan kişiydi.

''Devam devam...sen bana bir çay getir''diyerek sandalyeyi çekti ve oturdu

''Hoş geldin abi''dedi Mete ve ardından Mert söze girdi. ''Kuzen... değişmişsin, yurtdışı yaramış sana''

''Eyvallah kuzende hayırdır?''dedi.

''Uzun hikaye. Bize Ali'nin abisi lazım, Mete yerini bilmediğini söyledi ama en son Fatma teyzenin evinden çıkarken görmüş''dedi Mert.

''Timur mu? Ben dönmeden bir gün önce konuştuk onla ama nereye gideceğini söylemedi sadece... Ali'nin mezarına gitmemi istedi''dedi duraksayarak.

Ben Kazandım 🃏(1-2)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin